KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5837 E., 2025/6778 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/121 E., 2023/197 K.
Karar Metni
546 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Millî Savunma Bakanlığına bağlı askeri işyerinde çalıştığını, işe başladığı tarihten önceki hizmetleri dikkate alınmadığından intibakının yanlış yapıldığını, davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirterek bir kısım fark ücret ve yan ödeme alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev itirazlarının olduğunu, zamanaşımı def'i ileri sürdüklerini, toplu iş sözleşmesinin 41. maddesinde işe alınma ve ücret intibakının düzenlendiğini, geçmişe dönük hak talep edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.02.2020 tarihli kararı ile; Dairenin 24.01.2023 tarihli bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının önceki hizmetlerinin dikkate alınmaksızın hatalı intibak yapıldığı, davacının ücret derecesi yönünden alması gereken derecesinin tespitine karar verildiği, uyuşmazlık konusu fark alacaklar yönünden davanın belirsiz alacak davasına konu edilememesi sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 13.02.2020 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Mahkemece fark alacaklara ilişkin talep bakımından bozma ilâmı doğrultusunda belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı gerekçesi ile hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği, böylece somut olayda davacının alacağa ilişkin bir talebinin kalmadığı, ancak Mahkemece tespit istemi yönünden karar verildiği, eda davası açılabilecek hâllerde tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı,
buna göre davacının derece tespitine dayalı talebinde hukuki yararı bulunmadığı, bu sebeple dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken ücret farkı, ilave tediye alacağı, sözleşme ikramiye farkı, teşvik prim farkı, fazla çalışma ücret farkı alacakları bakımından hukuki yarar yokluğu sebebi ile davanın usulden reddine, derece tespitinin ise kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Alacak taleplerinin işçi tarafından hesaplanabilir olmadığını, 2. Emsal dava dosyasında bozma kararına direnme kararı verilmesi üzerine bozma kararının ortadan kaldırılarak kararın onanmasına karar verildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının derece ve kademe tespiti ve buna bağlı fark alacaklarının tahsili istemine ilişkin davada alacak taleplerinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi üzerine derece ve kademesinin tespiti isteminde güncel hukuki yarar bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5837, K. 2025/6778, 23 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama