KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/3951 E., 2025/4966 K.·(Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
Karar Metni
1.164 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
I. BAŞVURU
Başvurucu vekili dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine alacaklarının tahsili amacıyla dava açıldığını, İzmir 15. İş Mahkemesinin 2021/212 Esas, 2022/331 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, söz konusu karara karşı istinaf yoluna başvurulduğunu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2023/60 Esas, 2024/1474 Karar sayılı kararı ile iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin kabul edildiğini ve istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verildiğini,
müvekkili ile birlikte çalışan ve aynı nedenle iş sözleşmeleri feshedilen işçiler tarafından açılan davalarda ise İzmir 13. İş Mahkemesinin 2021/203 Esas, 2022/310 Karar sayılı ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2022/1203 Esas, 2022/1344 Karar sayılı kararında iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiğine karar verildiğini, konusu aynı olan davalarda farklı kararlar verildiğini.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin sözü edilen kesin kararı ile 15. Hukuk Dairesinin kesin kararının aynı konuya ilişkin farklı kararları olduğunu ileri sürerek kararlar arasındaki uyuşmazlığın 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35. maddesi uyarınca giderilmesi için Yargıtay ilgili dairesine başvurulmasını talep etmiştir.
II. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 01.07.2024 Tarihli ve 2023/60 Esas, 2024/1474 Karar Sayılı Kararı
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işverene ait kolileri satarak envanter primine hak kazanabilmek için fire ürünleri kasadan geçirdiği, eylemin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı hâllerden olup iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 19.07.2022 Tarihli ve 2022/1203 Esas, 2022/1344 Karar Sayılı Kararı
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kıdeminin yedi yılın üzerinde olduğu, daha önce feshe konu eyleme benzer bir eylemde bulunduğunun iddia edilmediği, davacının diğer çalışanlarla birlikte fire ürün çıkmaması baskısı altında çalıştığı, işverence başkaca tedbirlere başvurulmaksızın iş sözleşmesinin feshine karar verilmesinin ölçülü olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü ile davacının işe iadesine kesin olarak karar verilmiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 19.02.2025 tarihli ve 2024/12 Esas sayılı kararıyla; başvuran davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 01.07.2024 tarihli ve 2023/60 Esas, 2024/1474 Karar sayılı kesin kararı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 19.07.2022 tarihli ve 2022/1203 Esas, 2022/1344 Karar sayılı kesin kararı arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi talebinin kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin görüşü doğrultusunda oy çokluğu ile uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay ilgili dairesine başvurulması gerektiği kanaatine varıldığından 5235 sayılı Kanun'un 35/3 hükmü uyarınca Yargıtay 9. Hukuk Dairesine başvurulmasına karar verilmiştir.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Uyuşmazlık, başvuru konusu Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre giderilip giderilemeyeceğine ilişkindir.
1. Uyuşmazlığın esasına yönelik değerlendirmeden önce, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesine dayanan taleplerle ilgili olarak dosyanın ilgili daireye gönderilmesine karar verdiği sırada, uyuşmazlığın hangi daire görüşü doğrultusunda veya ne şekilde giderilmesi gerektiğine yönelik görüş bildirip bildiremeyeceği ele alınmalıdır.
İlgili hükümde, uyuşmazlığın giderilmesinin gerekçeli olarak istenmesi üzerine bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulunun kendi aralarında toplanacakları ve kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini isteyecekleri düzenlenmiştir. Kanun'daki "kendi görüşleri" ifadesinden anlaşılması gereken husus, başkanlar kurulunun Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığı yönündeki görüşüdür.
Uyuşmazlığın giderilmesinin gerekip gerekmediği veya hangi daire kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği yönündeki karar, Yargıtay ilgili hukuk dairesince verilir. Keza ilgili daire uyuşmazlığı mutlaka uyuşmazlık konusu daire kararları çerçevesinde ele alıp gidermek zorunda değildir. Gerektiği takdirde uyuşmazlığın, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında belirtilen gerekçelerden farklı gerekçe ile de giderebilir.
Başkanlar kurulunun uyuşmazlığın hangi bölge adliye mahkemesinin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği konusunda bir görüş ortaya koyması, ilgili yasal düzenlemeye aykırı olduğu gibi yargısal bir faaliyette bulunulması anlamına geleceğinden yerinde de değildir.
Somut olayda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunca daire kararları arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile yetinilmesi gerekirken, uyuşmazlığın hangi daire görüşü doğrultusunda giderilmesi gerektiğinin belirtilmesi isabetsiz olup eleştirilmiştir.
2. Diğer yandan belirtmek gerekir ki 5235 sayılı Kanun ile bu Kanun'da sayılan kişi ve Kurumlara tanınan uyuşmazlığın giderilmesini talep etme hakkı, mutlak biçimde her uyuşmazlığın esasına yönelik çözüm geliştirilmesine imkân vermez. Uyuşmazlığın giderilmesi talebi bir kanun yolu olmayıp böyle bir talebin varlığı hâlinde Yargıtayca temyiz incelemesine benzer bir inceleme yapılması da mümkün değildir.
İlk bakışta, yukarıda özetlerine yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasında 5235 sayılı Kanun anlamında benzer olaylar bulunduğu sonucuna varılabilir. Şüphesiz benzer olaylardan söz edebilmek için davaların taraflarının aynı olması yahut olaylar arasında mutlak bir özdeşlik bulunması gerekmez. Ancak dava dosyalarındaki maddi vakıaların fazlasıyla farklılık göstermesi farklı sonuçlara ulaşılmasına neden olabilir.
Başvuru konusu kararlar incelendiğinde; davacıların davalı Şirketin aynı şubesinde çalışan işçiler olduğu ve iş sözleşmelerinin 25.05.2021 tarihinde işyerinde tespit edilen mağazada boşa çıkan karton kolilerin mağaza dışında karton toplayan kişilere verilmesi, karşılığında para alınması ve mağazada fire ürün geçilmesi sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-(e) hükmü uyarınca haklı nedenle feshedildiği anlaşılmaktadır.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının işverene ait kolileri satarak envanter primine hak kazanabilmek için fire ürünleri kasadan geçirdiği, eylemin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı hâllerden olup iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği kabul edilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında ise davacının kıdeminin yedi yılın üzerinde olduğu, daha önce feshe konu eyleme benzer bir eylemde bulunduğunun iddia edilmediği,
davacının diğer çalışanlarla birlikte fire ürün çıkmaması baskısı altında çalıştığı, işverence başkaca tedbirlere başvurulmaksızın iş sözleşmesinin feshine karar verilmesinin ölçülü olmadığı gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine karar verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında belirtmek gerekir ki İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairelerinin uyuşmazlık konusu kararlarından; uyuşmazlık konusu dosyalara ilişkin fesih sebebi, fesih tarihi ve fesheden taraf aynı olmakla birlikte somut olayın özelliklerinin farklı olduğu anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle, aralarında uyuşmazlık bulunduğu ileri sürülen kararlar benzer olaylara ilişkin olmayıp somut olaya özgü niteliktedir.
İlgili Hukuk Dairelerince somut olayın özellikleri, ispat yükü ve her bir dosyaya özgü farklı nitelikteki deliller dikkate alınarak karar verilmiştir. Tarafların iddia ve savunmalarına göre tespit edilen somut olayların özellikleri farklı olduğundan her bir dosya kapsamındaki delillere göre farklı sonuca varılması da olağandır. Bu hâlde Kanun’da belirtilen şekilde benzer olaylar arasında uyuşmazlık bulunması şartının gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yukarıda da ifade edildiği üzere uyuşmazlığın giderilmesi talebi, bir kanun yolu olmayıp böyle bir talebin varlığı hâlinde Yargıtayca temyiz incelemesine benzer bir inceleme yapılması da mümkün değildir.
Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesi Daireleri kararları arasında 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi kapsamında uyuşmazlığın giderilebilmesi imkânı bulunmamaktadır. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
V. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3951, K. 2025/4966, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama