İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 9. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/10013 K.2026/1061

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor…

Esas2025/10013Karar2026/1061Tarih10 Şubat 2026Okuma10 dk · 1.985 kelime

KÜNYE

9. Hukuk Dairesi 2025/10013 E., 2026/1061 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Şubat 2026
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/2215 E., 2025/1880 K.
İlk derece mahkemesi
İstanbul 5. İş Mahkemesi
Sayısı
2019/7 E., 2022/272 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.985 kelime·10 dk okuma·7 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin elektrik arıza onarım elemanı olarak ...

Elektrik Dağıtım AŞ'nin (...) asıl işveren olduğu işyerinde dava dışı yüklenici Şirket işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin bir çok dava dışı yüklenici şirket tarafından yenilendiğini ancak aynı yerde ve aynı işi yapmaya devam ettiğini, emir ve talimatları davalıdan aldığını, davacının yaptığı işin alt işverene verilebilecek bir iş olmadığını, davacının esasen davalının çalışanı olduğunu, işyerinde fazla çalışma yaparak çalıştığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, aynı işi yapan kadrolu çalışanlara nazaran daha az ücret aldığını, bu nedenle eksik ödenen ücret alacağının bulunduğunu,

davalı ... ile dava dışı yüklenici Şirketler arasında muvazaalı ilişki bulunduğunu ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, sendikal haklardan kaynaklanan alacaklar ile ücret (denkleştirme) alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının çalışma şartlarına ilişkin iddiaları ile ücret farkına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının nezdinde çalıştığı yüklenici firmalar ile davalı arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, muvazaa tespiti içeren müfettiş raporunun gerçeği yansıtmadığını, mevzuata uygun ihale yapılıp hizmet alımı yapıldığını, sorumluluğun hizmet satın alınan yüklenici firmalarda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... ile yüklenici firmalar arasındaki iş ilişkisinin muvazaaya dayandığının kabulü ile; davacının yüklenici firmalar uhdesindeki tüm çalışma süresi bakımından işe başladığı tarihten itibaren davalı ...’ın işçisi sayılması gerektiği davacının karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin indirim yapılarak kabul edildiği, davacının ücret farkı alacağı bulunduğu, zamanaşımına uğrayan ilave tediye ücretinin reddinin gerektiği, davacının diğer taleplerinin toplu iş sözleşmesine hükümlerine göre hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kesinleşin mahkeme karaları gereği davalı Kurum ile alt işverenler arasında arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığının sabit olduğu, davacının başkaca alt işveren Şirketler nezdinde çalıştığı görülse bile taraflar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve davacının baştan beri davalının işçisi olduğu ve bu nedenle davalı Kurum asıl işveren olduğundan husumete yönelik itirazının yerinde olmadığı,

istinaf talebi yönünden Dairece yeni bir bilirkişiden rapor alınarak davacının ücreti ve toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca değerledirme yapıldığı, sunulan bilirkişi raporundaki 1. seçenek hesaplamalarının dosya kapsamına, usul ve kanuna uygun olduğu, bu yönden davalı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Alacakların zamanaşımına uğradığını,

b. Davacının fiilen çalıştığı dava dışı alt işveren Şirketler ile davalı ... arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğundan, bu ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığını ve müvekkili Şirkete husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu,

c. 2011 yılında verilen muvazaa kararının davacının tüm çalışma dönemine uygulanamayacağını, her dönemin ayrı ayrı irdelenmesi gerektiğini,

ç. Davacıya ait şahsi sicil dosyası evrakları tamamıyla temin edilmeden, eksik bilgi ve belgelerle hesaplama yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğunu,

d. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin tespitinde hesaba esas alınan tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, tanıkların davacı ile menfaat birliği içerisinde olduğunu, ispatlanamayan bu taleplerin reddi gerektiğini,

e. Davacının müvekkili Şirketteki kadrolu işçilerle aynı ücreti alması mümkün olmadığından ücret farkı talebinin reddi gerektiğini,

f. Hükmedilen alacaklarda faiz başlangıç tarihlerinin ve faiz türünün hatalı olduğunu,

g. Davacı müvekkili ... işçisi olmadığından müvekkilinin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağını,

h. Davacının iş güçlüğü tazminatı, ikramiye, sosyal yardım, elektrik yardımı, gıda yardımı, yol yardımı, yemek yardımı alacaklarına ve vardiya tazminatına hak kazanamayacağını, alacakların eksik inceleme ile değerlendirildiğini ileri sürmüştür.

2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Sendikal sözleşme bittikten sonra işçinin açıkça yazılı rızası alınmadan kazanılan ücretin düşürülemeyeceğini, işçinin dava tarihine kadar hak ettiği toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakların hüküm altına alınması gerektiğini,

b. Sözleşme hükmüne aykırı olarak 2015 öncesi ve sonrası şeklinde bir ayrıma gidilemeyeceğini,

c. Ücret fark alacağı noktasında bilirkişi raporundaki 2. seçenek esas alınarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Taraflar arasında, davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ispatı, talep edilen alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığı, zamanaşımı, husumet, muvazaa, faiz başlangıç tarihi hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Somut uyuşmazlıkta, davalı ... ile ... Sendikası arasında bağıtlanan 11.10.2013 imza tarihli ve 01.03.2013-28.02.2015 yürürlük süreli 15. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nden davacının yararlanabileceği kabul edilerek hesaplanan alacaklar hüküm altına alınmıştır.

Elektrik dağıtım hizmetini üstlenen ... Dağıtım AŞ'nin özelleştirme programına alınması sonucunda ..., 28.05.2013 tarihinde ... Perakende Satış AŞ (...) ve ... olarak, özelleştirme mevzuatı gereğince ihaleyi alan yükleniciler tarafından kurulan dava dışı ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizm. AŞ'ye (... Enerji AŞ) ayrı ayrı işletme hakkı devir sözleşmesi ile devredilmiş olup bu kapsamda işletme hakkının %100 hissesi ... Enerji AŞ'ye ait hâle gelmiştir.

Sözü edilen devir öncesi dönemde ... ile dava dışı alt işverenler arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/7 hükmüne aykırı olacak şekilde muvazaalı bir ilişki bulunduğu kesinleşen yargı kararı ile tespit edildiğinden, bu dönem için kayden alt işveren işçisi olan davacının ... işçisi olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının bu dönem için hesaplamalara esas alınacak ücretinin ve ücrete bağlı diğer haklarının davalı ...'ın taraf olduğu toplu iş sözleşmesine göre ve bu toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresinin sonuna kadar (28.02.2015) belirlenmesi yerinde görülmüştür.

3. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3/1 hükmünde "Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesine yer verilmiş, 3/2 hükmünde ise “Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklindeki düzenlemeyle, arabulucuya başvurulmadan dava açılması hâlinde usulden ret kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta 25.02.2019 tarihli arabuluculuk son tutanağına göre arabuluculuğa konu edilen alacak kalemleri; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ücreti alacağı, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışma alacağı, muvazaa (denkleştirme) ücreti, ücret alacağı, yol ve yemek alacağı, asgari geçim indirimi alacağı, sendikal haklardan kaynaklı alacaklardır.

Davacı vekilince İlk Derece Mahkemesince verilen ara karar üzerine sunulan beyan dilekçesinde talep ettikleri sendikal hakların; ikramiye, ilave tediye, iş güçlüğü tazminatı, vardiya tazminatı, gıda yardımı, yemek yardımı, giyim yardımı, sosyal yardım ile elektrik yardımı ve yol yardımı olduğunu açıklamıştır.

Davaya konu edildiği belirtilen "ikramiye, ilave tediye, iş güçlüğü tazminatı, vardiya tazminatı, giyim yardımı, sosyal yardım, elektrik yardımı, gıda yardımı" istemlerine, arabuluculuk son tutanağında yer verilmediği görülmektedir. Bu durumda söz konusu alacakların arabuluculuk müzakerelerine konu edildiği ve bu alacaklar üzerinde anlaşma sağlanamadığı şeklinde bir sonuca ulaşılamaz.

Hâl böyle olunca; arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen "ikramiye, ilave tediye, iş güçlüğü tazminatı, vardiya tazminatı, giyim yardımı, sosyal yardım, elektrik yardımı ve gıda yardımı" talepleri hakkında dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

4. Taraflar arasında fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının ispatı hususunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.

Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir.

Aynı ilkeler, hafta tatili günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.

Fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenmesi durumunda davalıya karşı davası olan tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.

Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesinde, davacının fazla çalışma yaptığı ve hafta tatili günlerinde çalıştığı ancak karşılığı ücretlerin ödenmediği ileri sürülerek talepte bulunulmuş, iddianın ispatı amacıyla tanık deliline dayanılmıştır.

Mahkemece, davacı tanık anlatımlarından hareketle hesaplanan bu alacak kalemleri hüküm altına alınmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının haftanın bir günü normal çalışma düzeninde 07.00-15.00/15.00-23.00 saatleri arasında 8 saat çalışma, 1 saat ara dinlenme ile 7 saat çalıştığı, 5 gün ise fazladan 4 saat çalışarak 12 saat çalıştığı, 1,5 saat ara dinlenme ile 10,5 saat çalışarak haftada toplam 59,5 saat çalışma ile 14,5 saat fazla çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatilinde çalıştığı ve dinî bayramların birinci günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı tespit edilmiştir.

Dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından davacı tanıklarının beyanlarına göre değerlendirme yapılmasında isabetsizlik bulunmamakta ise de dosyada dinlenen davacı tanıklarından M.E.K. ve V.D. dışındaki diğer davacı tanıkları, davalı işverene karşı dava açtıklarını belirtmişlerdir.

Davacı tanığı M.E.K'nın " ...davacı haftada 6 gün çalışırdı, kış aylarında (aralık, ocak, şubat) ve mart ayında ise haftada 7 gün çalışırdı, çalışma saatleri 07:00-15:00, 15:00-23:00 olmak üzere iki vardiya vardır, davacı bu vardiyalarda birer hafta dönüşümlü olarak çalışır, davacı kış aylarında haftada 3-4 gün en az 3-4 saat fazla çalışırdı, kış ayları dışındaki aylarda ise sadece arıza çok olunca çalışırdı, dini bayramların sadece ilk günü çalışılmaz, diğer günlerde ve diğer genel tatillerde davacı çalışırdı...", şeklinde V.D.'nin ise "... davacı haftada 6 gün çalışır, çalışma saatleri 07:00-15:00,

15:00-23:00 olmak üzere iki vardiya vardır, kış aylarında haftada 4-5 gün günlük yaklaşık 2 saat daha fazla mesai yapardı, arızanın durumuna göre 3 saat de olduğu oluyordu, kış ayları dediğim aralık, ocak, şubat, mart aylarında bu şekilde oluyordu, ayrıca bu bütün aylarda davacı toplam 4-5 hafta tatilinde çalıştığı olmuştur, dini bayramlarda 1 veya 2 gün izin kullanırdık,

diğer tüm genel tatillerde çalışırdı..." şeklindeki beyanları karşısında davacının kabul edilen ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışması bakımından yapılan tespit isabetli olmuş ise de fazla çalışma ve hafta tatili bakımından işverenle arasında menfaat birliği olmadığı anlaşılan tanıkların çalışma düzeni bakımından yaz ve kış ayrımına gittikleri görülmüştür.

Hüküm altına alınan fazla çalışma ile hafta tatili ücreti talepleri yönünden davacı tanıkları M.E.K. ile V.D'nin yukarıda özetlenen beyanları doğrultusunda, hesaplama yapılarak sonuca gidilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/10013, K. 2026/1061, 10 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  9. VI. Karar
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10013
Karar No
2026/1061
Tarih
10 Şubat 2026

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/10014 K.2026/1060
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/10015 K.2026/1186
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/10017 K.2026/1187
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/10017 K.2026/854
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/10018 K.2026/1188
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/10019 K.2026/1189

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.