KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5332 E., 2025/6029 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/384 E., 2025/415 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/197 E., 2024/538 K.
Karar Metni
850 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; yetki tespitine konu müvekkiline ait işyerlerinin davalı Sendikanın kurulu bulunduğu işkolunda faaliyet göstermediğini, aynı teknik amacı elde etmek için örgütlenmiş tek bir işyeri bulunduğunu yetki tespiti için gereken yasal koşulların oluşmadığını, davalı Sendikanın üye sayısını hatalı tespit edildiğini ileri sürerek davalı Bakanlık tarafından diğer davalı Sendikaya verilen yetki tespit işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde; davacının işkolu itirazı niteliğindeki itirazlarının dikkate alınamayacağını, üye sayılarına ve usulsüzlük iddialarına yönelik beyanlarının soyut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçsinde; usul ve mevzuata uygun olarak işlem tesis edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tespite konu işyerlerinde 61 işçinin çalıştığı, bu işçilerden 40'ının davalı Sendikaya üye olduğu, davalının toplu iş sözleşmesi imzalamak için gerekli çoğunluğu sağladığı Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında mükerrer görünen işçinin dikkate alındığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince dosyayı takip ettiği tespit edilen vekil yerine, dosyayı takip etmeyen vekile gerekçeli karar tebliğ edildiği, davacının istinaf başvurusunun süresinde olduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerektiği, aksi düşüncenin hak arama özgürlüğünü kısıtlar mahiyette olacağı gerekçesiyle davacının istinaf itirazlarına göre başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde: müvekkili Şirketin İşkolları Yönetmeliği'nin 12 sıra No.lu metal işkolunda faaliyet göstermediği hâlde metal işkolunda kurulu bulunan davalı Sendikaya toplu iş sözleşmesi yetkisi verilmesinin isabetli olmadığını, işyerinde çalışan işçi ve sendika üyesi sayısının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının süresinde istinaf başvurusunda bulunup bulunmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın nasıl yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı kanun) 11. maddesinde açıklanmış olup "Vekile ve kanuni mümesile tebligat" başlıklı maddenin 1. fıkrası, "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır.
Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır..." şeklinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 18. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir. İlgili hükümler dikkate alındığında bir kimsenin birden fazla vekili varsa tebliğin vekillerden herhangi birine yapılmış olması yasal sürelerin başlaması için yeterlidir.
Zira, birden fazla vekili olan kişinin, tebligatlarının vekillerinden belirttiği birine -örneğin Ankara'daki avukatına- yapılması yönündeki talebi tebliği çıkaran mercii bağlamadığı gibi karşı taraf nezdinde de geçerli olmayıp sadece müvekkil ile vekiller arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirmektedir.
Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 73/2 hükmü; "...Belirtilen bu yetkiyi kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı işlemler, karşı taraf yönünden geçersizdir..." şeklinde düzenlenmiş olup sözü edilen hükümde vekâlet kapsamının daraltılmasının karşı taraf nezdinde geçerli olmayacağı açıkça belirtilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26.02.2025 tarihli ve 2023/10-304 Esas, 2025/92 Karar sayılı kararı)
Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının, davacı vekili Av. ...'e 03.02.2025 tarihinde tebliğ edildiği ve davacı tarafça istinaf dilekçesinin 10.03.2025 tarihinde 2 haftalık kanuni süre geçtikten sonra verildiği hususu tartışmasızdır.
Bölge Adliye Mahkemesince dosyayı takip ettiği tespit edilen vekil yerine, dosyayı takip etmeyen vekile gerekçeli karar tebliğinin hak arama özgürlüğünü kısıtladığından bahisle istinaf başvurusunun süresinde olduğu kabul edilmiş ise de 7201 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca bir kimsenin birden fazla vekilinin bulunduğu durumda tebliğin vekillerden herhangi birine yapılmış olması yasal sürelerin başlaması için yeterli olduğu gibi istinaf dilekçesinin süresinde kabul edilmesine dair atıf yapılan Dairemiz kararının da somut olaya ilişkin olduğu ve eldeki dosya yönünden emsal kabul edilemeyeceği gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince
dosyayı aktif olarak takip etmeyen ve duruşmalara girmeyen vekile yapılan tebligatın geçersiz olduğundan bahisle davacının süresinde olmayan istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken başvurunun esastan reddine hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinin çıkartılarak yerine
“1-Davacının 10.03.2025 tarihli istinaf dilekçesinin süresinde olmadığından REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve başvuru harcının talep halinde ilgilisine iadesine,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5332, K. 2025/6029, 8 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama