KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4530 E., 2025/9748 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/409 E., 2025/466 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 49. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/81 E., 2024/796 K.
Karar Metni
642 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 08.05.2014-31.03.2015 tarihleri arasında Libya şantiyesinde işçi olarak çalıştığını, davacının net ücretinin 6.000,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, davacının haftanın 5 günü 07.30-20.00 saatleri arası, cumartesi günü ise 09.00-17.00 saatleri arasında çalıştığını ancak bu çalışmalara karşılık tarafına herhangi bir ücretin ödenmediğini, davacının çalıştığı süre boyunca her ay 2 kez hafta tatili olan pazar günlerinde de çalışmasını devam ettirdiğini, karşılığının ödenmediğini, davacının millî bayramlarda çalıştığını, dinî bayramların ilk günü izin yaptığını,
diğer günler çalışmasının devam ettiğini, davalı işverence bu çalışmalara karşılık bir ödemenin yapılmadığını iddia ederek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'ini ileri sürdüklerini, davacının ilk olarak davalı Şirketin Irak'ta yürüttüğü Khrairat projesinde çalıştığını, projedeki işinin bitmesi nedeniyle iş sözleşmesinin ikale ile sona erdiğini, davacıya tüm hak ve alacaklarının ödendiğini, davacının 08.05.2014 tarihinde davalı Şirketin Libya'da yürüttüğü projede inşaat mühendisi olarak çalışmaya başladığını, davacının iş sözleşmesinin projedeki işlerin tamamlanması nedeniyle 31.03.2015 tarihi itibarıyla davalı Şirket tarafından fesih bildiriminde bulunularak feshedildiğini,
davacıya 08.05.2014-31.03.2015 tarihleri arasındaki çalışmalarına ilişkin tüm hak ve alacaklarının ödendiğini, davacının da bu hususu ikrar eden 08.04.2015 tarihli ibraname ile davalı Şirketi ibra ettiğini, davacının iddia ettiği çalışma saatlerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı Şirkette fazla çalışmanın olmadığını, işin gerektirdiği durumlarda fazla çalışma yapıldığında karşılığının ödendiğini, davalı Şirket bünyesinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığını,
istisnai olarak çalışma yapılması hâlinde ise çalışmalara karşılık ücretin ücret bordrosuna tahakkuk ettirilerek ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının talep ettiği alacaklara hak kazandığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, 2. Hüküm altına alınan alacakların hesap yönteminin ve unsurlarının hatalı olduğunu, 3.Yapılması gereken mahsup işlemlerinin yapılmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuka, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4530, K. 2025/9748, 10 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama