KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/3691 E., 2025/7151 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 61. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/4252 E., 2025/116 K.
- Dava tarihi
- 09.11.2022
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/756 E., 2023/777 K.
Karar Metni
1.389 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.08.2012 tarihinden iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedilmiş olduğu 10.08.2022 tarihine kadar davalı işveren nezdinde, yönetim kurulu üyesi ve işveren vekili olarak faaliyet sürdürdüğünü, müvekkilinin işveren vekili konumunda bulunması ve kural olarak iş güvencesine tâbi bulunmaması hâllerinin davalı tarafından kötüniyetle fesih sebebi olarak kullanıldığını, Şirket hisselerinin zaten işlerin yıllardır birlikte yürütüldüğü ...
AŞ'ye devredildiğini yoksa Şirketin çalışma alanı yahut iş ve işyeri koşullarının değişmediğini, müvekkilinin iş sözleşmesinin Şirkette 10. yılını doldurmasına bir gün kala feshedildiğini, müvekkilinin bu süre boyunca işini hakkıyla yerine getirdiğini, sırf Şirketin hâkim ortağının değişmesi sebebiyle müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedileceğini kabul etmenin abesle iştigal olduğunu, ücretinin net 27.625,00 USD oldğunu, işyerinde her sene gelişim planına ve hedeflerin gerçekleştirilme oranına göre 6 aylık ücret tutarı kadar prim ödemesi yapıldığını,
müvekkilinin de 2022 yılı çalışmasının karşılığı olarak toplam 5 aylık ücreti tutarında prim alacağının ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin 10 yıllık çalışma süresinin dolmasına 1 gün kala bilinçli şekilde iş sözleşmesinin feshedilerek 20 günlük yıllık izin ücretine hak kazanmasının önlenmeye çalışıldığını iddia ederek kötüniyet tazminatı, son yıl için ödenmesinden kaçınılan yıllık izin ücreti ve 2022 yılı için hak kazandığı 5 aylık ücreti tutarında primin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının iş sözleşmesinin kötüniyetle feshedilmediğini, ortada tamamen ticari kararlar doğrultusunda yapılan bir yeniden yapılanma olduğunu ve davacının iş sözleşmesinin bu kapsamda feshedildiğini, davacının kötüniyeti ispat edemediğini, davacının doğmamış yıllık izin ücreti alacağına ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, davacıya her yıl mart ayı bordrosunda prim ödemesi yapıldığını buna göre davacının prime esas yılının marttan marta olduğunun aşikar olduğunu, davacıya en son yapılan,
bir yıllık süreyi kapsar prim ödemesinin 4,15 aylık ücreti tutarında yapıldığını dolayısıyla davacının fesih tarihini göz önünde bulundurarak kendisine beş aylık bir çalışma karşılığında arızi ve takdiri olan bir primin verilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, taleplerin zamanaşımına uğradığını ve talep edilen faizin hukuka aykırı olduğunu, davacının aylık net 27.625,00 USD ücretle çalışmış bir işveren vekili olduğunu, herhangi bir koruması olmayan bir çalışanmışçasına öne sürdüğü taleplerin kabulünün sebepsiz zenginleşme yaratacak nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 15.08.2012-10.08.2022 tarihleri arasında çalıştığı ve hizmet süresinin 9 yıl 11... gün olduğu, son yıl için yıllık izin ücreti talep ettiği ancak son çalışma dönemindeki hizmet süresi 1 yılı bulmadığından yılık izin ücretinin reddi gerektiği, 2022 yılı hariç her yıl davacıya prim ödemesi yapıldığı, prim hesaplama şekline dair veri olmamasına karşılık son 3 yıllık ortalamaya bakılarak hesaplama yapıldığı ve prim alacağının kabulüne karar verildiği, kötüniyet tazminatı talebinin ise şartlarının oluşmadığı, böylece prim alacağının kabulü diğer taleplerin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işverenin kötüniyetli olarak iş sözleşmesini feshettiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı, son yıl çalışmasında 1 yıl tamamlanamadığından yıllık izin ücretinin reddinin ve kıstelyevm esasına göre prim alacağı hesaplanmasının dosya kapsamına uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacıya yapılmış prim ödemelerinin işyeri uygulaması olmadığını, davacıya hiçbir zaman altı aylık ücreti tutarında prim ödenmediğini, davacıya yapılacak prim ödemelerinin arızi nitelikte olduğunu, süreklilik teşkil etmediğini, eski paydaşın inisiyatifi doğrultusunda son yıllarda prim ödemesi yapıldığını, davacıya verilen primin hakkaniyete aykırı olduğunu, primin de hatalı hesaplandığını,
b. Sözde prim alacağının USD cinsinden belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu somut olayda davacının aylık ücretinin USD'nin ödeme günündeki Türk lirası karşılığı şeklinde ödendiğini, davacının her daim ödemelerini Türk lirası cinsinden aldığını ileri sürmüştür.
2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Taleplerin neden reddedildiği veya kısmen kabul edildiğinin gerekçelendirilmediğini,
b. Kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
c. 10 yıllık kıdem süresinin dolmasına 5 gün kala iş sözleşmesinin feshedildiğini, kötüniyetle feshedildiğinin tamamen ortada olduğunu,
d. Bir kaç günlük fark ile normalde hak etmiş olacağı 20 günlük senelik izin ücretini de almasının önüne geçilmek istendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hüküm altına alınan prim alacağının yabancı para üzerinden mi yoksa Türk lirası olarak mı hüküm altına alınması gerektiği ile alacağın hesaplanması yöntemi, bu bağlamda Hazine ve Maliye Bakanlığının 16.11.2018 tarihli ve 30597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52)'in (32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ) uyuşmazlığa uygulanıp uygulanamayacağı, davacı ücretinin yabancı para olarak belirlenmesi, primin ispatı ve hesaplanması, kötüniyet tazminatı ile yıllık izin ücreti ve hükmedilen faiz hususlarındadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in 8. maddesinin ilgili bölümleri şu şekildedir:
"...
(6) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; yurt dışında ifa edilecekler ile gemi adamlarının taraf oldukları dışında kalan iş sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.
(7) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.
a) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,
b) İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,
c) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,
ç) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; Türkiye’de başlayıp yurtdışında sonlanan, yurtdışında başlayıp Türkiye’de sonlanan veya yurt dışında başlayıp yurtdışında sonlanan hizmet sözleşmeleri.
...
(28) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet ...
Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir.
...
Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar... için bu fıkra hükmü uygulanmaz.”
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında imzalanan ve 10.08.2022 tarihinde sona eren iş sözleşmesinin, 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de yer alan istisnai hükümler içinde kalmadığı anlaşılmakla; davacının ücretinin 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de belirtilen usule göre Türk lirası olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda yapılması gereken iş, davacının ücretinin 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de belirtilen usule göre Türk lirası cinsinden belirlenmesi ve buna göre yapılacak hesaplamaya itibarla prim alacağı hakkında bir karar verilmesidir. Yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olmuştur.
Kabule göre ise yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/(a) hükmünde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden hüküm altına alınan alacağa, 3095 sayılı Kanun'un 4/(a) hükmü uyarınca Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği gözetilmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3691, K. 2025/7151, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama