KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4424 E., 2025/7496 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/355 E., 2025/669 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 4. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/81 E., 2024/404 K.
Karar Metni
1.418 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili arafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde 2005-2019 tarihleri arasında duvar ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden işverence haksız yere sonlandırıldığını, son ücretinin saatlik net 5,20 USD olduğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu uyuşmazlığa çalıştığı ülke mevzuatının uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucu taraflar arasında 18.03.2017-18.09.2017 tarihleri arasında geçerli iş sözleşmesi bulunduğu ve sözleşmenin "Anlaşmazlık durumunda uygulanacak mevzuat" başlıklı 18. maddesinde çalışılan ülkenin mevzuatının geçerli olduğunun belirtildiği, davacının ilk üç çalışma dönemine ilişkin taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, davacının işten çıkışının 05.05.2018 tarihi olduğu ve davanın 14.02.2020 tarihinde açıldığı, ...
Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesindeki 2016 yılındaki değişiklik ile zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak düzenlendiği, dava açma süresinin 1 yıl olduğu göz önüne alındığında alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki uyuşmazlığa ... İş Federasyonu İş Kanunu'nun uygulanması isabetli ise de davanın zamanaşımı nedeni ile değil de hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu ancak istinaf incelemesinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılacağı, davanın zamanaşımı yerine hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi yönündeki hatanın kaldırma nedeni yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalı yanın bizzat cevap dilekçesinde alacakların zamanaşımı süresinin 5-10 yıl olarak uygulanması gerektiğini ileri sürdüğünden usuli kazanılmış hakkın korunması gerektiğini,
2. Dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
3. Yargılama giderleri ve harçlar ile arabuluculuk ücretinin davalı Şirkete yükletilmesi gerektiğini,
4. Yargıtay tarafından içtihat değişikliğine gidilmesi durumunda Yargıtay Dergisi'nde veya başka yolla yayınından sonra açılacak davalara uygulanması gerektiğini,
5. Davalı Şirketin Türk tabiiyetinde olduğunu, davacının ücretinin davacının Türkiye'deki banka hesabına yatırıldığını, Türk sosyal güvence kapsamında davalı Şirket tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu kaydı yaptırıldığını,
6. Davalı Şirketin ağırlıklı olarak yurt dışında faaliyet göstermesine rağmen Şirket merkezinin ...'da bulunduğunu,
7. Somut uyuşmazlıkta doğrudan bir yabancılık unsuru bulunmadığını,
8. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereği uyuşmazlığa daha sıkı ilişkili olan Türk hukukunun uygulanması gerektiğinin açık olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, hizmet süresi, zamanaşımı def'i ve yargılama giderleri noktasında toplanmaktadır.
1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Şirkete ait projelerde yurt dışında 2005-2019 tarihlerinde çalıştığını, 02.03.2020 tarihli beyan dilekçesinde ise pasaport kayıtlarından, ... vizelerinden, yurda giriş-çıkış kayıtlarından, yurt dışı iş sözleşmesinden, banka kayıtlarından ve çalışma belgelerinden davalı Şirket nezdinde yapılan çalışmanın anlaşılacağını, süreç içerisinde davacının 03.02.2006-25.12.2006 tarihleri arasında ... , 21.02.2013-14.10.2013 tarihleri arasında ... , 09.08.2014-26.02.2015 tarihleri arasında ... ve 18.03.2017-05.05.2018 tarihleri arasında ... ... şantiyelerinde geçtiğini iddia etmiş; davalı işveren ise davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur.
Dosya içerisinde taraflar arasında imzalanan 18.03.2017-18.09.2017 yürürlük süreli bir adet iş sözleşmesi bulunduğu ve sözleşmede hukuk seçimi yapılarak, uyuşmazlık hâlinde çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağının yazılı olduğu görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında davacının iddia edilen tüm çalışma dönemi bakımından ... Federasyonu hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmış, davacının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Davacının 18.03.2017-05.05.2018 tarihleri arasındaki son çalışma döneminin 18.03.2017-18.09.2017 yürürlük süreli yurt dışı iş sözleşmesi kapsamında geçtiği anlaşılmaktadır. Söz konusu iş sözleşmesi içeriği dikkate alındığında; talep konusu alacaklar bakımından ilgili çalışma dönemi için seçilen hukukun uygulanması ve bu dönem yönünden Bölge Adliye Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğinin açıklanması yerindedir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Davalı işverenin yurt dışı projelerinde çalıştırılmak üzere istihdam edilen davacı işçinin; yurda giriş-çıkış kayıtlarına göre ve davacı iddiası doğrultusunda uyuşmazlık konusu tüm dönemde davalı Şirketin ...'da bulunan işyerlerinde çalıştığı kabul edilmiştir.
Davacının son dönem çalışması haricinde 03.02.2006-25.12.2006, 21.02.2013-14.10.20 13... .08.2014-26.02.2015 tarihleri arasındaki çalışmalarının da davalı işveren nezdinde geçtiği dosya kapsamına göre netleştirilmiş değildir. Öncelikle Mahkemece bu hususta araştırma yapılmalı ve söz konusu dönemlerde çalışmanın davalı nezdinde geçip geçmediği açıklığa kavuşturulmalıdır.
Davacı ve eşinin adına olan ... şubesindeki USD hesaplarına 2013-2018 yılları arasında "maaş" veya "avans" adı altında ödemelerin yapıldığı görülmekle bu ödemelerin kim tarafından yapıldığına ilişkin detaylı bilgiler adı geçen Bankadan istenmeli, davacı tarafça davalı Şirket adına verilen vizelerden bahsedilmekte olup bahsi geçen vizelerin davalı Şirket adına olup olmadığı noktalarında da ilgili araştırmalar yapılmak suretiyle davacının davalı nezdindeki hizmet süresi açıklığa kavuşturulmalıdır.
Yapılacak araştırma neticesinde.
03.02.2006-25.12.2006, 21.02.2013-14.10.20 13... .08.2014-26.02.2015 tarihleri arasındaki çalışmanın davalı işveren bünyesinde geçtiği ve ücret ödemelerinin de Türkiye'deki banka hesabına davalı işverence yapıldığı sabit olursa tüm dosya kapsamına göre tarafların tâbiiyeti, yerleşim yerleri, ücret ödemelerinin yapıldığı yer ile sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer dikkate alındığında daha sıkı ilişkili hukukun, 21.02.2013-14.10.20 13... .08.2014-26.02.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden, Türk hukuku olduğu dikkate alındığında, bu dönemler yönünden Türk hukuku uygulanmalıdır.
03.02.2006-25.12.2006 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden ise davacıya yapılan ücret ödemelerine ilişkin banka kaydı olup olmadığı sorulmalı, ücret ödemelerinin Türkiye'deki banka hesabına davalı işverence yapıldığı anlaşılırsa bu dönem için de daha sıkı ilişkili hukuk Türk hukuku olduğundan uyuşmazlığa Türk hukuku, aksi hâlde ise mutad işyeri olan Rus hukuku uygulanmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (..., Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; ..., Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre davacının ...'da geçen çalışmaları için ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.
... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, dava tarihi itibarıyla da davacının son dönem çalışması olan 18.03.2017-05.05.2018 tarihleri arası dönem için ... Federasyonu İş Kanunu'nda yer alan zamanaşımı sürelerinin dolduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu dönem yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki söz konusu sürenin İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı olduğu gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 hükmü uyarınca hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması da hatalı olmuştur.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4424, K. 2025/7496, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama