İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 9. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/5181 K.2025/6409

Bölge Adliye Mahkemesince usul bozmasına uyularak verilen karar; davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar…

Esas2025/5181Karar2025/6409Tarih16 Eylül 2025Okuma12 dk · 2.431 kelime

KÜNYE

9. Hukuk Dairesi 2025/5181 E., 2025/6409 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
16 Eylül 2025
Mahkemesi
... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
Sayısı
2025/151 E., 2025/790 K.
Dava tarihi
18.12.2020
İlk derece mahkemesi
... 9. İş Mahkemesi
Sayısı
2020/561 E., 2022/235 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.431 kelime·12 dk okuma·9 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesince usul bozmasına uyularak verilen karar; davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait işyerinde satın alma ve lojistik şefi olarak çalıştığını, en son aylık ücretinin net 4.500,00 USD olduğunu, müvekkilinin iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden 31.03.2018 tarihinde feshedildiğini, davalı ve grup şirketleri aleyhine açılan işe iade davasının kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, 02.03.2020 tarihli ihtarname ile işe iade ve müvekkilinin haklarının ödenmesi talepli ihtarname gönderildiğini, işverenin işe başlatma amacı olmadığı hâlde iş güvencesi tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrının işe başlatma daveti olarak değerlendirilemeyeceğini,

davalı işverenin hukuki ve mali sorumluluklardan kurtulmak amaçlı ihtarname gönderdiğini, işe başlaması istenilen projelerin davacının ikametgâhından yüzlerce kilometre uzaklıkta ulaşımı zor olan şantiyeler olduğunu, müvekkilinin daha önce çalıştığı şantiyeler ile teklif edilen şantiyelerin hiçbir benzerliğinin olmadığını, işverenin işe davete dair beyanının ciddi ve gerçek bir işe başlatma daveti olmadığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; işe iade davasının sonucu olarak işe davetin kanun ve usule uygun olarak yapıldığını, davacının Şirketin devam etmekte olan aynı lokasyondaki projesine davet edilmesinin hayatın olağan akışına uygun ve ciddi bir çağrı olduğunu, davacının mernis adresinin de ... olduğunu, davacının samimi olmadığını, kötüniyetli olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarını somutlaştırmadığını, kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; işe iade davasının sonucu olarak işe davetin kanun ve usule uygun olarak yapıldığını, davacının Şirketin devam etmekte olan aynı lokasyondaki projesine davet edilmesinin hayatın olağan akışına uygun ve ciddi bir çağrı olduğunu, davacının mernis adresinin de ... olduğunu, davacının samimi olmadığını, kötüniyetli olduğunu, somut olayda Türk hukukunun uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkili Şirket bünyesinde yurt dışında çalıştığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarını somutlaştırmadığını, kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli kararı ile; davacının işe iade davasının kabul edildiği ve kararın kesinleştiği, işe başlama talebi ve 4 aylık boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının ödenmesini bildiren ve noter kanalıyla gönderilen davacı ihtarnamesinin 02.03.2020 tarihli olduğu, söz konusu ihtarnamenin davalılardan ...'ye 03.03.2020 tarihinde, ... firmasına ise 13.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacının işe başlama talebinin kabulünü bildiren cevabi ihtarnamenin ise 19.06.2020 tarihli olduğu, bu itibarla davalı işverenlerin davacıyı süresinde işe davet etmedikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 05.06.2024 tarihli kararı ile; davalı ... vekilince cevap dilekçesi ile yasal süresi içerisinde uyuşmazlığa yabancı hukuk kurallarının uygulanmasına dair itirazda bulunulduğu saptanmış ise de eldeki davaya dayanak işe iade talebine ilişkin kesin nitelikteki işe iade davasına Türk hukukunun uygulandığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince işe iade sonrası istekler içeren işbu davanın da Türk hukukuna göre çözümlenmesinin yerinde bulunduğu,

davalıların husumet itirazlarının yerinde olmadığı, davalılardan ... tarafından (salgın sürecindeki duran süreler gözetildiğinde) davacıya yasal süresi içerisinde 19.06.2020 tarihli işe başlama yazısının gönderildiği görülmüş ise de davacının aynı şartlarda işe davet edilmediği anlaşılmakla işverenin işe davetinde samimi olmadığı kanaatine varıldığı ve bu itibarla davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen süre ücret ve diğer haklar alacağına hak kazandığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 05.06.2024 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmiş olmasına rağmen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre, davacının süresinde işe davet edilmediği kanaatine varıldığı, hâl böyle olunca davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacaklarına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde;

a. Somut olayda Türk hukukun uygulanmasının mümkün olmadığını, Rus iş hukukunda yer alan 3 aylık hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini,

b. Davalı Şirketler arasında hiçbir bağ bulunmadığını, davacının müvekkili Şirket bünyesinde çalışması bulunmadığını,

c. Salgın nedeniyle 26.03.2020 tarihinde Ülkede tüm hukuki sürelerin durduğunu, bu nedenle işe davetin süresinde yapıldığını,

d. Devam eden projelere davacının davet edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davetin ciddi olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını,

e. Belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığından fesih gerçekleşmemiş olup kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,

f. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini,

g. Hesaplamalara temel alınan ücretin gerçeği yansıtmadığını, net ücretin brüt ücrete çevrilmesinde hata yapıldığını,

h. Hesaplanan boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı ile iş güvencesi tazminatının fahiş belirlendiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde;

a. Somut olayda Türk hukukun uygulanmasının mümkün olmadığını,

b. Davacının müvekkili Şirket bünyesinde çalışması bulunmadığını,

c. Salgın nedeniyle 26.03.2020 tarihinde Ülkede tüm hukuki sürelerin durduğunu bu nedenle işe davetin süresinde yapıldığını,

d. Devam eden projelere davacının davet edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davetin ciddi olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını,

e. Belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığından fesih gerçekleşmemiş olup kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,

f. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini,

g. Hesaplamalara temel alınan ücretin gerçeği yansıtmadığını, net ücretin brüt ücrete çevrilmesinde hata yapıldığını,

h. Hesaplanan boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı ile iş güvencesi tazminatının fahiş belirlendiğini ileri sürmüştür

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, hizmet süresi, hüküm altına alınan alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.

1. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21/5 hükmüne göre işçi, kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmalıdır. Aksi hâlde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. İşveren, işe iade için başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmadığı takdirde en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları işçiye ödemek zorundadır.

Somut uyuşmazlıkta davacı, davalılara ait yurt dışı şantiyelerde çalışmakta iken iş sözleşmesinin işverence feshedilmesi üzerine işe iade talebiyle dava açmıştır. ... 28. İş Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli ve 2018/200 Esas, 2019/521 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar ...

Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 18.02.2020 tarihli ve 2020/ 73... /474 Karar sayılı kararı ile davalıların istinaf başvurularının arabuluculuk ücreti yönünden kabulü ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi suretiyle kesinleşmiştir. Davacı ... Noterliğinin 02.03.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle süresi içerisinde işe iade talebinde bulunmuştur. Davalı işveren ....

Şirketine ihtarname 13.03.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup bahsi geçen işveren .... Noterliğinin 19.06.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, Şirketlerine ait ve aktif olarak hâlen devam ettiğini belirttikleri ...'da yer alan iki projeden birinde işe başlayabileceğini belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, davacının süresinde işe davet edilmediği gerekçesiyle talep konusu alacakların kabulüne karar verilmiştir. 26.03.2020 tarihli ve 31080 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7226 sayılı Kanun) geçici 1. maddesinin ilgili bölümü şöyledir: “(1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;

“a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler;6/1/1982tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu,

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,. İtibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur.

Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi hâlinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.

..."

Bilahare 30.04.2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile de yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla getirilen bu sürelerin 01.05.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiştir.

Somut olayda davalı işverene işe iade talebinin 13.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı işverenin ise 19.06.2020 tarihinde davacıyı işe davet ettiği görülmüştür. Her ne kadar Mahkemece işe davetin süresinde olmadığına karar verilmiş ise de; Covid-19 salgını nedeni ile 13.03.2020-15.06.2020 tarihleri arasında 95 gün sürelerin durduğu hususu gözetilmeden karar verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla davalı işverence yapılan işe davetin bir aylık yasal süre içerisinde yapıldığı kabul edilerek davacının işe başvurusu ile davalının işe davetinin samimi olup olmadığı hususları tüm dosya kapsamına göre bir değerlendirmeye tâbi tutularak dava konusu alacaklar hakkında karar verilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

2. Kıdem ve ihbar tazminatı bakımından uygulanacak hukuk noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir.

Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.

Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir.

Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.

Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır.

Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir.

Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.

Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinin 1. fıkrasının uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile, aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır.

İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.

Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalıların yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalılardan ... vekili ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Davacının 12.06.2006-02.07.2007, 12.07.2007-31.03.20 10... .10.2010-09.12.20 13... .12.2013-31.03.2018 tarihleri arasında davalı şirketlere ait yurt dışı şantiyelerde çalıştığı anlaşılmıştır.

Davacının çalışma döneminin tamamında tüm talep konusu alacaklar bakımından Türk hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır. Kabule göre işe iade davasında hüküm altına alınan iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süre ücreti yönünden Türk hukuku uygulanması yerinde ise de; tüm hizmet süresi boyunca kıdem ve ihbar tazminatları bakımından Türk hukukunun uygulanması dosya kapsamına uygun düşmemiştir.

Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun’un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.

Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.

Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.

Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belge göre yukarıda açıklanan hususlar da dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; taraflar arasında 11.12.2013 imza tarihli iş sözleşmesinde uyuşmazlık hâlinde çalışılan ülke hukukunun uygulanacağı konusunda anlaşmaya varılmış olup bahsi geçen dönemde de davacının ...'da çalıştığı anlaşılmakla hukuk seçimi anlaşması bulunan 11.12.2013 tarihinden fesih tarihine kadar olan dönem yönünden kıdem ve ihbar tazminatları bakımından uyuşmazlığa Rus hukuku uygulanmalıdır.

Hukuk seçimi anlaşması bulunmayan 12.06.2006-02.07.2007, 12.07.2007-31.03.20 10... .10.2010-09.12.2013 tarihleri arasında yurt dışında geçen çalışma döneminde ise mülga 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24... sayılı Kanun'un 27/4 hükümleri ve tüm dosya kapsamına göre daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır.

Buna göre, kıdem ve ihbar tazminatları yönünden hukuk seçimi anlaşması bulunmayan 12.06.2006-02.07.2007, 12.07.2007-31.03.20 10... .10.2010-09.12.2013 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku, hukuk seçimi anlaşması bulunan 11.12.2013 tarihinden sonraki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Rus hukuku uygulanarak bir karar verilmesi gerekmektedir.

Eksik inceme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VII. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5181, K. 2025/6409, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  8. VI. Temyiz
  9. A. Temyiz Sebepleri
  10. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  11. VII. Karar
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5181
Karar No
2025/6409
Tarih
16 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/5183 K.2025/6926
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2025/5183 K.2025/5717
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/5184 K.2025/6011
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2025/5184 K.2025/13085
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/5185 K.2025/6000
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/5186 K.2025/7559

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.