KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4600 E., 2025/7843 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2851 E., 2025/178 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 8. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/219 E., 2022/502 K.
Karar Metni
1.370 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.10.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...’daki ...
09.09.2010-17.04.2016 tarihleri arasında mekanik şefi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, davacının haftanın 6 günü 07.00-21.00 saatleri arasında normal mesai olarak çalıştığını, ayda iki kez hafta tatili gününde çalışmaya devam ettiğini, hafta tatili kullanmadan çalıştığı zamanların da olduğunu, davacı işçinin aylık net 4.600,00 USD ücret aldığını, bu miktarın bir kısmının elden avans olarak verildiğini, kalanının bankaya kısım kısım yatırıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, davacıya bir ihbar öneli verilmediğini belirterek ihbar tazminatı, fazla çalışma,
hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 09.09.2010-17.04.2016 tarihleri arasında taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesi uyarınca davalı Şirket nezdinde mekanik şefi olarak aylık 1.587,00 USD ücret ile çalışmaya başladığını, davacı işçinin son ücretinin 2.256,00 USD olduğunu, davacı işçinin tüm hak edişlerinin ödendiğini, çalıştığı süreler boyunca aldığı ücret ve işçilik alacaklarına karşı hiçbir ihtirazı kayıt ileri sürmediğini, davacı işçinin işyerindeki çalışma süresinin dikkate alınıp ihbar tazminatının eksiksiz şekilde ödendiğini, davacının üst düzey yönetici pozisyonunda çalıştığını,
idari amir olması dolayısıyla mesaisini kendisinin tayin ettiğini, davacı işçinin hiçbir alacak ve hak edişinin bulunmadığını, izinlerini kullandığından izin alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirkete ait işyerinde 09.09.2010-17.04.2016 tarihleri arasında çalıştığı, fesih tarihindeki aylık ücretinin net 4.600,00 USD olduğu, davacının ihbar tazminatına hak kazandığını, tanık beyanlarına göre fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirketin yurt dışı şantiyesinde 09.09.2010-17.04.2016 tarihleri arasında mekanik şefi olarak çalıştığı, davacının ücretinin net 4.600,00 USD olarak kabul edilmesinin yerinde olduğu, ücretin brütleştirilmesinde işçi payının %5 olarak esas alındığı, davalı tarafın davacıya ihbar tazminatı adı altında ödeme yaptığı, bakiyesinin hüküm altına alındığı,
tanık beyanlarından davacının haftada 19,5 saat fazla çalışma yaptığı, ayda 2 hafta tatilinde çalıştığı, ... Bayramının ilk günü ile ..
Bayra.mının ilk iki günü dışında genel tatillerde çalışma yaptığı ve ücretlerinin ödenmediğinin ispatlandığı, davacının hüküm altına alınan fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarına Mahkemece yapılan indirimin makul olmadığı, Dairece takdiren %50 indirim oranı uygulandığı davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde görüldüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Somut uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması gerektiğini,
b. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,
c. Ücret tespitinin hatalı olduğunu, davacının tüm dönem aynı ücretle çalışmasının mümkün olmadığını,
d. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hesaplamalarında davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanları yerine davalı tanık beyanlarının dikkate alınması gerektiğini,
e. Türkmenistan'daki resmî ve dinî bayramlarda davacının çalışmadığını,
f. İhbar tazminatının bulunmadığını,
g. İndirim oranının düşük olduğunu, indirim yapılan miktarlar bakımından taraflarına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince uygulanan indirim oranının yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davacının aylık ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile indirim oranı ve vekâlet ücreti noktalarındadır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımnî olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada, davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde bulunan veya işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Somut uyuşmazlıkta davacının tanık beyanlarına göre bir hafta haftanın 6 günü 07.00-19.00 saatleri arası çalıştığı, ayda iki hafta tatilindeki çalışma süresinin de eklenmesi ile haftalık 19,5 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesaplanmıştır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda, dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından, davacının fazla çalışmalarının davacı tanık beyanlarına göre kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanları, yapılan işin niteliği ve özellikle davacı tanıklarından ...'nin beyanı dikkate alındığında; davacının haftanın 6 günü 08.00-19.00 saatleri arası ve ayda iki hafta tatilinde de aynı saatlerde çalıştığını ispatladığı kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre davacının; ispatlanan çalışma düzeni ile yasal ara dinlenme sürelerine göre ayın iki haftasında haftanın 6 günü çalıştığı ve 15 saat fazla çalıştığı, kalan iki hafta, haftanın 7 günü çalıştığı ve 17,5 saat fazla çalışma yaptığı gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesince fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına uygulanan %50 indirim oranı hakkın özünü etkileyecek nitelikte olup söz konusu alacaklara %30 oranında indirim yapılmasının dosya kapsamına daha uygun düşeceği anlaşılmaktadır.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4600, K. 2025/7843, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama