KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4720 E., 2025/6056 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2025/4 E., 2025/142 K.
- Dava tarihi
- 04.04.2019
Karar Metni
1.179 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait aile yaşam merkezlerinde usta öğretici-bina koordinatörü olarak çalıştığını, haftada 6 gün 08.00-17.00 saatlerine ek olarak en az 3 gün 3-4 saatten az olmamak kaydıyla fazla saatlerle çalışmak durumunda kaldığını, ayda en az iki hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, ek ders ücretlerinin eksik ödendiğini, yol ve yemek yardımının 2014 yılında bir yıl süreyle verildikten sonra rıza alınmaksızın ve sebep gösterilmeksizin kesildiğini,
çalışma dönemi boyunca 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2. Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun hükümlerine göre hak kazanılan ilave tediye alacaklarının da ödenmediğini, davacıya yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, davacının aynı işi yapan kadrolu işçilerle farklı ücrete ve farklı haklara tâbi olması nedeniyle davalının eşit işlem borcuna aykırı davrandığının kabulü gerektiğini, belirtilen sebeplerle iş sözleşmesinin müvekkili davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret farkı, yol ve yemek yardımı,
yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ilave tediye ile ayrımcılık tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (657 sayılı Kanun) 89. maddesi uyarınca görevlendirilmesi sebebiyle statü hukukuna tâbi olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) hükümlerine tâbi olmadığını, bu sebeple görevli yargı yerinin idari yargı olması gerektiğini, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, usta öğreticilerin görevlendirilmesi ve ücretlerin hesaplanmasına ilişkin olarak 657 sayılı Kanun’da ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda (5510 sayılı Kanun) özel düzenlemelerin yer aldığını,
davacının ek ders ücreti karşılığında istihdam edildiğini, usta öğreticilerin 4857 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını, davacının ek ders ücreti alacağının 657 sayılı Kanun’un 176. maddesine uygun olarak hesaplandığını ve ödendiğini, işyerinde 09.00-18.00 saatleri arasında hizmet verildiğini, bir saat öğle molası kullanıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde Kurumun kapalı olduğunu, ayrıca davacıya haftada bir gün ücretli izin verildiğini,
bunların dışında çalışma karşılığı olmaksızın ek ders ücreti karşılığında çalışanlara hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemesi gibi ödemelerin yapılmasının 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre de mümkün olmadığını, usta öğretici olan kişiler işçi vasfında olmadıkları için ilave tediye ikramiyesi ödenmesinin de söz konusu olmayacağını, davacının yıllık izinlerini kullandığını, ayrımcılık tazminatına da hak kazanamadığını, davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.07.2022 tarihli kararı ile; davacının davalı nezdinde 4857 sayılı Kanun hükümlerine tâbi işçi olarak çalıştığı, ödenmeyen ücret alacakları bulunduğu tespit edildiğinden iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının ödenmeyen ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ilave tediye ücreti, yemek ve yol ücreti alacaklarının bulunduğu, ayrıca bakiye yıllık ücretli izin alacaklısı olduğu; ancak davacının ayrımcılık tazminatına ilişkin iddiasını ispatlayamadığından söz konusu alacak kalemine hak kazanamadığı gerekçesiyle ayrımcılık tazminatı talebinin reddine, diğer alacak taleplerinin ise kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 26.07.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 01.11.2022 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun yasal düzenlemelere, Yargıtay içtihatlarına uygun olarak düzenlendiği ve yapılan hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairecemizin 20.02.2023 tarihli kararı ile; fazla çalışma ve hafta tatili ücretinin hatalı hesaplandığı; ayrıca davacının kullandığı yıllık izin sürelerine ilişkin dosyada yer alan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilerek davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil eden hususlar da göz önünde bulundurulmak suretiyle davacının yıllık ücretli izin alacağı talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2024 tarihli kararı ile; bozma kararı doğrultusunda kapsama alınan bilirkişi ek raporu içeriği dikkate alınmak suretiyle ayrımcılık tazminatı talebinin reddine, diğer talep konusu alacakların ise kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerinde Dairemizin 16.12.2024 tarihli kararı ile; bozma sonrasında kapsama aldırılan 13.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda, kullanılan yıllık izin süresine ilişkin belgeler tek tek somutlaştırılmış olup bozmadan önceki bilirkişi raporlarının da değerlendirilmesine ve farklı hesaplamaların kaynağına yer verilmesine rağmen yıllık ücretli izin alacağının bozmadan önce aldırılan ve denetime elverişli olmayan 08.07.2021 tarihli bilirkişi raporundaki miktar esas alınmak suretiyle hüküm altına alınmasının hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu diğer alacaklar bozma öncesindeki gibi; yıllık izin ücreti alacağı ise 13.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen miktar dikkate alınmak suretiyle hüküm altına alınmıştır.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Ek ders ücreti karşılığı usta öğretici olarak çalışan davacının kendi isteği ile görevden ayrıldığını,
2. Usta öğreticilerin görevlendirilmesi ve ücretlerin hesaplanmasına ilişkin olarak 657 sayılı Kanun’da ve 5510 sayılı Kanun'da özel düzenlemelerin yer aldığını, davacının ek ders ücreti karşılığında istihdam edildiğini, usta öğreticilerin 4857 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını, bu sebeple görevli yargı yolunun idari yargı olması gerektiğini,
3. Davacının ek ders ücreti alacağının 657 sayılı Kanun’un 176. maddesine uygun olarak hesaplandığını ve ödendiğini,
4. İşyerinde 09.00-18.00 saatleri arasında hizmet verildiğini, bir saat öğle molası kullanıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde Kurumun kapalı olduğunu, ayrıca davacıya haftada bir gün ücretli izin verildiğini, bunların dışında çalışma karşılığı olmaksızın ek ders ücreti karşılığında çalışanlara hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemesi gibi ödemelerin yapılmasının 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre de mümkün olmadığını,
5. Usta öğretici olan kişiler işçi vasfında olmadıkları için ilave tediye ikramiyesi ödenmesinin de söz konusu olmayacağını,
6. Davacının yıllık izinlerini kullandığını, izin formlarının ekte sunulu olduğunu,
7. Davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı kabulünün hatalı olduğunu,
8. Davacının ayrımcılık tazminatına da hak kazanamadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, yıllık ücretli izin alacağının ispatı ve hesabına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4720, K. 2025/6056, 8 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama