KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/1123 E., 2025/6611 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2799 E., 2024/3006 K.
- Dava tarihi
- 13.11.2017
- İlk derece mahkemesi
- ... 29. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/878 E., 2024/281 K.
Karar Metni
749 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.10.2014 tarihinden itibaren davalı Şirketçe yapımı üstlenilen ...Yüksek Hızlı Batı Çevreyolu İnşaatı işinde ...'da gazaltı çelik kaynak ustası olarak çalıştığını, kıdem tazminatının eksik ödendiğini, ihbar tazminatının ve diğer alacaklarının ise hiç ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı süre boyunca hak ettiği tüm alacaklarının ikale sözleşmesi ile tarafına ödendiğini, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili Rus hukukunun uygulanmasının ve davanın ...'da görülmesi gerektiğini, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, davacıya baskı altında herhangi bir belge imzalatılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre davacının, ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödeme talebiyle mahkemeye başvurma hakkına sahip olduğu, davacı tarafından 1 yıllık süre içerisinde dava açılmadığının anlaşıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir .
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece uyuşmazlığa Rus hukuku uygulanarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinin yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, işçilerin talepte haklı olduğu alacaklarını ... Federasyonu İş Kanunu doğrultusunda talep edebileceklerini bilmelerinin kendilerinden beklenemeyeceğini, davacıların yurt dışında oluşu, yabancı dil bilmeyişi, Yargıtayın sonradan görüş değiştirdiği gibi hususlar sürenin uzatılmasında geçerli sebep kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; vekâlet ücreti yönünden hükmün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı ve yargılama giderine ilişkindir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyesinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyesinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının tespit edilen 21.11.2014-16.05.2016 tarihleri arasındaki çalışma döneminde ... hukuku uygulanarak ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392.maddesine göre zamanaşımı süresi içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamında; taraflar arasında İngilizce ve Arapça dilinde düzenlenmiş 30.09.2014 tarihli iş sözleşmenin mevcut olduğu ancak imzalı Türkçe tercümesi yapılmış bir sözleşme bulunmadığı anlaşıldığından bu sözleşmedeki hukuk seçimi anlaşması geçersizdir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmekte olup yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1123, K. 2025/6611, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama