KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4817 E., 2025/6461 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/293 E., 2025/53 K.
- Dava tarihi
- 20.10.2015
Karar Metni
946 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışı inşaat projelerinde 2008-2014 yılları arasında en son aylık net 2.740,00 USD ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı ve diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş görme borcunu yabancı ülkede ifa etmesi nedeniyle iş ilişkisinin yabancılık unsuru taşıdığını, bu nedenle 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'a (5718 sayılı Kanun) göre uygulanacak hukukun tespiti ve ayrıca uyuşmazlığın işin ağırlıklı olarak görüldüğü ülke hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, diğer iddialarının da yerinde olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli ve 2015/452 Esas, 2018/180 Karar sayılı kararı ile; Türk şirketi olan işverenin işyeri merkezinin Türkiye'de olduğu, Yargıtayın emsal kararları da dikkate alındığında Türk hukukunun uygulanması gerektiği, 4857 sayılı İş Kanunu'nun kıdem tazminatına ilişkin hükmünün kamu düzeniyle ilgili olduğu, bu itibarla taraflar arasındaki uyuşmazlığın Türk hukukuna göre çözümlenmesi gerektiği, davacının 2 yıl 6 ay 12 gün davalı yanında çalıştığı ve son ücretinin 2.740,00 USD olduğu, ayrıca iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 02.09.2020 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 02.09.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; Umman hukukunda uzman bir bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle dava konusu uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli kararı ile; 5718 sayılı Kanun'un 27/4 hükmü uyarınca uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiş; İlk Derece Mahkemesince verilen 24.11.2022 tarihli kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.2023 tarihli kararı ile; Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle direnme kararının Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararıyla sabit olduğu üzere uyuşmazlığa Umman hukukunun uygulanması gerektiği, Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun 7. maddesinde, işçilik alacaklarının tahsili için açılacak dava bakımından 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş olduğu, davacının son işten çıkış tarihi 06.05.2013 olup dava tarihinin ise 20.10.2015 olduğu, dava tarihi itibarıyla Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun 7. maddesi gereği 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalının cevap dilekçesini süresinde sunmadığından Türk hukukuna göre karar verilmesi gerektiğini,
2. Dava zamanaşımı nedeniyle tümden reddedildiğinden davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini,
3. Anayasa Mahkemesi tarafından hukuk seçimine ilişkin düzenleme iptal edildiğinden sadece ücretin USD ile ödenmesinin sıkı ilişki olduğunu göstermeyeceğini, tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu Sosyal Güvenlik Kurumu ile bağlantısı, tarafların yerleşim yeri ve sosyal ve hukuki çevresinin yoğunlaştığı yer Türkiye olduğundan sıkı ilişkili yer hukuku olarak Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; zamanaşımı ve yargılama giderine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir.
Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir.
Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması nedeniyle ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davadaki taleplerin Umman Sultanlığı İş Kanunu hükümlerinin uygulanması sonucunda reddedilmiş olması karşısında Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine reddedilen miktarlar nedeniyle vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "Davalı taraf kendisini duruşmalarda avukat ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. gereğince belirlenen 30.000,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine," ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "Davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına," ibaresinin,
Hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan "Davalının yapmış olduğu 316,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına," ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4817, K. 2025/6461, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama