KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5929 E., 2025/6866 K.·Birleşen Davalar
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/109 E., 2025/80 K.
- Dava tarihi
- 16.10.2014
- Mahkemesi
- Zonguldak 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/124 E., 2016/82 K. - 2017/751 E., 2017/874 K.
Karar Metni
984 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Kurumu (TTK) Genel Müdürlüğüne ait işyerinde davalı ... İnşaat ve Ticaret AŞ'de (... İnş. AŞ) çalıştığını, iş sözleşmesinin toplu işçi çıkarma nedeniyle feshedildiğini, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğunu, alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; davalılar TTK Genel Müdürlüğü ile ... İnş. AŞ arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğunu belirterek ücret farkı ve ilave tediye alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davacılar vekili diğer birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin murisinin sendika üyesi olduğunu, davalı ... sahasında TTK Genel Müdürlüğüne ait işlerde sözleşme ile faaliyet gösteren ... İnş. AŞ'de çalıştığını, davalılar TTK Genel Müdürlüğü ile ... İnş. AŞ arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğunu, asıl davada alınan bilirkişi raporunda alacaklarının hesaplandığını belirterek bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davacının, müvekkilinin işçisi olmadığını, yapılan ihale ile sözleşme konusu işin anahtar teslimi davalı Şirkete verildiğini, müvekkilinin asıl işveren olmadığından sorumluluğunun bulunmadığını, davalı Şirket ile yapılan sözleşmeye göre de yüklenici işçiler ile ilgili mali ve hukuki sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında birleşen davaya ilişkin olarak birleşen davayı kabul etmediklerini, yargılama devam ederken ileri sürülen muvazaa iddiasının dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını belirtmiştir. 2. Davalı ... İnş. AŞ, asıl ve birleşen davalara karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.10.2017 tarihli kararı ile; davalı ... ile kat hazırlığı işini yapan davalı ... İnş. AŞ arasında hizmet alım sözleşmesi imzalanarak asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulduğu, davacı vekilinin muvazaa iddiasında bulunduğu, dosya kapsamında bulunan belgelerden de sözleşmede tarif edilen hizmet alımına konu işin hazırlık denilen ve kömür üretim aşamasının bir parçası niteliğindeki davalı ...
Müdürlüğünün asıl işi olduğu, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren bir iş olmadığı, davalı ... İnş. AŞ'nin gerekli ve yeterli uzmanlığa ve teknolojik alt yapıya sahip olmadığı, araç ve gereçlerin bir kısmını davalı ...
Müdürlüğünden kiraladığı ve bu hâli ile üretimin bir parçası olan işin üstlenildiği, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 2015/39401 Esas, 2015/23937 Karar sayılı kararı ile pek çok içtihadı doğrultusunda davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğuna karar verildiği, bu nedenle davacının baştan beri davalı ... işçisi olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan TTK Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 07.02.2019 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 07.02.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 03.02.2021 tarihli kararı ile; davalının diğer temyiz itirazlarının reddi ile davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı hususunda kararın araştırmaya yönelik olarak bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli kararı ile; direnme kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli direnme kararının süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli kararı ile; direnme kararının bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı kabul edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalılar arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulup kurulmadığına ilişkindir.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosya içeriğinden, davacı ...'nın asıl ve birinci birleşen dava tarihinden sonra vefat ettiği, ikinci birleşen davanın ... mirasçıları tarafından açılarak asıl dava ile birleştirildiği dikkate alındığında, karar başlığında davacı olarak mirasçılar yerine müteveffa işçinin adının yazılmış olması hatalı ise de bu durum mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bir maddi hata niteliğindedir.
Ancak gerek hak kazanılan alacaklar gerekse yargılama giderleri bakımından dava açan işçinin mirasçıları hakkında miras payları oranında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin (a), (b) ve (c) alt bentleri ile (4) numaralı bendinde yer alan "davacıya verilmesine," ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerine "davacı mirasçılara miras payları oranında verilmesinei" ibaresinin yazılması,
Hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine "3-Davacı tarafça sarf olunan 2.739,42-TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranı nazara alınarak hesap olunan 410,33 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı mirasçılara miras payları oranında verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı mirasçılar üzerinde miras payları oranında bırakılmasına," ibaresinin yazılması,
Hüküm fıkrasının (5) numaralı numaralı bendinde yer alan "davacıdan alınarak" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "davacı mirasçılardan miras payları oranında alınarak" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı mirascılara miras payları oranında iadesine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5929, K. 2025/6866, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama