KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5672 E., 2025/9137 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/3 E., 2025/1119 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 29. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/149 E., 2024/315 K.
Karar Metni
993 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davacı ... ve davalı vekilleri tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacının ortopedi ve travmatoloji alanında uzman doktor olduğunu, davalı işveren ile imzaladığı belirsiz süreli iş sözleşmesi uyarınca 28.09.2011 tarihinden iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği Ağustos 2016'ya kadar davalı işverene ait hastanede kesintisiz şekilde çalıştığını, işverenin iş sözleşmesine aykırı davranarak davacının birikmiş işçilik alacaklarını ödemediğini, davalının hak edişlerinden haksız kesintiler yaparak eksik ödemek suretiyle davacıyı zarara uğrattığını,
davacının aylık ücretinin 25.000,00 TL'den az olmamak üzere davalı işveren nezdinde yaptığı sağlık hizmetleri neticesinde ortaya çıkan hak ediş cirosunun %30'unun %40'ı olarak hesaplanmakta olduğunu, bakiye kalan %60'lık tutarın ise aynı polikinlikte bulunan 2 doktor arasında paylaşıldığını, davacının hak ediş tutarının azaltıldığını, davalı işverenin hukuka aykırı bir şekilde müvekkilinin yabancı uyruklu hastalara ilişkin verdiği sağlık hizmetlerini kapsam dışı tutarak müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını, davacının tüm çalışma dönemi boyunca iş yoğunluğundan bahisle yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını,
davacının kararlaştırılan ücretin sözleşme şartlarına uygun olarak ödenmemesi ve yapılan haksız uygulamalar nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ile birlikte ücret ve hak ediş ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirket ile davacılar arasında iki farklı hukuki ilişki kurulduğunu, ilkinin, iş mevzuatına göre yazılı bir sözleşme imzalanarak aylık 2.000,00 TL ücret ile çalışma şartlarının belirlendiği iş ilişkisi olduğunu, ikincisinin ise tamamen ticari nitelikte olan hizmet alım sözleşmesi ile hüküm altına alınan ve müvekkili Şirketin hastalarına verilen hizmetlerin faturalandırılarak hak ediş ödenen ilişki olduğunu, hak ediş ödemelerinin Şirket hizmet alım sözleşmesinde tanımlandığını,
davacının İSMO kesintisinin %25 yerine %20 olarak uygulanması için sözlü mutabakata varıldığı iddiasının ve buna dayalı alacak talebinin doğru olmadığını, yabancı uyruklu hastalardan elde edilen gelirlerin farklı statüde olduğunu, bu hastaların hizmet alım sözleşmesinden sonra tedavi görmeye başladıklarını, hizmet alım sözleşmesinde düzenlenmeyen ve tahsilatları başka prosedüre tâbi olan yabancı hastalar için davacının talep hakkının bulunmadığını, ayrıca davacının muayene ettiği yabancı uyruklu hasta sayısının oldukça az olduğunu ve bunların da ücretlerinin tahsil edilip edilmediğinin belli olmadığını,
davacının müvekkili Şirkette doğmuş ancak ödenmeyen hak ediş alacağının olmadığını, davacının usulüne uygun olarak talep ettiği tüm yıllık izinlerin müvekkili işveren tarafından kullandırıldığını, davacının feshinin 4857 sayılı İş Kanunu'nda sayılan herhangi bir haklı nedene dayanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
28.09.2011-01.08.2016 tarihleri arası davacının son aldığı ücretin sabit ücret+ hak ediş ücreti şeklinde belirlendiği, davacının sabit ücretinin davacı Şirket ile davalı arasında düzenlenen sözleşmede 25.000,00 TL olarak belirlendiği, davacının hak ettiği bir kısım işçilik alacağı olması hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği, herhangi bir yıllık izin alacağı bulunmadığı,
davacı tarafından bakılan hastalara ilişkin sunulan listelerin davalı işverenlikçe sunulan belgelerle desteklendiğinden bu belgelere göre hazırlanan bilirkişi son ek rapordaki 1. seçenekteki hesaplamaya itibar edildiği gerekçesiyle davacı ... Sağlık Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça birden fazla kez yerinde inceleme yetkisi kapsamında, bilgisayar sistem kayıtları incelemeye hazır edilmemişse de davacı tarafından bakılan hastalara ilişkin sunulan listelerin davalı işverenlikçe sunulan bu hususa ilişkin belgelerle desteklendiği, desteklenen belgelere dayalı bilirkişi son ek raporundaki 1. seçenekteki hesaplamaya itibar edilmesinin yerinde olduğu,
davacının hak ettiği bir kısım işçilik alacakları ödenmediğinden iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği, davalı tarafından işçilik alacaklarının tamamının ödendiğinin ispatlanamadığı, davacının kullanmadığı ve talep edebileceği herhangi bir yıllık izin alacağının bulunmadığı, bilirkişi raporunun açıklamalı ve denetime elverişli olduğu, bilirkişi raporundaki hesaplamaların yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bilirkişi raporunun 2 No.lu seçeneğine göre hak ediş ücretinin hüküm altına alınması gerektiğini,
b. Davacının tanık olarak beyanlarının o davaların davacıları ile birlikte çalıştığı döneme tekabül eden hak ediş paylaşım esaslarına ilişkin olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bilirkişi raporunda sunulan ödeme belgelerinin incelenmediğini, davacının sahibi olduğu şirkete kestiği faturalar karşılığı ödemelerin yapıldığını, bu hususun incelenmediğini,
b. Davalı Şirket tarafından tahsil edilmemiş ücretlerden hak ediş ödeneceğine dair taraflar arasındaki sözleşmede hüküm bulunmadığını,
c. Davacının iş sözleşmesini istifa ile sonlandırdığını,
ç. Davacı tarafından sunulan kayıtların delil olarak kabul edilemeyeceğini,
d. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesinin feshi ile ücret ve hak ediş alacaklarının ispatı ve hesaplanması, karşılığının ödenip ödenmediği ile zamanaşımı noktalarındadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve davalı vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Davacılardan ... yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan ...'a yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5672, K. 2025/9137, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama