KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/2982 E., 2025/5437 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2864 E., 2025/301 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 29. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/298 E., 2024/86 K.
Karar Metni
1.009 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Millî Savunma Bakanlığına bağlı İstanbul Tersane Komutanlığı 400 Bayındırlık Müdürlüğünde borucu olarak çalıştığını, ......................
Sendikası üyesi olduğunu, Sağlık Kuralları Bakımından Günde Azami Yedi Buçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 4. maddesinde günde azami 7,5 saat veya daha az çalıştırılması gereken işlerin sayıldığını, maddenin (p) bendinde gürültülü işlerin bu kapsamda olduğunun belirtildiğini, gürültülü işler tanımına ise gürültü düzeyi 85 Db(A)’nın üzerinde olan işlerin girdiğinin ifade edildiğini, İstanbul Tersane Komutanlığı bünyesinde gürültü ölçümlerinin yapıldığını,
yapılan ölçümlerde maruziyet değerlerinin Yönetmelik'teki sınır değer olan 85 Db(A)’dan yüksek çıkması üzerine tüm çalışanların Yönetmelik kapsamına geçirildiğini, müvekkilinin ise (B) grubu idareci olduğu gerekçesiyle sanki aynı ortamda bulunup aynı tehlikeye maruz kalmıyor gibi düşünülerek 8,5 saat çalıştırıldığını, oysaki davacının da aynı yerde fiilen çalışmaya devam ettiğini,
müvekkili ile aynı durumda olan ve davalının Gölcük Tersanesinde çalışan benzer durumdaki idareci primi alan işçiler bakımından açılan davaların kabul edildiğini ve Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini ileri sürerek davacının Yönetmelik kapsamında sayılması gerektiğinin tespiti ile işyerinde geçerli toplu iş sözleşmeleri hükümleri gereğince hak kazanılan kısa çalışma primi ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, müvekkili Bakanlık tarafından yürürlükte olan toplu iş sözleşmesi, mevzuat ve emirlere uygun işlem tesis edildiğini, davacının 2010 yılından itibaren (B) grubu idareci (kısım şefi) olarak İstanbul Tersanesi Komutanlığı bünyesinde bulunan Bayındırlık Müdürlüğünde çalıştığını, pozisyonu gereği sürekli gürültülü ortamda bulunmasının mümkün olmadığını, davacının Yönetmelik kapsamında olmadığını ve alacak taleplerinin yersiz olduğunu, talep edilen faizin oranı ile başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda yerinde inceleme yaptırılarak kapsama alınan bilirkişi heyet raporlarına göre davacının sürekli olarak gürültülü ortamda bulunmadığı, işinin özelliği gereği gürültülü ortamlarda ihtiyaç olduğunda denetlemek için veya destek için kısa ve orta vadeli sürelerle bulunduğu, gürültülü ortamlarda bulunduğu sürelerde kişisel kulak koruyucu kullanmak suretiyle maruziyeti daha alt düzeylere düşürebileceğinin anlaşıldığı, davacının Yönetmelik kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dairece verilen kaldırma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada bilirkişiden alınan denetime elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacının Yönetmelik kapsamında çalıştığını ispat edemediği, verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının ve çalıştığı atölyenin Yönetmelik kapsamında olduğunu, kısım şeflerinin de atölyede çalışan diğer işçiler gibi gürültüye aynı şekilde maruz kaldığını ve Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, 2. Müvekkilinin günde 7,5 saatten fazla çalıştırılmaması gerektiğini, 3. Hukuka açıkça aykırı bilirkişi raporu sebebiyle haklı davanın reddinin kabul edilebilir olmadığını, 4. Davacının kişisel koruyucu donanım kullanması ile Yönetmelik kapsamında olup olmaması arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının Yönetmelik kapsamına giren işlerde çalışıp çalışmadığı, buna bağlı olarak kısa çalışma primi ve fazla çalışma alacağına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, müvekkilinin davalı Millî Savunma Bakanlığına bağlı İstanbul Tersane Komutanlığı 400 Bayındırlık Müdürlüğünde alt yapı onarım işinde borucu olarak çalışarak gürültüye maruz kaldığını, işyerinde yapılan ölçümler neticesinde gürültü seviyesinin 85 Db(A)’nın üzerinde çıkması nedeniyle aynı işyerinde çalışan diğer işçilerin tümünün Yönetmelik kapsamına geçirilerek günde 7,5 saat çalıştırılmaya başlandıkları hâlde, davacının kısım şefi olarak görev yaptığı gerekçesiyle aynı tehlikeye maruz kalmıyormuş gibi 8,5 saat olarak çalıştırıldığını,
ancak davacının aynı fabrikada yaptığı işte ya da çalıştığı ortamda herhangi bir değişiklik bulunmadığını, fiilen ve sürekli olarak gürültüye maruz kaldığından Yönetmelik gereği günde 7,5 saat kapsamında çalışması gerektiğini ileri sürerek dava konusu alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı tarafça dosyaya sunulan belgelere göre davacının, İstanbul Tersanesi Komutanlığı 400 Bayındırlık Müdürlüğünde 05.03.2010 tarihinden itibaren kısım şefi olarak çalıştığı sabittir.
Bilirkişi heyeti tarafından yerinde inceleme yapılarak düzenlenen 19.08.2022 tarihli raporda, davacının çalıştığı İstanbul Tersanesi Komutanlığı 400 Bayındırlık Müdürlüğü alanı ve atölyelerinde herhangi bir gürültü ölçümü yapılmadığından gürültü değerlerinin bulunmadığı belirtilerek mevcut delil durumuna göre davacının yaptığı işin Yönetmelik kapsamında olup olmadığının tespit edilemediği sonucuna varılmıştır.
İkinci bilirkişi heyet raporunda ise, dava konusu olayda davacının sürekli olarak gürültülü ortamda bulunmadığı, işinin özelliği gereği gürültülü ortamlarda ihtiyaç olduğunda denetlemek veya destek sağlamak için kısa ve orta vadeli sürelerle bulunduğu, kişisel koruyucu donanım kullanarak maruziyeti daha alt düzeylere düşürebileceği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Yukarıda açıklanan hâliyle bilirkişi raporlarının uyuşmazlık yönünden somut verilere dayalı objektif tespitler içermedikleri, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadıkları anlaşılmaktadır.
Bu noktada doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle davacının çalıştığı söz konusu işyeri bakımından herhangi bir gürültü ölçümü yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, yapılmış ise ölçüm raporları temin edilmeli, ardından da davacının görev tanımı, fiilî çalışma koşulları ile fiziki ortam şartları gözetilerek İstanbul Tersanesi Komutanlığı 400 Bayındırlık Müdürlüğü işyerinde İlk Derece Mahkemesince iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak elde edilecek somut verilere göre davacının yaptığı işin Yönetmelik kapsamında olup olmadığı tespit edilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacının yetki ve sorumlulukları kapsamında denetim ve gözetim görevini yerine getirdiği esnada gürültünün yol açtığı olumsuz etki ve risklere emri altında çalışan personel gibi maruz kalıp kalmadığının da çalışılan yerin kendi koşullarına göre belirlenmesi gereklidir. Belirtilen hususlar gözetilmeden eksik inceleme ve araştırmaya dayalı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca varılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/2982, K. 2025/5437, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama