KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2024/11867 E., 2025/2 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ocak 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1230 E., 2024/1532 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 9. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/662 E., 2023/321 K.
Karar Metni
1.899 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015-2016 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde elektrik terminasyon formeni olarak en son aylık net 2.100,00 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanamayacağını, davacının Türkiye’de çalışmasının bulunmadığı dikkate alındığında somut olayda Rusya mevzuat hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 15.09.2014-05.11.2015 tarihleri arasında 1 yıl 1 ay 21 gün çalıştığı, son ücretinin net 2.000,00 USD olduğu, dosyada mevcut Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından onaylanan sözleşmenin matbu olarak hazırlanmış olduğu, uygulanacak hukukun da matbu olarak yer aldığı, sözleşmenin zayıf tarafı olan işçiye uygulanacak hukuk konusunda seçim hakkı tanınmaksızın matbu sözleşmelerin imzalatıldığı, bu sözleşmelerin davacının serbest iradesini yansıtmadığı;
ayrıca 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi dikkate alındığında, Rusya hukukunun kamu düzenine aykırı düzenlemeler içerdiği anlaşıldığından somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği; iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir neden olmadan ve bildirimsiz olarak feshedildiği anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına ve kullandırıldığı ispat edilemeyen yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı;
dinlenen tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığını, bir kısım hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı ancak karşılığının davalı tarafça ödendiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 05.11.2015 tarihine kadar davalının Rusya Federasyonu’nda bulunan işyerinde/işyerlerinde işçi olarak çalıştığı, davacının Rusya Federasyonu dışında bir ülkede çalışmasının bulunmadığı, davalı tarafından süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, hak düşürücü sürelerin resen dikkate alınmasının talep edildiği,
dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasının mümkün olmadığı, fesih tarihinde yürürlükte bulunan Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde öngörülen 3 aylık süre hak düşürücü süre olduğundan resen gözetilmesi gerektiği, iş sözleşmesinin 05.11.2015 tarihinde feshedildiği ve davanın 04.04.2019 tarihinde açıldığı, somut olayda 3 aylık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğu;
ayrıca davacı tarafından söz konusu üç aylık hak düşürücü sürenin geçerli bir nedenle kaçırıldığına dair dosyaya hiçbir bilgi ve belge sunulmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalı tarafça cevap dilekçesinde ve ıslaha karşı beyan dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa 10 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiği ileri sürüldüğünden bu hususa ilişkin usuli kazanılmış hakkın korunması gerektiğini,
2. Yargıtay tarafından içtihat değişikliğine gidilmesi olağan bir durum olmakla birlikte bu değişikliğin uygulanabilmesi için Yargıtay dergisinde veya başka yolla yayımlanmasından sonra açılacak davalara uygulanması gerektiğini,
3. Uyuşmazlığın Türk hukuku hükümlerince incelenip davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini,
4. Rusya hukukuna göre dosya alacaklarının talep edilebilir nitelikte olduğunu, Rusya iş mevzuatında Türk hukukundaki gibi zamanaşımı ve hak düşürücü süre düzenlemesi bulunmadığını, davalı işveren tarafından işçiye usulüne uygun bir fesih bildirimi yapmadığını, geçerli sebepler nedeniyle dava açma süresinin Mahkemece yeniden başlatılması gerektiğini,
5. Rusya iş mevzuatında yer alan sürelerin adalete erişim anlamında Türk kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, uyuşmazlıkta Türk hukukunda yer alan zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini,
6. İŞKUR nezdinde imzalanmış tip sözleşmeye dayanılarak taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığının kabulünün de hatalı olduğunu,
7. Taraflarınca yapılan yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesi gerektiğini,
8. Arabuluculuk giderinin tarafları aleyhine hüküm altına alınmasının da hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve yargılama gideri noktalarında toplanmaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara, 2021, s.127). Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2. ve 8. maddelerinin bir gereğidir.
Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 392. maddesi şu şekildedir:
“Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.
Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir.”
Yukarıda yer verilen Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava tarihi itibarıyla 3 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yetkili yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de Bölge Adliye Mahkemesince; söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 hükmüne göre hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması hatalıdır.
3. Diğer yandan; dava 04.04.2019 tarihinde açılmış olup Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün (E) bendinde isabetli şekilde Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davada, görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması nedeniyle davanın reddine karar verildiği gözetilerek davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de, hükmün (G) bendinde aynı husus gözetilmeden yargılama giderine hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (B) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “hak düşürücü süre nedeniyle” ibaresinin çıkartılması;
Hüküm fıkrasının (G) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 480,20 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresinin tamamen çıkartılarak yerine; "İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 480,20 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.01.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
DEĞİŞİKGEREKÇE
Türk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, “Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup, söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir.
Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır.
Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı karar).
Zamanaşımının bizzat kendisi kural olarak kamu düzenini ilgilendiren bir konu olmadığından yabancı hukukta zamanaşımı süresinin Türk hukukundan farklı düzenlenmiş olması, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında kamu düzeni müdahalesi gerektirmez.
Buna karşılık, uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, Yirmi Birinci Baskı, 2015, s.214.
Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, Sekizinci Baskı, 2022, s.314. Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara, İkinci Bası, 2021, s.126. Mesut Aygün, Ali Önal, "Yargıtay Kararları Işığında Milletlerarası Özel Hukukta Zamanaşımı", Legal Hukuk Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914).
Somut olayda uyuşmazlığa uygulanan Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392/1 hükmünde. “Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Rusya Federasyonu Parlamentosu tarafından Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde 03.07.2016 tarihinde Federal Kanun ile değişikliğe gidilerek 3 aylık zamanaşımı süresi 1 yıla çıkarılmıştır.
Söz konusu hüküm. “Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dâhil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.” şeklindedir.
Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 36/1 hükmünde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, mahkemeye erişim hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.
Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinin 03.07.2016 tarihinden önceki şeklinde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Nitekim Rusya Federasyonu da 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu sonucuna varmış ve 03.07.2016 tarihi itibarıyla bu süreyi 1 yıla çıkarmıştır.
Sonuç olarak, Anayasa’da temek hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde 3 aylık zamanaşımı süresi öngören kural, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir.
Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukunun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (Nomer, s.179-180; Doğan, s.260-261).
Somut olayda Türk kamu düzenine aykırı olduğu için uyuşmazlıkta uygulanmaması gereken 3 aylık zamanaşımı süresinin yerine dava tarihinde yürürlükte olan Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392/2 hükmünde yer alan 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması 5718 sayılı Kanun'un 5. maddesi hükmüne uygun düşecektir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/11867, K. 2025/2, 6 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama