KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4478 E., 2025/6379 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/50 E., 2025/197 K.
- Dava tarihi
- 29.12.2017
- İlk derece mahkemesi
- ... 29. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/70 E., 2024/323 K.
Karar Metni
892 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... ve Hidroelektrik Santrali (....) Yöresi İşletme Müdürlüğü kapsamında yer alan Batman Barajı işyerinde davalı işveren işçisi olarak çalıştığını, görünürde hizmet alım ihalesi kapsamında çalışma söz konusu ise de yapılan işin asıl iş olması nedeniyle muvazaanın söz konusu olduğunu, davacının sendika üyesi olup üyeliğinin işverene bildirildiğini, bu çerçevede davalı Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) ile ...
Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinden yararlanması gerektiğini, müvekkili tarafından açılan davada ...
4. İş Mahkemesinin 2014/629 Esas sayılı dosyasında davacının muvazaalı olarak çalıştırıldığının tespit edildiğini ve talep ettikleri alacakların 22.05.2014 olan dava tarihine kadar kabul edildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, müvekkilinin 22.05.2014 tarihi ile işbu dava tarihi arasındaki dönem yönünden alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek iş güçlüğü tazminatı, sosyal yardım, ikramiye ve ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zorunlu dava şartı arabuluculuk süreci olmaksızın dava açıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacının müvekkilinden ihale ile iş alan Şirketlerde çalıştığını, ihale edilen işin anahtar teslim verildiğini, bu nedenle müvekkili Şirketin ihale makamı olduğunu, aksi düşünülse bile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun (6446 sayılı Kanun) 15/g hükmü uyarınca asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun olduğunu ve alt işveren işçilerinin müvekkili Şirketin işçilerine tanınan haklardan yararlanmalarının mümkün olmadığını, kamu işveren sendikasının taraf olmadığı toplu iş sözleşmesi için fiyat farkı ödemesinin de söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. Bölge Adliye Mahkemesinin 17.01.2024 tarihli ve 2022/5174 Esas, 2024/44 Karar sayılı kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacının 01.09.2017 tarihine kadar ... Turizm Madencilik Enerji İth. İhr. ve Tic. Ltd. Şti.ne (...
Şirketi) nezdinde çalıştığı dönem bakımından muvazaa olgusunun Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, ancak belirtilen tarihten sonraki çalışmalarının devam ettiği dava dışı ... Mühendislik Enerji Tem. Gıda İnş. ve Tic. AŞ'de (...
Şirketi) arasındaki ilişkinin hukuken geçerli olarak kurulduğu ve muvazaalı olmadığının tespit edildiği, dolayısıyla davacının 01.09.2017 tarihine kadar olan çalışmaları yönünden toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanacağı kabulü ile hesaplamaların yapıldığı 04.08.2024 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının da çalıştığı ... Şirketi ile EÜAŞ Genel Müdürlüğü arasında yapılan hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğuna ilişkin olarak açılan davalarda muvazaa tespiti yapılarak kesinleştiğinden, davacının ...
Şirketinde çalıştığı dönem için muvazaanın kabulünün isabetli olduğu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/18016 Esas, 2023/178 Karar ilâmı ile davalı EÜAŞ Genel Müdürlüğü ile dava dışı ...
Şirketi arasındaki ilişkinin hukuken geçerli olarak kurulduğu ve muvazaalı olmadığının tespit edildiği, hesaplamaların buna göre yapılmasının yerinde olduğu; ancak kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 15.05.2020 havale tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama döneminin, yalnızca davalı istinafı sonrasında verilen kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada istinaf edenin aleyhine olacak şekilde artırılmasının hatalı olduğu;
ayrıca ilave tediye dışındaki alacaklara mevduata uygulanan en yüksek faiz oranını aşmamak üzere en yüksek işletme kredisi faizi yürütülmesi gerekirken alacaklara bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz yürütülmesinin de yerinde olmadığı gerekçeleriyle, sendika üyelik bildirimi ve davacı talebi de dikkate alınmak suretiyle 22.05.2014-30.06.2014 tarihleri arası için talep konusu alacaklar yönünden resen yapılan hesaplama uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. 01.09.2017 tarihinden sonraki alacak taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
b. Faizlerin başlangıç tarihi ve türü dâhil faizlere hatalı hükmedildiğini,
c. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ücretin hatalı belirlendiğini,
d. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının çalıştığı Şirketlerin üstlendiği işlerin Santralin kazan ve yardımcılarının periyodik bakım, onarım, arıza giderme ve bu işlerle ilgili diğer hizmetlerin yaptırılması işleri olduğunu,
b. Davacının yardımcı iş kapsamında çalıştığını, asıl iş sayılsa dahi bu kapsamda alt işverenlere verilen işlerin 6446 sayılı Kanun'a göre çıkarılan Yönetmelik'e uygun olduğunu,
c. Davacının hizmet alımına konu edilen işlerde çalıştığını ve muvazaa olgusundan bahsedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu dönemde davalı ile dava dışı Şirketler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve buna göre davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihi ve türünün yerinde olup olmadığı hususu ile yargılama gideri ve vekâlet ücreti noktalarında toplanmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4478, K. 2025/6379, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama