KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4867 E., 2025/8897 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2310 E., 2025/683 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/990 E., 2023/320 K.
Karar Metni
697 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde ve ... olmak üzere inşaat teknikeri olarak çalıştığını, iş bitimi sebebiyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen bu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, husumet itirazında bulunduklarını, davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını, somut uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş hukukunun emredicilik yönü ve işçinin korunması ilkesi uyarınca yabancılık unsuru taşıyan bu tür uyuşmazlıklarda, Türk vatandaşı olan işçinin kamu düzeni de dikkate alınarak yurt dışına gönderilmesinde, gönderen kişi ya da şirketin yurt dışındaki yabancı şirket ile organik bağının ispatlandığında Türk iş hukukunun uygulandığı ve organik bağ içinde olan Türkiye'deki kişi veya kişilerin, işçinin işvereni kabul edilerek sorumlu tutulduğu, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği davalı işveren tarafından ispatlanmadığından kıdem tazminatının kabulü gerektiği, ödenmeyen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça istinaf yoluna başvuru dilekçesinde somut uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanmasına yönelik açık bir istinaf sebebi belirtilmediğinden İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde Türk hukukunun uygulanması hususunun kaldırma sebebi yapılmadığı, hesaplamalarda dikkate alınan hizmet süresi ve aylık ücret miktarının dosya kapsamına uygun olduğu,
davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığının davalı tarafından ispatlanamadığı, davacının ödenmeyen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının olduğu gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu,
2. Davacının talep ettiği tüm alacaklarının zamanaşımına uğradığını,
3. Müvekkili Şirkete husumet yönetilemeyeceğini,
4. Davacının hükme esas alınan hesaplamalarda kabul edilen aylık ücretinin gerçeği yansıtmadığını,
5. Davacının müvekkili Şirkette çalıştığı anlamına gelmemesi kaydıyla, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, çalıştığı proje ve görevi bitmesi nedeniyle de iş sözleşmesinin sona erdiğini, kıdem tazminatına hak kazanmadığını,
6. Davacıya çalışmış olduğu hafta tatili ve fazla çalışmalarının karşılığının ödendiğini, davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinin kabul edilemez olduğunu, tanıkların müvekkili Şirkete karşı davaları olduğundan beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğini, tanıkların beyanlarının görgüye dayanmadığını, tanıklarla birlikte çalışılan dönemlerin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, dava konusu alacakların ispat ve hesaplanması ile bu alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4867, K. 2025/8897, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama