KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/3135 E., 2025/6693 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2419 E., 2025/149 K.
- Dava tarihi
- 23.11.2022
- İlk derece mahkemesi
- ... 56. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/573 E., 2024/324 K.
Karar Metni
1.211 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin...te bulunan şantiyesinde 21.06.2018-13.11.2019 tarihleri arasında elektrik ustası olarak çalıştığını, son ücretinin net 575,00 Kuveyt dinarı (KWD) olduğunu, iş sözleşmesinin haksız şekilde ve ihbar öneline uyulmaksızın davalı işveren tarafından feshedildiğini, ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, bakiye ücret alacağı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının ücrete ve çalışma koşullarına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının talep konusu alacaklara hak kazanmadığını, tüm ödemelerin davacı tarafça ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin kabul edildiğini, davacının hizmetine ihtiyaç duyulmaması sebebiyle iş sözleşmesinin sona erdirileceği hususunun kendisine tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafça ihbar süresi içerisinde devamsızlık yapması sebebiyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacaklara uygulanması talep edilen faizin türüne ve başlangıç tarihine itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça işe iadeye ilişkin açılan ...
45. İş Mahkemesinin 2019/562 Esas sayılı dosyasında Türk hukukunun uygulandığı, söz konusu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, dava konusu alacaklar için de Türk hukukunun uygulanması gerektiği sonucuna varılarak bahse konu işe iade dosyasında davacının 21.06.2018-13.11.2019 tarihleri arasında 1 yıl 4 ay 23 gün süre ile çalıştığı hususu ve ücretinin net 575,00 KWD olduğu hususunun da kesinleştiği, davacının işe iade talebinin davalıya bildirildiği ....
Noterliğinin 27.06.2022 tarihli ihtarname örneğinin aynı tarihte tebliğ edildiğine dair tebliğ şerhinin dosya kapsamına sunulduğu, davalı tarafça davacının işe iade talebine cevap verildiğine dair herhangi bir belge veya bilginin ise sunulmadığı, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı; ayrıca tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı, ayda 3 hafta tatilinde çalıştığı, dinî bayramların ilk üç günü dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiği, söz konusu çalışmaların karşılığının ödendiğinin davalı işverence kanıtlanmadığı,
davacının bakiye ücret alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 21.06.2018-13.11.2019 tarihleri arasında olmak üzere 4 aylık boşta geçen sürenin de dâhil edilmesiyle davalı işyerinde toplam 1 yıl 8 ay 23 gün süreyle çalıştığı, taraflar arasında görülüp kesinleşen işe iade kararında tespit edilen ücret miktarının esas alınmasının yerinde olduğu, işe iade kararı ile feshin geçersizliğine de karar verildiği,
bu itibarla davalı vekilinin fesih ile çıplak ve giydirilmiş ücret miktarlarına yönelik istinaf itirazlarının isabetsiz olduğu; öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin hesaplamalarda dosya kapsamına ve hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde:
1. Davacının aylık ücretinin hatalı belirlendiğini,
2. Davacının iş sözleşmesi devamsızlığı nedeniyle haklı sebeple feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini,
3. Bordroların imzalı olduğu hususu dikkate alındığında aksini yazılı delille ispatlamayan davacı bakımından fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, davacının imzası bulunan bordrolara göre fazla çalışma olan dönemlerin hesaplamalarda dışlanması gerektiğini,
4. Davacının bakiye ücret alacağının bulunmadığını,
5. Davacı tanıklarının hizmet süresine dair beyanlarının dikkate alınması gerektiğini, davacı tanıklarının davacı ile birlikte çalıştıkları çalışma sürelerinin tespiti yönünden hizmet döküm cetvellerinin dosya kapsamına kazandırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı, davacının aylık ücretinin tespiti, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile bakiye ücret alacağına ilişkindir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflar arasında davacının fazla çalışma ücreti alacağı bakımından uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.
Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dâhi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasındaki işe iade davası ile kesinleşen ücret miktarı dikkate alındığında bordrolardaki ücretin gerçeği yansıtmadığı hususu sabittir. Dosyada yer alan davacıya ait ücret bordrolarının bir kısmı imzalı bir kısmı imzasız olup İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, fazla çalışma ücreti hesaplanırken bordrolarda yer alan tahakkukların mahsup edildiği anlaşılmaktadır.
Ancak davacının gerçek ücretinin bordroya yansıtılmadığı dosya kapsamından anlaşıldığına göre, imzasız bordrolardaki tahakkukların fazla çalışma ücreti alacağından mahsup edilmesi yerinde ise de imzalı bordrolarda yer alan fazla çalışma saatleri ve gerçek ücret dikkate alınarak yapılacak hesaplamadan bordroya göre ödendiği belirtilen miktarlar mahsup edilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken imzalı ücret bordrolarındaki fazla çalışma ücreti tahakkukların doğrudan mahsup edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3135, K. 2025/6693, 22 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama