KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/3807 E., 2025/6902 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/566 E., 2024/596 K.
- Dava tarihi
- 24.01.2020
Karar Metni
973 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 25.02.2015-10.11.20 15... .07.2017-03.03.2018 tarihleri arasında elektrikçi ustabaşı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence sonlandırılıp Türkiye’ye gönderildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirket çalışanı olmadığını, yurt dışı çalışmalarından davalı Şirketin sorumlu olamayacağını, yurt dışı çalışmalarından dolayı Türk mevzuatının uygulanamayacağını, alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2021 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 27.10.2021 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.10.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; dosya kapsamına göre davacının davalının yurt dışı işyerlerinde 25.02.2015-10.11.2015, 25.07.2017-18.09.20 17... .10.2017-03.03.2018 tarihleri arasında üç dönem fasılalı olarak çalıştığı, davacının ...’da yaptığı çalışma yönünden taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan dava konusu alacakların ait olduğu ikinci ve üçüncü çalışma dönemleri hakkında ... hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Türk hukukuna tâbi döneme ilişkin alacak taleplerinin kısmen kabulüne, ... hukukuna tâbi dönem yönünden ise taleplerin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
b. Müvekkilinin 25.07.2017-03.03.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin taleplerin reddine karşı vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini,
c. Anayasa Mahkemesi kararının bekletici mesele yapılması gerektiğini,
d. Yabancı hukuktaki zamanaşımı sürelerinin Türk kamu düzenine aykırı olacak şekilde kısa olması hâlinde Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı sürelerinin dikkate alınması gerektiğini,
e. Kamu düzeni ve emredici kurallar açısından uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
f. ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi gereğince geçerli sebeplerden dolayı sürelerin dolması nedeniyle sürenin mahkeme tarafından yenilenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davanın tamamen zamanaşımına uğradığını,
b. Yargıtay kararıyla da sabit olduğu üzere hukuk seçimi anlaşması bulunmayan döneme mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğini,
c. Yargılama konusu davada müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini,
d. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini,
e. Davacının müvekkilinden hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, davanın süresinde açılıp açılmadığı, zamanaşımı def'i, hizmet süresi, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 2. ve 8. maddelerinin bir gereğidir.
... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle ... hukukuna tâbi çalışma dönemlerine ilişkin alacak taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalıdır.
Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 hükmü uyarınca hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde bir kısım taleplerin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması da hatalı olmuştur.
3. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir.
Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir.
Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta dava tarihinin 24.01.2020 olması ve yabancı hukukun uygulanması sonucunda kısmen ret kararı verilmiş olması karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın tüm, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (b) bendinin (i) alt bendinde yer alan " hak düşürücü süre nedeniyle " ibaresinin çıkartılması,
Hüküm fıkrasının (7) ve (9) numaralı bentlerinin hükümden tamamen çıkartılarak yerlerine sırasıyla;
"7-Davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,"
"9-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına," ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3807, K. 2025/6902, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama