KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5749 E., 2025/8949 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2174 E., 2025/785 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 25. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/81 E., 2021/1082 K.
Karar Metni
1.127 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014-2017 tarihleri arasında davalı Şirketin ... Federasyonu ülkesinde bulunan şantiyesinde boru montaj formeni olarak aylık net 3.300,00 USD ücretle çalıştığını, davacının haksız ve bildirimsiz bir şekilde işten çıkarıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş olan ... Ltd. Şti.nin (... Ltd. Şti.) işçisi olduğunu ve bu Şirketin müvekkili Şirketten tamamen ayrı tüzel kişiliği bulunduğundan husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, bu hususta emsal kararlar bulunduğunu, davacının iddia ettiği ücret ve çalışma şeklinin gerçeği yansıtmadığını, sigorta primlerinin çalıştığı ülke kanunlarına göre Tataristan'da ödendiğini, taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğunu, bu nedenle uygulanacak hukukun Türk hukuku olmadığını ... Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti hukuku olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı ... Ltd. Şti. ile davalı Şirketin ortak ve yetkilisinin S.A. olduğu, davalı Şirketin yönetim kurulu üyesi ve genel müdür yardımcısı olan M.A'nın eşi E.A.K.A'nın ... Ltd.
Şti.nin Türkiye temsilcisi olduğu, davalı Şirkete ait www...com.tr alan adlı internet adresinde davacının çalıştığı işyerinin devam eden projeler arasında gösterildiği, davacının davalı Şirket tarafından yurt dışı işyerine çalıştırılmak üzere gönderildiği, yurt dışında almış oldukları iş kapsamında yurt dışına işçi götüren firmaların, bu ülkenin yasal zorunlulukları veya birtakım vergisel avantajlar sağlamak bakımından bu ülke kanunlarına göre kurdukları firmalar üzerinden işçilerin sigorta bildirimlerini yapmalarınının uygulamada sıkça görülen bir durum olduğu,
davacının da yurt dışı işyerinde davalının organik bağ içinde olduğu ve o yer mevzuatına göre kurulan dava dışı ... Ltd.
Şti. tarafından çalıştırıldığının anlaşıldığı, davalı Firmanın Türkiye'de faaliyet gösteren bir firma olması nedeniyle uygulanması gereken hukukun ise Türk hukuku olduğu, davacının 03.06.2015-31.08.2016 tarihleri arasında çalıştığı, aylık ücretinin net 3.000,00 USD olduğu, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanmadığı, ödenmeyen yıllık ücretli izin ve diğer ücret alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacı Tataristan ülkesinde çalışmış ise de davacının Türk vatandaşı olduğu, yerleşim yeri ile sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı ülkenin Türkiye olduğu, yine işçiye daha yüksek standartta koruma sağlayan hukukun Türk hukuku olduğu, bu hâlde uyuşmazlığın Türk hukuku kurallarına göre çözümlenmiş olmasında usul ve kanuna aykırılık olmadığı,
eldeki davada davacı tanıklarının davalı Şirkete karşı davaları bulunuyor olsa da tanıkların beyanları aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları ile desteklenmiş olduğundan davacı tanıklarının beyanlarının hükme esas alınmış olmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı, Mahkemece denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile ve yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmesinin yerinde olduğu, ancak davanın kısmî dava olarak açıldığı ve davalının ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'inde bulunduğu,
ıslah dilekçesi 09.03.2021 tarihinde verildiğinden bu tarihten önceki fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının dava dilekçesinde talep edilen tutarlar dışındaki kısımlarının zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının işini sürekli yurt dışında yaptığının sabit olduğunu, bu nedenle uyuşmazlıkta işçinin mutaden işini yaptığı ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Dosya kapsamına göre uyuşmazlığa Rus hukuku uygulanması gerektiğinden Rus hukukuna göre tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, 3. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarının dikkate alınamayacağını, 4. Davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını, 5. Ücretin hatalı tespit edildiğini, 6. Davalı Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, dava konusu alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, ücretin tespiti ile dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanması noktalarına ilişkindir.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, yukarıda açıklandığı gibi uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davacı 03.06.2015-31.08.2016 tarihleri arasında davalı Şirkete ait Tataristan'da bulunan işyerinde çalışmıştır. Taraflar arasında davacının davalı işyerinde 03.07.2015-24.05.2016 tarihleri arasındaki çalışması yönünden 03.07.2015 tarihli, 24.05.2016- 31.08.2016 tarihleri çalışması yönünden ise 24.05.2016 tarihli olmak üzere iki adet iş sözleşmesi imzalanmış ise de sözleşmelerin dili Rusçadır. Davacı işçinin Rusça bildiğinin işverence ispat edilmediği de dikkate alındığında, sözleşmenin hukuk seçimine ilişkin hükümlerinin geçersiz olduğu açıktır.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Bu hâlde hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir. Somut uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde; mutad işyerinin Tataristan'da bulunduğu sabittir. Davacının ücretinin ödendiği yerin Tataristan olması, davacı adına sigorta primlerinin Tataristan'da ve Tataristan'da uygulanan mevzuata göre ödenmesi, iş sözleşmesinin Rusça dilinde yapılması ve Tataristan'da imzalanmış olması dikkate alındığında mutad işyerine nazaran daha sıkı ilişkili hukuk da bulunmadığından ilgili çalışma döneminde uyuşmazlığa mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5749, K. 2025/8949, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama