KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/1411 E., 2025/7209 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/3314 E., 2024/3823 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 22. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/171 E., 2024/561 K.
Karar Metni
1.438 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde ... Şirketi özerk Acaristan bölgesi ... hidroelektrik projesinde kalıpçı elemanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmasının bulunmadığını, dava dışı ... isimli Şirketin Gürcistan kanunlarına göre kurulmuş ayrı bir bağımsız şirket olduğunu ve işbu davada Gürcistan hukukunun uygulanması gerektiğini, kabul manasına gelmemekle birlikte zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ücretinin fazla çalışma, izin, hafta tatili ve varsa resmî tatillerde çalışma ücretlerini de içerdiğini, davacının tüm yasal haklarını alarak Şirketten ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hukuk seçimine yönelik anlaşma nedeniyle Gürcistan hukuku uygulanmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Gürcistan hukukuna göre yapılan değerlendirmelerin de hatalı olduğunu, özellikle çalışma sürelerine dair ücretlerin ve davacının aldığı ücretin hatalı değerlendirildiğini, 3. Davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, davacının ücreti, talep ettiği alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, alacakların hesaplanması ve yargılama gideri ile vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir.
Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir.
Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması nedeniyle ret kararı verilmesi durumunda bu ret sebebi ile davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, dava tarihinin 15.03.2019 olması ve davanın yabancı hukukun uygulanması nedeniyle kısmen reddedilmiş olması karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine, davalı yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (8) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine "8-Davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına," bendinin yazılması,
Hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine "6-Davalı tarafından yapılan 1.163,70 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına," bendinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Davacı işçi aylık net 2.250,00 USD ücretle davalı işveren nezdinde Gürcistan'da çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde davacıya her ay 2.250,00 USD ödeneceği ancak bunun 1.125,00 USD'lik kısmının aylık ücret (temel ücret) karşılığı olduğu, saat ücretinin ise 7,03 USD olduğu belirtilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporunda Gürcistan hukukuna göre yapılan hesaplama seçeneği dikkate alınarak davacının aylık temel ücretinin 1.125,00 USD olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizce oy çokluğu ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır." şeklindedir.
Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır.
Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlâk ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı).
Avrupa Adalet Divanının bir kararında belirtildiği üzere azami çalışma süresi işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir (14.10.2010, Günter Fuß v Stadt Halle, Case C-243/09, EU:C:2010:609, p. 32-33). Ülkemizde de çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla çalışma süreleri sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda 4857 sayılı İş Kanunu'nda (4857 sayılı Kanun) günlük çalışma için en çok 11 saat, haftalık çalışma için ise en çok 45 saatlik bir süre öngörülmüştür. İşçinin onayı ile yılda 270 saati geçmemek üzere fazla çalışma yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda 4857 sayılı Kanun'a tâbi işçiler bakımından haftalık azami çalışma süresinin 50 saat olduğu söylenebilir.
Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin asgari ücretten ayda en az 22,5 saatlik fazla çalışmayı karşılayacak miktarda yüksek olması kaydıyla fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna yönelik sözleşme hükmü geçerlidir. Böyle bir durumda yılda 270 saat fazla çalışma karşılığının aylık ücret içinde ödendiği kabul edilmektedir. Yine Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin fazla çalışmayı da kapsadığı şeklinde bir düzenleme olması durumunda temel ücret yılda 270 saatlik fazla çalışmayı de içine alan ücrettir. İşçilik alacakları bu temel ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Yani temel ücret belirlenirken fazla çalışma karşılığı olarak ödenen miktar ayrıştırılmamaktadır. Gerçekten işçiye, fazla çalışma yapmasa dahi aynı ücretin ödenmesi, ayrıştırma yapılmamasını gerektirir.
Somut olayda; iş sözleşmesinde davacı işçiye her ay 2.250,00 USD ücret ödeneceği ve bunun için davacının ayda iki hafta pazar günleri de çalışacağı ve bir kısım fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda.
2.250,00 USD'nin içinde aylık 80 saat fazla çalışma ücreti ve ayda 2 hafta hafta tatili çalışması karşılığı 20 saatlik hafta tatili ücretinin bulunduğu, davacının aylık net ücretinin 1.125,00 USD olduğu, haftalık 63 saatlik çalışmanın 40 saati aşan 23 saatlik kısmının fazla çalışma olduğu, aylık 80 saatlik ödenen fazla çalışma ücretinin mahsubu ile fazla çalışma ücretinin hesaplandığı;
tanık beyanlarına göre işyerinde günlük 12 saat çalışma yapıldığı ve 1,5 saat ara dinlenmesinin düşülmesi ile davacının günde 10,5 saat çalıştığı, davalı tarafça çalışılan hafta tatilleri için 10 saat üzerinden ödeme yapıldığı ve ödenmeyen haftalık yarım saat üzerinden de hafta tatili ücretinin hesaplandığı görülmektedir. Davacının sürekli biçimde bu şekilde çalıştırılması Türk hukukunda öngörülen azami çalışma süresini ihlal eden bir durumdur.
Türk hukuku bakımından da azami çalışma sürelerine ilişkin kurallar iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanabilmesinin bir gereğidir. Azami çalışma süresi, ihlali hâlinde ortaya çıkabilecek kazalar dikkate alındığında, sadece işçinin değil üçüncü kişilerin de sağlık ve güvenliğini ilgilendirdiğinden Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı ile doğrudan bağlantılıdır.
Bu nedenle kamu düzenine ilişkin bir düzenleme olarak kabul edilmelidir.
Yukarıda belirtildiği üzere 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca belirli bir uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukuk hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, gerekli görülen hâllerde, o kural yerine Türk hukuku uygulanmalıdır.
Davacı işçinin her ay sürekli olarak haftalık azami çalışma süresinin üzerinde çalışması gerektiğinin kararlaştırılması, Türk hukukunda yer alan ve kamu düzenine ilişkin azami çalışma süresini açıkça ihlal ettiğinden, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması ve davacı tarafından kanıtlanan 270 saati aşan fazla çalışma alacağının temel ücret olan 2.250,00 USD üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir.
Bu durumda aylık temel ücretin 2.250,00 USD olduğu ve bunun sadece yıllık 270 saat fazla çalışma ücretini kapsadığı kabul edilmeli, işçilik alacakları da buna göre hesaplanmalıdır.
Belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1411, K. 2025/7209, 1 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama