KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/2721 E., 2025/7199 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2780 E., 2025/13 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 39. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/664 E., 2024/315 K.
Karar Metni
826 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015-2018 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde demirci olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilip Türkiye'ye gönderildiğini, ancak fazla çalışma karşılıklarının ödenmediğini iddia ederek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa davacının işini yapığı ... ülkesi mevzuatının uygulanması gerektiğini, davacının, müvekkili Şirket nezdinde 07.04.2016 tarihinde işe başladığını ve 30.09.2017 tarihinde hak ettiği tüm alacakları ödenerek işten çıkarıldığını, davacı iddiasının aksine çalıştığı süre boyunca aylık net 4.396,55 Suudi ... riyali (SAR) ücret alarak çalıştığını, iddia edilen çalışma saat ve şekillerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı, bu çalışma ücretlerinin ödendiğini ispat yükünün davalıya ait olduğu, davalının bunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. Suudi ...
İş Kanunu'nun 234. maddesinde "Savcı mahkemenin kabul edebileceği bir mazeret beyan etmediği veya hakka ilişkin olarak savcı kararı çıkmadığı sürece iş ilişkisinin sona erdiği tarihten itibaren 12 ay geçtikten sonra bu kanunda öngörülen veya iş sözleşmesinden doğan haklarından birinin talebine ilişkin dava iş mahkemelerince kabul edilmez." hükmü mevcut olup davacının arabulucuya başvuru tarihi olan 13.05.2019 tarihinden geriye doğru 12 aydan itibaren hesaplama yapılması,
arabuluculuk son tutanak tarihi olan 27.05.2019 tarihinden dava tarihi olan 22.07.2019 tarihine kadar geçen sürenin hesaba katılmaması gerektiği, bu kapsamda 29.04.2018 tarihinden önceki alacakların zamanaşımına uğradığı, davacının son çalışmasının 30.09.2017 tarihinde gerçekleştiğindan talebe konu tüm alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde uygulanacak hukuk Türk hukuku olarak seçildiğinden ve davalının süresi içinde bir itirazı da bulunmadığından eldeki davada Türk hukukunun uygulanmasının gerektiğini,
2. Davayı esastan ilgilendirmesi ve usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 ve 27/2 hükümlerinin iptal başvurusu sonucunun beklenmesi gerektiğini,
3. Yabancı hukukun uygulanmasına ilişkin kararlarda sürpriz karar yasağının göz ardı edildiğini,
4. Yabancı hukuktaki zamanaşımı sürelerinin Türk kamu düzenine aykırı olacak şekilde kısa olması hâlinde Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı sürelerinin dikkate alınması gerektiğini,
5. Suudi ... iş mevzuatına göre mahkemeye başvuru sürelerinin dikkate alınması ile hak arama hürriyetinin kısıtlandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve davanın süresinde açılıp açılmadığı hususlarına ilişkindir.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı takdirde taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; 2015-2018 yılları arasında yurt dışı şantiyesinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen talep konusu işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren ise davacının çalışması Suudi ...'da gerçekleştiğinden, uyuşmazlığın işin görüldüğü ülke hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince de somut olayda Suudi ... hukuku uygulanarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ne var ki varılan sonuç, dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Dosya içeriğine göre davacının 07.04.2016-30.09.2017 tarihleri arasında toplam 1 yıl 5 ay 24 gün çalıştığı ve davalı tarafından dosyaya sunulan taraflar arasında imzalanmış, belirsiz süreli iş sözleşmesinin 10. maddesinde de "anlaşmazlık hâlinde uygulanacak mevzuat ve yetkili makamlar işçi ve işveren arasında imzalanan Türkiye İş Kurumu’na ait yurt dışı hizmet akdi ve bu hizmet akdinin ek niteliğinde olan işbu sözleşmenin uygulanmasından doğacak anlaşmazlıklar ile diğer ihtilafların giderilmesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde yürürlükte bulunan mevzuat uygulanacaktır." şeklinde düzenlenmenin yapıldığı görülmüştür. Bu durumda taraflar arasında hukuk seçimi yapılarak uyuşmazlık hâlinde uygulanacak mevzuatın Türkiye Cumhuriyeti Devleti mevzuatı olarak seçildiği anlaşılmaktadır.
Netice itibarıyla uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/2721, K. 2025/7199, 1 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama