KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2024/15114 E., 2025/2871 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/718 E., 2024/1743 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 5. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/521 E., 2019/1021 K.
Karar Metni
1.417 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çeşitli alt işverenler bünyesinde elektrik ustası olarak hâlen çalıştığını, davacının ... Sendikası üyesi olduğunu, müvekkilinin en başından beri davalı işverenin işçisi olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu durumun ... Bakanlığının 10.05.2011 tarihinde düzenlediği rapor ile de sabit olduğunu, üyelik nedeniyle sendika ile ... arasında yapılan sözleşmeler gereğince ödenmeyen sendika haklarından yararlanması gerektiğini ileri sürerek, ilave tediye alacağı, fazla çalışma ücret alacağı, ücret farkı alacağı, sosyal yardım alacağı, ikramiye alacağı, iş güçlüğü tazminatı (iş riski primi), bakım tazminatı, elektrik yardımı, gıda yardımı, haftasonu çalışma zammı alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirketten ihale ile iş alan firmalar yanında hangi tarihler arasında çalıştığını açıklaması gerektiğini, çalışma süresinin belirtilmemesi nedeniyle davaya konu edilen işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrama olasılığı nedeniyle zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının hangi işverenler yanında hangi tarihler arasında çalıştığını, ne kadar ücret aldığını açıkça belirtmeden, çalışma gün ve saatlerine ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacının çalıştığı yüklenici firmalar ile davalı ... arasında hizmet alım ilişkisi bulunduğunu, bu nedenle yüklenici ile aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi veya muvazaa olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; özellikle dava dilekçesinde dayanılan müfettiş raporu gerekçe gösterilerek davacı en başından beri davalı ...'ın işçisi kabul edilmiş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının fiilen yahut hukuken müvekkili ... nezdinde çalışmadığını, davacının çalıştığı yüklenici firmalar ile müvekkili Şirket arasında hizmet alım ilişkisi bulunduğundan ve bu ilişki asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak yorumlanamayacağından davacının işvereni olmayan müvekkili açısından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
2. Davalı ile alt işverenler arasında muvazaanın bulunmadığını,
3. Ücret tespitinin hatalı olduğunu,
4. Davacının toplu iş sözleşmelerinden yararlanamayacağını,
5. Talep edilen alacakların hesaplamalarının hatalı olduğunu ve yapılan indirimlerin eksik yapıldığını,
6. Faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ile alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı, buna göre davalıların davacının talep ettiği alacaklardan sorumlu olup olmadığı ve sorumluluğun hukuki dayanağına ilişkindir.
1. İlk Derece Mahkemesince; davacının davalı bünyesinde devamlı çalışmakta olduğu, sigorta kaydının hizmet alım sözleşmeleri uyarınca dava dışı şirketler tarafından yapıldığı, bu hususun tanık anlatımlarıyla da desteklendiği, bu nedenle davalı ve dava dışı şirketler arasında her ne kadar hizmet alım sözleşmeleri yapılmış ise de geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi mevcut olmayıp davacının başından itibaren davalı ... işçisi olduğu kabul edilmiş, davalıların istinaf başvurusu ise esastan reddedilmiştir. Ancak varılan sonuç eksik incelemeye dayalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2/7 hükmüne göre; bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt işveren ilişkisi denilmektedir.
Maddeye göre asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
Dolayısıyla asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için iki işverenin bulunması, mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işin varlığı ve asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi hâlinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirme unsurunun gerçekleşmiş olması gerekir. Sözü edilen bu hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanuni karineler olduğu kabul edilmelidir.
Muvazaa ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olup tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir.
Bunun dışında işverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2/8 hükmünde bazı muvazaa kriterlerine de yer verilmiştir. Maddenin 8. fıkrasına göre, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz.
Aksi hâlde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş, bölünerek alt işverenlere verilemez.
Diğer yandan elektrik dağıtım hizmetini üstlenen Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ'nin (TEDAŞ) özelleştirme programına alınması sonucunda ... Elektrik Dağıtım AŞ (...), 28.05.2013 tarihinde ... Elektrik Perakende Satış AŞ (...) ve ... olarak özelleştirme mevzuatı gereğince ihaleyi alan yükleniciler tarafından kurulan ... Enerji AŞ’ye ayrı ayrı işletme hakkı devir sözleşmesi ile devredilmiş olup bu kapsamda işletme hakkının %100 hissesi ... Enerji AŞ'ye ait hâle gelmiştir.
4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un (4628 sayılı Kanun) 15 inci maddesine 09.07.2008 tarihli ve 5784 Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5 inci maddesiyle eklenen ve 26.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren fıkra.
"Elektrik enerjisi üretim, iletim ve dağıtım faaliyeti gösteren kamu tüzel kişileri, gerekli hallerde üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin işletilmesi ve bakım onarım işlerini tabi oldukları ihale mevzuatı çerçevesinde hizmet alınması yoluyla yaptırabilirler” şeklindedir.
Bu hüküm 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe giren 14.03.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun) 30. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup 6446 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile; lisans sahibi tüzel kişilerin, lisansları kapsamındaki faaliyetlerle ilgili olarak hizmet alımı yapabileceği düzenlenmiştir.
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 48. maddesine göre de, lisans sahibi tüzel kişiler, lisansları kapsamındaki faaliyetlerle ilgili olarak hizmet alımı yapabilirler.
Hizmet ise 29.12.2020 tarihli ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Dağıtım Şirketlerinin Satın Alma ve Satış İşlemleri Uygulama Yönetmeliği'nin 4/1-(h) hükmünde (25.05.2016 tarihli ve 29722 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Dağıtım Şirketlerinin Satın Alma-Satma ve İhale Prosedürlerinin Hazırlanması ve Uygulanması Yönetmeliği'nin 4/1-(f) hükmü) açıkça ifade edildiği üzere dağıtım faaliyeti kapsamında;
arıza giderme, endeks okuma, kesme-bağlama, sayaç sökme-takma, ihbarname dağıtma, kaçak tarama, proje, hukuk, bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, mimarlık ve mühendislik, tanıtım, basım ve yayın, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, mesleki eğitim, fotoğraf, film, fikri ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri ifade eder.
..., 6446 sayılı Kanun’un 22. maddesine göre lisans sahibi tüzel kişi olarak lisans kapsamındaki faaliyetlerle ilgili hizmet alımı yapmaktadır. ...’ın dağıtım faaliyeti kapsamında ihale yoluyla gördürdüğü işler arasında yukarıda ifade edildiği üzere arıza giderme, endeks okuma, kesme bağlama, sayaç sökme takma, bakım onarım işleri bulunmaktadır. ... Enerji AŞ de sözü edilen ihaleler kapsamında iş üstlenmektedir.
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre somut olay değerlendirildiğinde, öncelikle davalılar ile alt işverenler arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin tamamı dosyada mevcut değildir. Davacının hangi hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştığı tespit edilmeden karar verilmesi hatalıdır. Ayrıca ... Bakanlığı müfettişlerince hazırlanıp kesinleştiği belirtilen muvazaa tespitini içerir raporun kapsadığı dönemler şüpheye yer vermeyecek netleştirilmemiştir. Öncelikle özelleştirme tarihinden önceki dönem bakımından davacının muvazaalı olduğu kabul edilen hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalışıp çalışmadığı belirlenmeli, ... ile davacının çalıştığı alt işverenler arasında muvazaalı bir asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir.
Özelleştirme tarihinden sonraki dönem bakımından ise davacı işçinin 6446 sayılı Kanun çerçevesinde ... tarafından ... AŞ'ye hukuka uygun olarak ihale ile verilen işler kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadığı netleştirilmeli, ... AŞ ile ... arasında mevzuata uygun olarak kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak kabul edilemeyeceği de dikkate alınarak sonuca gidilmelidir. Mahkemece belirtilen yönlerden eksik incelemeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2. Davacının dönemsel alacaklarının hesabında önceki dönem ücretleri tespit edilmeden son ücretin asgari ücrete oranlanması yoluyla hesaplama yapılması da hatalıdır.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/15114, K. 2025/2871, 19 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama