KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6193 E., 2025/7050 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/357 E., 2025/221 K.
- Dava tarihi
- 10.02.2022
Karar Metni
1.213 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı ...Hastanesinde hizmet alımı yapılan şirketlerde aralıksız olarak çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile kadroya geçirildiğini ve hâlen Hastaneye bağlı kadrolu işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, alt işveren şirketlerde çalışırken şirketler ile asıl işveren arasında yapılan ihalede ödenecek çıplak ücretin asgari ücretin en az % fazlası olarak düzenlendiğini ve işçilerin mevcut ücret ve sosyal hakları korunarak sürekli işçi kadrosuna geçişlerinin yapıldığını,
davacının davalı Kurumla belirsiz süreli iş sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmenin 4/(a) hükmünde ücretinin asgari ücret+ (varsa)% fazlası şeklinde hüküm altına alındığını, davacının ücretlerinin belirtilen şekilde tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek fark ücret, fark ikramiye, fark ilave tediye, fazla çalışma ücreti, gece zammı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ileri sürdüklerini, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 23. ve 24. maddeler uyarınca sürekli işçi kadrolarına geçirileceklerin istihdam edilmesine esas hizmet alım sözleşmelerinin, öngörülen geçiş işleminin yapıldığı tarih itibarıyla feshedilmiş sayılacağının hüküm altına alındığını, davacının ücret ve sair hakları bakımından ... tarafından karara bağlanan ve 31.10.2020 tarihine kadar uygulanacak olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulandığını, davacının alacaklarının eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2022 tarihli kararı ile; davacının kadroya geçişi aşamasında imzalanan iş sözleşmesinde aylık ücretin açıkça asgari ücretin % fazlası olacak şekilde kararlaştırıldığı, davacının temel ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olduğunun kabul edilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 11.04.2023 tarihli kararı ile; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 4. maddesinde bulunan düzenleme ile ücretin asgari ücretin belirli bir oranda fazlası olarak ödeneceğinin ve bu şekilde hesaplanacak ücrete asgari ücrette yapılması muhtemel değişikliklerin aynen yansıtılacağının kararlaştırıldığı bu nedenle fark ücret alacaklarının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 11.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece 29.02.2024 tarihli karar ile, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, ... kararıyla bağıtlanan toplu iş sözleşmesinin art etkisinin bulunmadığı,
bu nedenle 2021 Ocak ve sonraki dönem yönünden bu toplu iş sözleşmesi ile belirlenen %4 oranında zam uygulanarak davacının ücretinin tespit edilmesinin hatalı olduğu yine 31.10.2020 tarihinden sonraki dönem yönünden anılan toplu iş sözleşmesinin art etkisinin bulunduğunun kabulü ile fark ikramiye alacağının hesaplanmasının hatalı olduğu,
davacıya 2021 Ekim döneminden itibaren 162,00 TL ücret ödenmesine rağmen bilirkişi raporunda 141,37 TL ödendiği kabulü ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2024 tarihli kararı ile; bozma kararı doğrultusunda değerlendirme yapıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece 12.09.2024 tarihli karar ile; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek Mahkemece sadece 2021 yılı Ekim ayı ücretine yönelik bozma kararı dikkate alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu, bu hâlde Mahkemece 29.02.2024 tarihli bozma ilâmı gereği yerine getirilerek davacının 2021 yılından sonraki dönem ücretinin bozma ilâmına uygun şekilde tespiti ile dava konusu alacakların hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği, somut uyuşmazlıkta Mahkemece gerekçeli kararda on dosyanın aynı günde karara çıktığı belirtilmesine rağmen davalı lehine %50 oranında vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda değerlendirme yapıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Asgari ücretin % fazlasının üzerine ayrıca toplu iş sözleşmesinde belirtilen %4 oranında ücret zammı uygulanmasının talep edilmesinin mükerrer zam yapılması sonucunu doğuracağını,
2. Mevzuat hükümlerinin ve Bakanlık görüşlerinin dikkate alınmadığını,
3. Davacıya tüm ödemelerin eksiksiz yapıldığını,
4. Aleyhlerine bu konuda açılan birçok dosya olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte ilgili dosyaların birleştirilmesi veya Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22/1 hükmü uyarınca seri dosyalar üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmadan hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, taraflarına hükmedilen vekâlet ücretinin az olduğunu,
5. Hükmedilen faiz oranlarının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının 2021 yılı ve sonraki dönem yönünden ücretinin bozmaya uygun belirlenip belirlenmediği, fark ikramiye alacağının hesabı, vekâlet ücreti ve faiz hususlarına ilişkindir.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kavram, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar).
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 29.02.2024 tarihli kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresinin 31.10.2020 tarihi itibarıyla sona erdiği ve bu tarihten sonraki dönem için art etkisinin bulunmadığı göz ardı edilerek toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre 31.10.2020 tarihinden sonraki dönem yönünden ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin art etkisinin bulunduğu kabulü ile 5 gün üzerinden ikramiye hesaplanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2024 tarihli kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda hesaplama yapılarak 1.074,60 TL ikramiye alacağı hüküm altına alınmıştır. İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 12.09.2024 tarihli kararı ile; ücret alacağı ve vekâlet ücreti hususlarında bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yargılama sonucunda davalı lehine bu şekilde oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin 1.074,60 TL yerine 1.504,46 TL ikramiye alacağının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6193, K. 2025/7050, 29 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama