KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/165 E., 2025/6397 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2848 E., 2024/2860 K.
- Dava tarihi
- 07.08.2020
- İlk derece mahkemesi
- ... 47. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/583 E., 2024/499 K.
Karar Metni
870 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 16.04.2007-23.02.2011 tarihleri arasında demir ustası olarak davalı Şirkete ait yurt dışında bulunan muhtelif şantiyelerde 2.000,00 USD ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, tazminatlarının ödenmediğini, uyuşmazlığa Türk hukuku uygulandığında brüt ücret hesabına Sosyal Güvenlik Kurumu primleri ile vergilerin eklenmesi gerektiğini, aksi hâlde %5 oranında sağlık sigorta prim bedelinin brüt ücrete eklenmesi gerektiğini, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazlarının bulunduğunu, uyuşmazlığa davacının çalıştığı ülke mevzuatının uygulanması gerektiğini, davacının çalıştığı ülke mevzuatına göre sosyal haklardan faydalanabileceğini, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında; davacının 16.04.2007-23.02.2011 tarihleri arasında aralıklı olarak ... ve Libya'da çalıştığı, dava tarihi itibarıyla ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, dosya kapsamında sürenin geçerli nedenle kaçırıldığına dair bir delil de bulunmadığı, fesih tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında Libya'daki çalışma yönünden ise alacakların zamanaşımına uğradığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Anayasa Mahkemesi kararının bekletici mesele yapılması talebinde bulunduklarını,
2. Süresinde sunulmayan cevap dilekçesinde yabancı hukuk itirazı bulunmadığını,
3. Davacı davalı işverene bağlı olarak birden fazla ülkede çalıştığından 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/3 hükmü gereğince uyuşmazlığın çözümünde davalının esas işyerinin bulunduğu ülke hukuku yani Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
4. Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca Türkiye'de Türk iş hukukuna göre dava açılmasının ... iş hukukuna göre mahkemeye başvurma süresinin kaçırılmasında geçerli neden olduğunu ve bu sebeple Yargıtayın içtihat değişikliği ile birlikte ... iş hukukuna göre sürelerin yeniden başlayacağını,
5. ... İş Kanunu'nda zamanaşımı ya da hak düşürücü süre gibi müstakil bir yargılama kuralı bulunmadığını, ... hukukuna ilişkin ilgili maddelerin salt kanun lafzı ile çözümlenmesi imkânı bulunmadığını,
6. Kıdem tazminatı kamu düzeninden kaynaklandığından hesaplamanın Türk hukukuna göre yapılması gerektiğini,
7. Yargıtay içtihat değişikliğini işçinin bilmesi beklenemeyeceğinden, kararın hukuki belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ve sürpriz karar yasağına aykırı olduğunu,
8. Rus hukuku yeterli şekilde incelenmeden sonuca gidildiğini,
9. 5718 sayılı Kanun'un 27/4 hükmü uyarınca hâkimin, bütün durum ve koşulları dikkate alarak daha sıkı ilişkili hukuku belirlemesi gerektiğini, bu maddeye göre somut olayın tüm şartlarına göre sözleşmenin 2. veya 3. fıkrasında belirtilen ülkelerden başka bir ülke ile daha sıkı irtibatlı olması hâlinde sözleşmeye bu ülke hukukunun uygulanacağını, Kanun'da mutad işyeri hukuku yerine daha sıkı ilişkili hukuku uygulama yönünde hâkime takdir yetkisi tanınma sebebinin işçinin menfaatlerini daha fazla koruyan hukukun bulunması hâlinde, bu hukukun uygulanmasına imkân sağlamak olduğunu, 5718 sayılı Kanun'un 27/4 hükmünün gözetilmesini talep ettiklerini,
10. Hüküm kurulurken yargılama giderleri ile harçların taraflar üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı, yargılama giderleri ve harçlara ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. ... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Davanın açıldığı tarih ve davalı tarafça zamanaşımı def'inde bulunulmuş olması dikkate alındığında, ... hukuku uygulanan dönem yönünden de davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde öngörülen sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi isabetsizdir.
Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 hükmü uyarınca hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması da hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/165, K. 2025/6397, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama