KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5990 E., 2025/6805 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2025/57 E., 2025/179 K.
- Dava tarihi
- 29.12.2023
Karar Metni
770 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Sendikanın 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu (4688 sayılı Kanun) çerçevesinde kurulduğunu, Anayasa Mahkemesinin 13.09.2023 tarihli ve 2023/92 Esas, 2023/156 Karar sayılı kararıyla 4688 sayılı Kanun'un 15/1-(d) hükmünde yer alan "... fakülte dekanları, enstitü ve yüksek okulların müdürleri ile bunların yardımcıları" ibaresinin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na (Anayasa) aykırı olduğundan iptal edildiğini, bu karar sonrasında davalı ...
Rektörlüğünde çalışmakta olan ve aynı zamanda Mühendislik Fakültesi Dekanı olan dava dışı Prof.
Dr. ...' nin 07.11.2023 tarihinde Sendikalarına üye olduğunu, üyelik dilekçesi davalı Rektörlüğe iletilmesine rağmen davalı Rektörlüğün 07.12.2023 tarihli ve 1599956 sayılı yazısıyla "adı geçen personelin aynı zamanda Yönetim Kurulu ve Senato üyeliği bulunduğundan bahse konu Kanun'un 15 inci maddesi (c) bendinde yer alan '... yönetim kurulu üyeleri, ... sendika üyesi olamazlar ve sendika kuramazlar.'" hükmü gerekçe gösterilerek üyelik formunun işleme alınmadığını, davalı Rektörlüğün,
müvekkili Sendikaya üyelik başvurusunda bulunan ve sendika yetkili organlarınca üyelik başvurusu kabul edilmekle sendika üyeliği hukuken geçerli hâle gelen bir kamu görevlisinin sendika üyeliğini işleme almamak veya yok saymak gibi bir hak ve yetkisi bulunmadığını, müvekkili Sendika üyesinin Üniversite Yönetim Kurulu üyeliğinin kendi istek, iradesi ve talebiyle seçim veya başka bir iradi hareketle doğmadığını, aksine 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 15. maddesinde dekanların yönetim kurulu üyesi sayılması nedeniyle zorunlu bir yönetim kurulu üyeliği olduğu,
üniversite yönetim kurulu üyelerinin tek başlarına politika belirleme işlevlerinin bulunduğunun söylenemeyeceğini, Rektörlük uygulamasının Anayasa'ya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu, davalı İdarenin de idari istikrar ve hukuk güvenliği ilkesi gereğince müvekkili Sendika üyesinin sendika üyeliğini geçerli sayması gerektiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle Prof.
Dr. ...'nin sendika üyelik hakkının ve sendikalarına üye bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; M.B.T'nin Mühendislik Fakültesi Dekanı olmasının yanında Üniversite Yönetim Kurulu üyesi ve Senato üyeliği görevlerinin mevcut olduğunu, adı geçen personelin bahse konu sendika üyesi olamayacağının değerlendirildiğini, müvekkili İdarenin sorumluluğu olmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2024 tarihli kararı ile; kanun hükmü göz önünde bulundurulduğunda davacı Sendikaya 07.11.2023 tarihinde üyelik başvurusunda bulunan Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. ....'nin sendika üyeliğine kabul edildiği, davalı Üniversitenin davacı sendika üyesi Prof.
Dr. ...'nin sendikaya üye olup olmadığını değerlendirmeye yetkisinin bulunmadığı, Üniversitenin görevli ve yetkili iş mahkemelerince sendika üyeliğinin iptali için dava açabileceği ve somut olay yönünden ise açılmış bir dava bulunduğunun savunulmadığı, sendika üyeliğinin nasıl kazanılacağına ilişkin kanun hükmü açıklığı karşısında sendika üyeliğini kabul ettiği kişinin ayrıca bir kez de Mahkemece üyeliğinin tespitini talep etmekte hukukça korunacak bir yarar bulunmadığı ve davacı Sendikanın netice-i talep itibarıyla bu anlamda taraf sıfatı da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 02.10.2024 tarihli kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, somut olay bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunduğu, somut olayda davacı Sendikanın üyesinin hakkını korumak için dava açabileceği, somut uyuşmazlık, sendikanın kendi üye sayısını da değiştirebilecek nitelikte olduğundan, doğrudan sendikanın da tüzel kişi olarak hukuki durumunu etkileyebileceği, bu itibarla Mahkemece işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyulan bozma kararı doğrultusunda işin esası incelenmiş, somut olayda dava dışı M.B.T. isimli kamu görevlisinin Mühendislik Fakültesi Dekanı ve aynı zamanda davalı Üniversite Yönetim Kurulu üyesi olduğu, sendika üyesi olamayacağına ilişkin kanun hükmünün hâlen yürürlükte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sendika üyelik hakkının tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5990, K. 2025/6805, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama