KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/2843 E., 2025/6815 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2624 E., 2025/297 K.
- Dava tarihi
- 06.12.2017
- İlk derece mahkemesi
- ... 35. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/427 E., 2024/680 K.
Karar Metni
880 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1999-2016 tarihleri arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde havalandırma formeni olarak çalıştığını, davalı Şirkette her gün 08.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını, ancak çalışmasının bu saatlerle sınırlı olmayıp haftanın iki üç günü saat 22.00'ye kadar uzadığını, iki haftada bir pazar gününde de çalıştığını, ayrıca resmî bayramlarda çalıştığını, ramazan ve kurban bayramlarında birer gün ve yılbaşı gününde izin kullanıp diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını,
aylık ücretinin 06.12.2012-30.06.2013 döneminde 2.450,00 Amerikan doları (USD) 30.06.2013 tarihinden sonra ise net 2.700,00 USD olduğunu, ek olarak üç öğün yemek verildiğini, barınma ve ısınma ihtiyaçlarının karşılandığını, davacıya haklarının ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının ancak çalıştığı ülke mevzuatına göre sosyal haklardan faydalanabileceğini, dava konusu etmiş olduğu alacak kalemlerini çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının yurt dışında çalışması geçen işçilerin çalıştıkları taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2023 tarihli kararı ile; uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2023 tarihli kararıyla davalının istinaf talebinin kabulü ile davacının yurt dışında çalıştığı, dosyada bulunan sözleşmede, bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara çalışılan ülke hukukunun uygulanacağı taraflarca kararlaştırıldığından seçilen ...
Federasyonu iş hukukunun uygulanması için İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş. Bölge Adliye Mahkemesinin sözü edilen kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; fesih ve dava tarihi gözetildiğinde ... Federsyonu İş Kanunu'nun 392. maddesindeki hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Federsyonu İş Kanunu'nun 392. maddesindeki sürelerin zamanaşımı süresi olduğu ayrıca davalı lehine yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiğini,
2. Davalının cevap ve ıslaha karşı beyan dilekçesinde işçilik alacaklarına 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini belirttiğini ve tarafları lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, kazanılmış hakkın korunması gerektiğini, yabancı hukuktaki zamanaşımı düzenlemesinin esas alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu,
3. ... iş hukukunda zamanaşımı sürelerinin yeniden başlatılmasına ilişkin hâkime takdir yetkisi verildiğini, davacının süreyi kaçırması geçerli bir nedene dayandığından Mahkemece dava açma süresinin yeniden başlatılması gerektiğini,
4. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereği uyuşmazlığa daha sıkı ilişkili olan Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
5. Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesi gerektiğini, arabuluculuk ücretinin taraflarına yükletilmesinin de kabul edilemez olduğunu,
6. İçtihat değişikliğinden önce açılan somut davada içtihat değişikliğinin uygulanamayacağını,
7. Matbu sözleşmeye dayanarak taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığının söylenemeyeceğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanması gereken hukuka ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacı 14 yılı aşkın davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde çalışmıştır. Taraflar arasında yapılan iş sözleşmesi 29.05.2015-29.11.2015 tarihleri arasını kapsamakta olup belirtilen dönem yönünden taraflar arasında iş sözleşmesi ile hukuk seçimi yapıldığından seçilen hukuk uygulanarak bu döneme ilişkin taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının 17.05.2000-22.04.20 15... .06.2016-01.09.2016 tarihleri arasındaki çalışmalarına yönelik ise taraflarca seçilen bir hukuk söz konusu değildir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Davacının 17.05.2000-22.04.20 15... .06.2016-01.09.2016 tarihleri arasındaki çalışmalarına yönelik dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında ve tarafların tabiiyeti, yerleşim yerleri, ücretin ödendiği yer ile sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer dikkate alındığında, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemleri bakımından daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 17.05.2000-22.04.20 15... .06.2016-01.09.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden davanın tümden reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/2843, K. 2025/6815, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama