KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4538 E., 2025/7095 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1836 E., 2025/109 K.
- Dava tarihi
- 23.09.2022
- İlk derece mahkemesi
- Adana 15. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/104 E., 2024/227 K.
Karar Metni
1.871 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait işyerinde 01.02.2017-24.08.2022 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, çocuk parası, yemek parası, asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsili ile iş sözleşmesi müvekkilince haklı sebeple feshedilmesine rağmen kötüniyetli şekilde müvekkilinin işsizlik aylığı almasını engellemek amacıyla davalı tarafça Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) istifa olarak gösterilen çıkış kodunun gerçeğe uygun şekilde düzeltilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... AŞ (... Şirketi) vekili; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili Şirket çalışanı olmadığını, diğer davalı Şirket ile aralarında anahtar teslim usulü sözleşme bulunduğunu savunarak davanın husumetten reddini istemiştir. 2. Davalı ... İletişim Teknolojileri ve Hizmetleri Tekstil İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ (... İletişim Şirketi) tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacak davasından tefrik edilerek devam edilen işbu tespit davası yönünden davacının çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik tespit davası açmasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilerek davacının işten çıkış kodu her ne kadar işveren tarafından Kod 03 (istifa) olarak bildirilmiş ise de çıkış kodunun Kod 22 (Diğer nedenler) olması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ... İletişim Şirketi tarafından SGK'ya bildirilen Kod 03 (istifa) çıkış kodunun Kod 22 (diğer nedenler) şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacak davasına ilişkin Adana 15. İş Mahkemesinin 2022/315 Esas ve 2024/361 Karar sayılı dosyası kesinleşmemekle birlikte dosyada davacı işçinin ihtarname ile haklı sebeple iş sözleşmesini feshettiğinin açık olduğu,
davacının istifasının haklı sebebe dayandığı kesinleştiği takdirde yargı kararıyla kesinleşmiş bulunacağı, İlk Derece Mahkemesince Kod 22 (diğer nedenler) olarak düzeltilmesine karar verilen işten çıkış kodunun diğer herhangi bir kod içinde değerlendirilemeyen hususlara münhasır olduğu, bu sebeplerle SGK'ya bildirilen işten çıkış kodunda hata bulunmadığı, ayrıca İlk Derece Mahkemesince işten çıkış kodunun değiştirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Adana 15. İş Mahkemesinin 2022/315 Esas ve 2024/361 Karar sayılı dosyasında davacının istifasının haklı sebebe dayandığı belirtilerek kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verildiğini, 2. Mahkemeden tefrik yönünde talepleri olmamasına rağmen resen verilen tefrik kararı sonucunda görülen işbu dava bakımından aleyhlerine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, işten çıkış kodunun düzeltilmesi istemi ile vekâlet ücretine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemeden istenilen hukuki korunmaya göre davalar; eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davaları ise, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası kendine özgü davalardan olup dava sonucunda verilen kararın icra ve infaz kabiliyeti yoktur.
Tespit davalarında davacının amacı, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi için konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının Mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsü olduğundan eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir.
Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115. maddesine göre dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir.
Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak SGK'ya bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan davalar, "çıkış kodunun düzeltilmesi davası" olarak adlandırılmakta ise de davanın SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında "tespit davası" niteliğindedir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından 23.09.2022 tarihinde bir kısım işçilik alacaklarının tahsili ve işten çıkış kodunun düzeltilmesi talepli açılan davada, dosya kapsamı, dava dilekçesi içeriği ve tefrik kararı dikkate alındığında, davacının işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin davayı açmakta güncel hukuki yararı bulunduğu oy çoğunluğuyla kabul edilmiştir.
İşin esası yönünden yapılan incelemede ise; işbu tespit davası ile birlikte açılan işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin davanın Adana 15. İş Mahkemesinin 2022/315 Esas ve 2024/361 Karar sayılı dosyasına kayıtlı oluğu anlaşılmış olup Dairemizce yapılan eksiklik talebinin giderilmesine ilişkin yazışmalar neticesinde ilgili alacak dosyasının hâlen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2025/1281 Esas numarası ile incelemede olduğu; yani kesinleşmediği tespit edilmiştir. İş sözleşmesinin sona erme şeklinin söz konusu dava dosyası ile kesinleşeceği dikkate alındığında işçilik alacaklarına ilişkin davanın işbu dosya bakımından bekletici mesele yapılması gerekmektedir. Bu husus dikkate alınmaksızın karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de davacının işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini feshettiğinin anlaşılması hâlinde söz konusu feshin yasal dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-(e) hükmündeki düzenleme olup davalı işverence SGK'ya bildirilmesi gereken çıkış kodunun Kod 03 (İstifa) değil; Kod 25 (İşçi tarafından işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) olması gerektiğinden, bu hususun da Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde hatalı değerlendirildiği anlaşılmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
DEĞİŞİK GEREKÇE
Davacı işçi, iş sözleşmesinin ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini, ancak kötüniyetli şekilde müvekkilinin işsizlik aylığı almasını engellemek amacıyla davalı tarafça SGK'ya istifa olarak gösterilen çıkış kodunun gerçeğe uygun şekilde düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... tarafından husumet itirazında bulunulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince davacının işten çıkış kodu her ne kadar işveren tarafından Kod 03 (istifa) olarak bildirilmiş ise de çıkış kodunun Kod 22 (diğer nedenler) olması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı işçinin ihtarname ile haklı sebeple iş sözleşmesini feshettiğinin açık olduğu, davacının istifasının haklı sebebe dayandığı kesinleştiği takdirde yargı kararıyla kesinleşmiş bulunacağı, İlk Derece Mahkemesince Kod 22 (diğer nedenler) olarak düzeltilmesine karar verilen işten çıkış kodunun diğer herhangi bir kod içinde değerlendirilemeyen hususlara münhasır olduğu, bu sebeplerle SGK'ya bildirilen işten çıkış kodunda hata bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilince temyiz olunan karar, Dairemizce davacının somut davada güncel hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek esasa ilişkin belirtilen gerekçe ile oy çokluğuyla bozulmuştur.
Dosya içeriğine göre davacı işçinin bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınması ve çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesi için dava açtığı, Mahkemece çıkış kodunun düzeltilmesi konusuna ilişkin davanın tefrikine karar verilerek ayrı bir esas üzerinden bu davaya bakılarak sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan bu tür davalar "çıkış kodunun düzeltilmesi davası" olarak adlandırılmakta ise de davanın, kural olarak SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında "tespit davası" niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Zira söz konusu dava ile işveren tarafından iş sözleşmesinin sona erme sebebi konusunda yapılan bildirimin gerçeğe aykırı olup olmadığı tespit edilmektedir. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır.
6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir.
Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır.
Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (Hakan Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl Hukuku, İstanbul, On Beşinci Bası, 2017, s. 976-977).
Davacı işçi; ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi talepli davadan tefrik edilen somut davada, işten çıkış kodunun düzeltilmesini istemiştir. İşçinin kıdem ve/veya ihbar tazminatı taleplerinin kabul edildiğine ilişkin mahkeme ilâmı ile birlikte SGK'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür.
Belirtilen şekilde işçinin SGK’ya mahkeme kararını ibraz ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez.
Nitekim SGK bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı genelgesi ile "Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilam niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir." şeklinde açıklığa kavuşturmuştur.
Kesinleşmiş işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatına ilişkin bir mahkeme kararına ya da arabuluculuk anlaşma tutanağı yahut anlaşma belgesine rağmen SGK'nın çıkış kodunu düzeltmemesi hâlinde, SGK'yı işlem yapmaya zorlayıcı bir karar için açılacak davanın ise SGK'ya yöneltilmesi gerekir. Zira böyle bir durumda; fesih sebebinin gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koyan kesinleşmiş bir mahkeme kararının, anlaşma tutanağının veya anlaşma belgesinin gereğini yerine getirmemiş olan, adı geçen Kurum olacaktır.
Diğer yandan somut dosyada davacı işçi, işsizlik ödeneği almasını engellemek için davalı işverenin kötüniyetle gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ileri sürerek işbu davayı açtığını belirtmiştir. Başka bir anlatımla, işbu davada güncel hukuki yarar işsizlik ödeneğinin alınabilmesini sağlamak olarak ifade edilmiştir.
Türkiye İş Kurumunun 2020/1 sayılı Genelgesi uyarınca işçi; fesih bildirimine ilişkin belgeler, ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini gösteren bordro, banka dekontu, arabulucu tutanağı, ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığını belirten veya 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 51. maddesi kapsamında fesih işleminin yapıldığı yönünde bir ifadeye yer veren kesinleşmiş mahkeme kararı gibi somut belgelerle Türkiye İş Kurumuna başvurarak işsizlik ödeneğinin ödenmesini isteyebilir.
Türkiye İş Kurumunun anılan Genelgesi uyarınca davacının ihbar ve kıdem tazminatının hüküm altına alınması istemiyle açtığı bu davanın sonucuna göre işsizlik ödeneğini alabilme imkânı vardır. Diğer bir ifade ile iş sözleşmesinin davacı tarafından feshinin haklı nedene dayandığının tespitine göre işsizlik ödeneği talep edilebilecektir. Davacı işten çıkış kodunun düzeltilmesi talebiyle açtığı bu dava ile elde etmek istediği sonuca ihbar ve kıdem tazminatına ilişkin dava sonucunda verilecek karar ile ulaşabilmektedir. Hâl böyle olunca, işten çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin inceleme konusu davanın açılmasında güncel hukuki yararın bulunmadığı açıktır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davanın açılmasında güncel hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle bozulması görüşünde olduğumuzdan esasa ilişkin sebeple bozulması yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4538, K. 2025/7095, 29 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama