KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6235 E., 2025/8442 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1541 E., 2025/1515 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/574 E., 2023/136 K.
Karar Metni
896 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.0.2014 tarihinde davalı Şirketin Tataristan'da bulunan şantiyesinde vinç operatörü olarak çalışmaya başladığını, 06.08.2018-11.10.2019 tarihleri arasında ise davalı Şirketin ...'da bulunan şantiyesinde çalıştığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 11.10.2019 tarihinde haksız ve gerekçesiz olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili işveren nezdinde geçen bir çalışması bulunmadığını, yetki ve husumet itirazı ile zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının taleplerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 04.06.2012 tarihli ve 2012/11520 Esas, 2012/19335 Karar sayılı kararı dikkate alındığında somut uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta davacının Türk vatandaşı olduğu, davacının yerleşim yeri ile sosyal ve hukuki ilişkilerinin yoğunlaştığı ülkenin de Türkiye olduğu, sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğunun açık olduğu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuku ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/4 hükmünde tanınan yetki kapsamında sözleşmeye uygulanacak hukukun hukuka ve hakkaniyete göre belirlenmesi,
bu değerlendirme yapılırken 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 49. maddesine göre Devletin çalışanların korunmasına ilişkin pozitif yükümlülüklerin dikkate alınması gerektiği, sözleşmeyle daha sıkı ilişkili hukukun işçiye mutad işyeri hukukundan daha yüksek düzeyde bir koruma sağlaması durumunda hâkimin, mutad işyeri hukuku yerine daha sıkı ilişkili hukuku uygulayabileceği, bu nedenlerle somut uyuşmazlıkta sözleşmeyle daha sıkı ilişkili olduğu anlaşılan Türk hukukunun uygulanmış olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Uyuşmazlığın çözümünde ... hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, 3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, 4. Davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hatalı belirlendiğini, hesaplamalarda fesih tarihindeki kurun esas alınmasının isabetli olmadığını, 5. İşletilen faiz türü ile faiz başlangıç tarihlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu alacakların ispat ve hesaplanması ile zamanaşımına ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemelerce, davacının tüm çalışma dönemi bakımından Türk hukuku uygulanması gerektiği kabul edilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
Dosya kapsamına göre taraflar arasında yapılan açık ya da zımni bir hukuk seçimi anlaşması bulunmamaktadır. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun’un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir.
Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Bu hâlde hukuk seçimi anlaşması bulunmayan uyuşmazlık konusu dönemde iş sözleşmesine, daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir. Daha sıkı ilişkili hukukun tespitinde ise sadece işçi ve işverenin Türk olması tek başına belirleyici kriter kabul edilemez.
Yukarıda açıklanan hususlara göre somut uyuşmazlıkta davalı Şirketin Tataristan ve ...'da bulunan şantiyelerinde çalışan davacı işçinin çalışma döneminde Türkiye'de sosyal güvenlik sistemine tâbi olmaması, sosyal ve hukuki ilişkilerinin yoğunlaştığı ve ücretinin ödendiği yer dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu dönemde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olmadığı anlaşıldığından davacının tespit edilen tüm çalışma dönemi bakımından, uyuşmazlığa mutad işyeri hukukunun uygulanması gerekir.
Hâl böyle olunca, mutad işyeri hukuku uygulanmak ve uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacaklar hakkında, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6235, K. 2025/8442, 4 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama