KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4844 E., 2025/6374 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/350 E., 2024/198 K.
- Dava tarihi
- 27.08.2019
Karar Metni
1.366 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 09.06.2004-24.05.2019 tarihleri arasında mobilya ustası/ustabaşı olarak çalıştığını, işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesinin davacı müvekkili tarafından haklı sebeple feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi alacağı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı ile gece vardiyası zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli kararı ile; davacının ödenmeyen fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının bulunduğu, iş sözleşmesinin ödenmeyen alacaklar sebebiyle işçi tarafından feshinin haklı nedene dayandığı; ayrıca davacının yıllık izinlerinin kullandırıldığının ya da karşılığı olan ücret alacağının ödendiğinin davalı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi, fazla çalışma ücreti alacaklarının kabulüne; ispatlanmayan gece vardiyası zammı alacağının reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince 31.08.2022 tarihli ek karar ile süresinde yapılmayan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 31.08.2022 tarihli ek kararına ve asıl kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 09.11.2022 tarihli kararı ile; davalı vekilinin tek vekil olduğu, sağlık durumuna ilişkin sağlık raporu ve mazeret durumu gözetildiğinde davalı vekilinin eski hâle getirme isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına karar verilerek asıl karara yönelik istinaf incelemesi yapılmış olup bu inceleme sonucunda;
tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf gerekçelerinin yerinde olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, dava dilekçesi ekinde yer alan ihtarda, davacı asıl tarafından 6 yıldır fazla çalışma ücretinin ödenmediği belirtildiğinden talep aşılmak suretiyle tüm çalışma dönemi boyunca hesaplama yapılmasının hatalı olduğu;
diğer yandan dosya kapsamında yer alan ve davacı ile birlikte aynı işyerinde çalışması bulunan tek tanık Ö.A. olup söz konusu tanık davalı işyerinde 2004-2011 yılları arasında çalıştığını beyan ettiğinden ve diğer davacı tanığı A.A'nın ise davacı ile aynı işyerinde çalışması bulunmadığından davacı vekilince süresi içerisinde sunulan delil listesinde başkaca tanıkların da dinlenmesi talebi bildirilmiş olduğundan söz konusu tanıklar dinlenerek davacının son 6 yıllık çalışmasında fazla çalışma yapıp yapmadığı hususunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği;
belirtilen gerekçe ile hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının da 2011 yılından sonra hesaplanması hatalı ise de dinlenecek davacı tanık beyanlarına göre davacının 2011 yılından sonra hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı hususunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği ve bordrolardaki asgari geçim indirimine ilişkin tahakkuklar dikkate alındığında,
söz konusu tahakkukların banka aracılığıyla ödenip ödenmediği değerlendirilerek banka aracılığıyla ödemenin sabit olması hâlinde ilgili alacak kaleminden mahsup edilmesi gerekirken bu hususun değerlendirilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı uyarınca davacı tanıklarının beyanı alınmış olup kapsama alınan ek bilirkişi raporu doğrultusunda davacının kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarının kabulüne; gece vardiyası zammı talebinin reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde: 1.Bozma ilâmının gereğinin yerine getirilmediğini, 2.Davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddi gerektiğini, 3. Davacının ücretinin hatalı belirlendiğini, emsal ücret araştırması yapılması gerektiğini, 4. İstifa etmek suretiyle işten ayrılan davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, 5. Davacının yıllık izinlerinin tamamını kullandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve asgari geçim indirimi alacağının ödenip ödenmediğine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda, dava dilekçesi ekinde yer alan ihtarda, davacı asıl tarafından 6 yıldır fazla çalışma ücretinin ödenmediği belirtilmiştir. Bozma öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının talebi aşılmak suretiyle tüm çalışma dönemi (09.04.2004-24.05.2019) için tanık beyanlarına göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmış ve bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Dairemizce, davacı talebi aşılmak suretiyle hesaplama yapılmasının hatalı olduğu belirtilerek delil dilekçesinde yer alan diğer tanıkların da dinlenilmesi suretiyle sadece son 6 yıllık dönem bakımından davacının fazla çalışma alacağının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi için İlk Derece Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmiş ise de bozma kapsamına uygun araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bozma sonrasında dinlenilen davacı tanığı A.Ş, 2007-2008 yılları arasında çalıştığını beyan etmiş olup davacının son 6 yıllık çalışmasına ilişkin bilgi ve görgü sahibi değildir. Diğer yandan, davacının eşi olan tanık N.G, 20212-2018 yılları arasında haftada bir gün davalı işyerinde temizlik işi yaptığını beyan etmiş ise de, davalı savunmaları dikkate alındığında söz konusu işçinin işyerinde çalıştığı hususunun ispatlanmadığı anlaşılmaktadır.
Bozma öncesinde dinlenilen tanık Ö.A. davalı işyerinde 2004-2011 yılları arasında çalıştığını beyan etmiş olup diğer davacı tanığı A.A'nın ise davacı ile aynı işyerinde çalışması bulunmadığı anlaşıldığından; tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davacının son 6 yıllık çalışma döneminde fazla çalışma yaptığını ispat edemediği anlaşılmaktadır. Davacının fazla çalışma ücreti alacağının reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti bakımından ise öncelikle dava dilekçesi ekinde yer alan ihtarname değerlendirilmelidir. Söz konusu ihtarname içeriği incelendiğinde, davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının talep dönemini sınırlayıcı bir ifade bulunmamaktadır.
Yukarıda yer verilen Dairemizin bozma ilâmında da, ilgili alacakların 6 yıllık süre ile sınırlı hesaplanması gerektiği yönünde bir bozma sebebine yer verilmemiştir.
Bozma ilâmında açıkça, bozma öncesinde dinlenilen tanık Ö.A'nın 2011 yılından sonra işyerinde çalışmasının bulunmadığı hususu ile tanık A.A.'nın davacı ile aynı işyerinde çalışmadığı hususları dikkate alındığında, yeni dinlenilecek tanık beyanları uyarınca davacının 2011 yılından sonra hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Ancak İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma ilâmı kapsamı dışında çıkılmak suretiyle, davacının yalnızca son 6 yıllık çalışma dönemi olan 25.05.2013-24.05.2019 tarihleri arasındaki dönem bakımından bozma sonrası dinlenilen tanık N.G'nin beyanı uyarınca davacının ayda bir hafta tatilinde çalıştığı ve dinî bayramların ilk 2 günü dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiği kabulü ile hesaplama yapıldığı görülmüştür.
Yukarıda da belirtildiği üzere, aynı işyerinde çalışması bulunduğu ispatlanmayan davacının eşi tanık N.G'nin beyanı esas alınmak suretiyle sonuca gidilmesi yerinde değildir. Hâl böyle olunca davacının 25.05.2013 tarihinden sonra hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarınna hak kazandığının kabulü de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Diğer yandan, bozma sonrası dinlenilen tanık A.Ş. 2007-2008 yılları arasında işyerinde çalıştığını beyan etmiş olup davalı vekilince bu husus temyiz dilekçesinde kabul edilmiştir. Bozma öncesi dinlenilen tanık Ö.A. ise 2004-2011 yılları arasında çalıştığını beyan etmiş olup davacı tanığının hizmet süresine davalı tarafça ilk verilen temyiz dilekçesinde itiraz edilmediğinden bu husus bozmaya konu edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş; tanık Ö.A. ve tanık A.Ş. beyanları dikkate alınmak suretiyle ve bu tanıkların çalışma dönemleri ile sınırlı olacak şekilde hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hesaplanması ve söz konusu kararın yalnızca davalı vekili tarafından temyiz edildiği dikkate alınarak ilgili alacakların miktar bakımından usulî kazanılmış hak da gözetilmek suretiyle hüküm altına alınmasıdır.
Hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4844, K. 2025/6374, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama