KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/1316 E., 2025/2779 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/3467 E., 2024/3580 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 82. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/38 E., 2024/7 K.
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Amasya Yeşilırmak Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğünde çalıştığını, dava dışı alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacının alt işveren işçisi olarak davalı Bakanlığa ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücretinin düşürüldüğünü, bundan dolayı fark alacaklarının bulunduğunu, ileri sürerek fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacakları ile fazla çalışma ve ulusal bayram ile genel tatil, hafta tatili ve gece zammı ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ücret politikasının hukuka uygun olduğunu, sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal haklarına ilişkin şartlarının toplu iş sözleşmesi hükümleri esas alınmak suretiyle belirlendiğini, davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının sürekli işçi kadrosuna geçiş sürecinde imzalanan sözleşmede asgari ücretin belirli oran fazlasına yönelik bir düzenleme bulunmadığı ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine atıf yapıldığı, bu nedenle dava konusu fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacak taleplerinin yerinde olmadığı, puantaj kayıtlarına göre hesaplama yapan, bilirkişi raporunun denetime uygun olduğu ve davacının ödenmeyen fazla çalışma ve hafta tatili ücretinin bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun miktardan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bilirkişi tarafında yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, 2. Davacıya yapılan ödemelerin sadece ödemenin yapıldığı ayın alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, 3. Davacının çalıştığı kurumun bakıma muhtaç kişilerden oluştuğunu, kurumdaki kişilerin bakım ihtiyaçlarının devam ettiğini, davacının günde 11 gece çalışmasında 7,5 ve yılda 270 saati aşan çalışmalarının ödenmediğini, pandemi döneminde 7, 10 ve 14’er günlük çalışmalarla aralıksız çalışmalarının devam ettiğini ancak hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı ve fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ile gece zammı ücreti alacaklarının ispatı hususundadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1316, K. 2025/2779, 18 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama