KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6194 E., 2025/7646 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/796 E., 2025/1244 K.
Karar Metni
1.062 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1993 yılında mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde çalışmaya başladığını, 2005 yılına kadar kesintisiz çalıştığını, 2005 yılında Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün lağvedilmesi üzerine tüm hak ve alacakları ile ...
İl Özel İdaresine devredildiğini, ilk işe girdiği tarihten 2018 yılına kadar fiilen ... olarak çalıştığını, 2018 yılından itibaren de fiilen sürücü operatörü (şoför) olarak çalıştığını, buna rağmen 2001 yılında daimi kadroya alınırken fiilen yaptığı iş ve pozisyon dikkate alınmayarak pozisyonunun atölye usta yardımcısı olarak gösterilerek başlangıç derece ve kademesinin eksik hesaplandığını, buna bağlı olarak eksik ücret ödendiğini ve ...
Sendikası üyesi olduğunu belirterek müvekkilinin fiilen yaptığı işe uygun olarak ilk işe girdiği tarihten itibaren olması gereken derece ve kademesinin tespiti ile eksik ödenen ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ikramiye ve ilave tediye ile fark yıpranma ödeneği alacaklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 2001 yılından itibaren atölye usta yardımcısı olarak çalıştığını, talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının geçici işçi olarak çalıştığı dönemde pozisyon, derece ve kademe uygulaması olmadığını, sürekli işçi kadrosuna geçtiği dönemden sonra da çalışmalarında fiilen yaptığı göreve uygun olarak toplu iş sözleşmelerinde belirlenen ücret skalası, pozisyon, derece ve kademesine uygun olarak ücretinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... İş Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli kararı ile; davacının hizmet dökümü, tüm işe giriş çıkış bildirgeleri ile işyeri ünvan listesi, davalı tarafça sunulan işyeri özlük dosyası, davacının taraf olduğu iş sözleşmeleri, atama ...'ları, 2001 yılındaki ünvan durumu, ustalık belgesi, ...
Sendikasına üye kayıt fişleri, 2009 yılı ve sonrasına ait ünvan ...'ları ile tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacının fiilen yaptığı iş pozisyonuna göre 2001-2018 arası için ..., 2018'den sonrası için sürücü operatörü (şoför) olması gerektiği, sürücü operatörü pozisyonunda en yüksek derece 15 ise de ücretinde azalma olmayıp 16. derecede ücretin devam ettirildiği,
davanın açıldığı tarihe göre 01.03.2021 tarihi itibarıyla her ne kadar davalı tarafça davacının derece ve kademesi 14/27 olarak gösterilmişse de gerçekte davacının derece ve kademesinin aynı tarih itibarıyla 15/30 olması gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2024 tarihli kararı ile; davacının derece ve kademe tespiti ile fark alacaklarının hüküm altına alınmasının isabetli olduğu ancak arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra ihtilaf konusu olan dönem yönünden arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden usulden ret kararı verilmesi gerektiği;
ayrıca toplu iş sözleşmesinden kaynaklanmayan alacaklar yönünden mevduata uygulanan en yüksek faiz yerine en yüksek işletme kredisi faizine hükmedilmesi ve kanundan kaynaklanan ilave tediye alacağına yasal faiz yerine işletme kredisi faizi uygulanmasının hatalı olduğu gerekçeleri ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek davacının baştan itibaren kadrosunda gösterildiği şekliyle fiilen atölye usta yardımcısı olarak çalıştığı, 2018 yılından itibaren ise dava tarihi dâhil fiilen sürücü operatörü (şoför) olarak çalıştığının kabulü ile derece ve kademesinin de bu açıklanan pozisyonlara göre tespit edilmesi gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içerisinde yer alan 1996, 20 15... yıllarına ait Kurumun kendi düzenlediği resmî belgelerde davacının görevinin "..." olarak gösterildiği, bu hâlde davacının derece ve kademe hesaplamasının ... pozisyonuna göre yapılması gerektiği belirtilerek Dairenin 11.03.2025 tarihli bozma kararına karşı direnilmesine ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkilinin derece ve kademesinin hatalı belirlendiğini ve dolayısıyla tüm alacakların eksik ve hatalı hesaplandığını, müvekkilinin ilk işe girdiği tarihten 2018 yılına kadar fiilen başarı ve yetkinlikte ... olarak çalıştığını, 2018 yılından itibaren de aynı başarı ve yetkinlikle fiilen sürücü operatörü (şoför) olarak çalıştığını,
b. Atölye ustalığının son bitiş derecesi 16 olduğundan müvekkilinin olması gereken derecesinin de 16'ya fazlasıyla ulaştığını, bilirkişi raporunda 16 tespit edilen derecenin sonradan 15'e düşürülmesi hatalı olduğundan olması gereken derecenin 16 kabul edilerek hesaplamaların da buna göre yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Hatalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edildiğini,
b. Toplu iş sözleşmesinin 26. maddesi ve bu yöndeki itirazları dikkate alınmadan yapılan derece ve kademe hesaplamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının fiilen yaptığı işe göre olması gereken derece ve kademesinin tespiti ile buna göre fark alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dairemizin 11.03.2025 tarihli kararı ile; davacının baştan itibaren kadrosunda gösterildiği şekliyle fiilen atölye usta yardımcısı olarak çalıştığı, 2018 yılından itibaren ise dava tarihi dâhil fiilen sürücü operatörü (şoför) olarak çalıştığının kabulü ile derece ve kademesinin de bu açıklanan pozisyonlara göre tespit edilmesi gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; dosya içerisinde yer alan 1996, 20 15... yıllarına ait Kurumun kendi düzenlediği resmî belgelerde davacının görevinin "..." olarak gösterildiği, bu hâlde davacının derece ve kademe hesaplamasının ... pozisyonuna göre yapılması gerektiği belirtilerek bozma kararına direnilmiştir.
Dairemizce yeniden yapılan incelemede; bozma kararında her ne kadar Kurum kayıtlarına göre davacının 2018 yılına kadar ... yardımcısı olarak çalıştığı, tanık beyanları dışında bu kayıtların aksine fiilen farklı bir pozisyonda çalıştığını gösterir herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı belirtilmiş ise de direnme kararında yer alan kayıtların bozma kararı öncesinde gözden kaçtığı anlaşılmakla direnme kararının yerinde olduğu değerlendirilmiştir.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6194, K. 2025/7646, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama