KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4313 E., 2025/7388 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/347 E., 2025/118 K.
Karar Metni
845 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.09.2018-16.02.2019 tarihleri arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyesi olan... aşçıbaşı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden davalı Şirket tarafından haksız olarak feshedildiğini beyanla ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının 0l.09.2018-16.02.2019 tarihleri arasında müvekkilinin ... aşçı olarak 1.604,00 Amerikan doları (USD) ücretle çalıştığını, davacıya ihbar tazminatının ödendiğini, davacının müvekkili Şirketi ibra ettiğini, uyuşmazlığın çözümünde iş sözleşmesinin ilgili maddelerine göre çalışılan ülke hukukunun uygulanması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2021 tarihli kararı ile; davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 01.09.2018-16.02.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde 5 ay 16 gün çalıştığı, yurt dışında aşçı olarak çalışan davacının son net ücretinin 2.300,00 USD olduğunun ispatlandığı, yapılan ödemeler ispat edilemediğinden ihbar tazminatına hak kazanıldığı, tanık anlatımlarına göre davacının haftalık 42 saat fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, 2 haftada bir hafta tatili yaptığının kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2023 tarihli kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 24.10.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğu, söz konusu uyuşmazlık hakkında Irak hukukunun uygulanması gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. İlk Derece Mahkemesince davacının ücretinin 1.800,00 USD kabul edilmesinin hatalı olduğunu
b. Reddedilen alacak miktarına göre davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, %40 indirimin hatalı olduğunu,
c. Ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının reddine hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebepleri ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Mahkemece bozmaya uyulduğunu ancak gereğinin yerine getirilmediğini,
b. Bozma kapsamında uyuşmazlığa ilişkin tümüyle Irak hukuku uygulanmasına hükmedildiğini,
c. Mahkemece ücret hususunun bozma dışında kaldığından bahisle yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu,
d. Davacının fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının ispat edilemediğini,
e. Fazla çalışma ücretleri ile ihbar tazminatına dair yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini, davacının mükerrer bedel artırım taleplerine değer verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebepleri ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hükmün kapsamı" başlıklı 297/1-(c) hükmünde; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" kapsaması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkeme kararında hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan, Kanun'un aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Gerekçe ile hüküm çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararına aykırı olup salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Somut olayda İlk Derece Mahkemesince karar gerekçesinde; dava konusu alacaklar yönünden Irak hukukunun uygulandığı ifade edildikten sonra 4857 sayılı İş Kanunu'nun söz konusu alacaklara dair hükümlerine atıf yapıldığı, fazla çalışma alacağı hakkında bozma sonrası alınan 01.01.2025 tarihli hesap raporuna itibar edildiği belirtildiği hâlde söz konusu alacak yönünden raporda hesaplanan miktara (12.638,50 USD'nin %40 uygun indirim yapılması sonrası 7.583,10 USD) hükmedilmediği, davacının ücretinin 2.300,00 USD kabul edildiği belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında davacının ücretinin 1.800,00 USD olarak ifade edildiği anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunmakta olup kanun hükümlerine aykırı şekilde gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4313, K. 2025/7388, 6 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama