KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6237 E., 2025/5977 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/717 E., 2025/1451 K.
- Dava tarihi
- 11.02.2009
- İlk derece mahkemesi
- Bucak 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/183 E., 2022/259 K.
Karar Metni
1.187 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'ın 2003 yılından beri müvekkili Şirkette çalıştığını, muhasebe müdürlüğü ve finans işleriyle, çek, banka işlemlerine bakmakla görevli olup aynı zamanda diğer davalı Şirketlerde de hissedar olduğunu, 2006, 2007, 2008 yılları ve 25.01.2009 tarihine kadar davalının kendisine has yöntem ve usullerle davacı Şirketin şu anda belirlendiği kadarıyla toplam 2.500.000,00 TL-3.000.000,00 TL civarında parayı güveni kötüye kullanarak zimmetine geçirdiğini, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma dosyalarındaki ifadelerinde suç teşkil eden eylemlerini açıkça ikrar ettiğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak kaydıyla 500.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar tarafından usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası davaya iş mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, dosya içeriğine göre davalı ...'ın davacı Şirket nezdinde 16.09.2003 tarihinden itibaren finans müdürü olarak çalıştığı, Şirketi temsil etme yönünde vekâletnamesi olmaması ile birlikte oluşan güven ilişkisi sebebiyle davalıya bankaya talimat verme yetkisi tanındığı, son dönemde yapılan ödemelerin fazla çıktığının fark edilmesi üzerine durumun araştırıldığı ve bankadan bilgi istenildiği, davalının haksız eylemini ikrar ettiğini ve bunun tutanak altına alındığı,
davalı hakkında Bucak Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/315 Esas, 2012/329 Karar sayılı dosyasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyete dair karar verildiği, verilen kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, hukuk davasına konu olay sebebiyle açılan ceza davasında, ceza mahkemesince saptanan maddi olguların hukuk hâkimini bağlayacağı ve dolayısıyla maddi olguların takdiri bakımından bu kararın eldeki dava yönünden bağlayıcı olduğu, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda her ne kadar daha fazla açık tespit edilmiş ise de;
talep miktarı aşılamayacağından davanın davalı ... yönünden kabulü ile 500.000,00 TL 'nin davalı ...'dan tahsiline diğer davalılar yönünden ise davalarının ayrı ayrı reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı ve ceza dosyası içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davalının işvereni davacı Şirkete karşı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma eylemini gerçekleştirdiğinin sabit olduğu, ceza mahkemesinde tespit edilen maddi olguların hukuk hâkimi yönünden bağlayıcı olduğu, bilirkişi heyet raporları nazara alındığında davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesi ve kabul kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalı müvekkilinin davacı Şirkette yaklaşık 6 yıl ön muhasebe biriminde 5 kişi ile birlikte aynı anda çalıştığını, muhasebeci veya mali müşavir olmadığını, davacı Şirketin ayrı bir mali müşaviri olduğunu, defterlerinin tutulmasından sorumlu olan kişinin de Şirketin mali müşaviri olduğu,
2. Davaya konu edilen işlemlerin tamamının bankadan para çekilmesi yoluyla gerçekleştiğini, davalı müvekkilinin bu işlemleri yapmaya yetkisi bulunmadığını, müvekkiline bu hususta herhangi bir yetki verilmediğini, müvekkiline elden para tevdii edilmediğini,
3. Bankadan yapılan tahsilata ilişkin tüm dekontların davalı Şirket yetkilisi tarafından imzalandığının ve müvekkilinin bu dekontları imzalama yetkisinin olmadığının bizatihi banka çalışanınca beyan edildiğini, aynı şekilde davacının ciro edilerek müvekkiline verilen çekten de haberdar olduğunu, kaldı ki zimmete geçirildiği iddia olunan paranın tutarı da göz önüne alındığında farkedilmemesinin mümkün olmadığını,
4. Davacı tarafça talep edilen alacağın tutarı da nazara alındığında iddianın yazılı delille ispatı gerektiğini ve tanıkla ispatın usule aykırı olacağını, yine davanın neticesinden doğrudan etkilenecek ve ortak yetkilisi oldukları tüzel kişi aracılığı ile neredeyse davanın tarafları olan kişilerin beyanlarının hükme esas alınmasına imkân olmadığını, bu bağlamda dinlenen davacı Şirketin ortakları ve yöneticileri dışındaki tanıkların beyanları da müvekkilin dava konusu zararın ortaya çıkmasından sorumlu olduğunu gösterir bir beyan da bulunmadığını,
5. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda iddia olunan zararın miktarı ve bu zararın ne şekilde ortaya çıktığına ve en önemlisi bu zararın ortaya çıkması ile müvekkilinin eylemleri arasında nasıl bir illiyet bağı olduğuna dair her hangi bir tespit yer almadığını, raporun bu hâli ile denetime elverişli olmayıp hükme esas alınamayacağını,
6. Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/315 Esas, 2012/329 Karar sayılı dosyasında; sayıştay uzman denetçisi, muhasebe iş bilim uzmanı ve hukukçudan oluşan heyet raporunda, müvekkilinin iddia olunan eylemleri yaptığına dair dosyada ve eklerinde yeterli belge bulunmadığı, iddiaların belgeye dayanmadığı, müvekkilinin hizmet nedeniyle görevi kötü kullanmasından dolayı para, menkul yada gayrimenkul edindiğine dair dava dosyası ve eklerinde yeterli belge bulunmadığı görüş ve kanaatine varıldığını,
7. Davalı müvekkilinin ceza dosyasındaki baskı ve tehdit ile alınan beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, beyanların kovuşturma aşamasında düzeltildiğini, ceza davası evrakları incelendiğinde konu edilen ceza yargılaması sırasında da alınan bilirkişi raporunda davacı Şirketin zararının miktarının ve ne şekilde elde edildiğinin tespit edilemediğini, konuya ilişkin içtihat gereği hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılındığını, Kaldı ki müvekkilinin haksız fiilî sabit bile olsa bu haksız fiil neticesinde ortaya çıkan zararın ayrı bir tespitin konusu olduğu, Mahkemece bu hususta yapılan araştırmanın yeterli olmadığı, eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı işçinin davacı işvereninden haksız kazanç sağlayıp sağlamadığı, işverenini zarara uğratıp uğratmadığı ve bu bağlamda oluştuğu iddia olunan zarar dosya kapsamına göre ispat edilip edilemediği ile tazminin gerekip gerekmediği konularına ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta davacı Şirket vekili, davalı çalışanının, müvekkilinin bilgisi olmadan ve talimatı dışında, Şirket adına tahsil ettiği paraları usulsüz işlemlerle kendisine veya üçüncü kişilere aktarmak suretiyle Şirketi malen zarara uğrattığını iddia ederek uğranılan zararın tazminini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmede davalı ... hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunduğu gerekçesiyle, aldırılan bilirkişi heyet raporuna göre davanın talep gibi tam kabulü yönünde hüküm tesisi edilmiştir.
Ne var ki İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirme eksik incelemeye dayalıdır. Zira dava dilekçesinde, davalı ...'ın haksız eylemleri neticesinde davacı Şirketin 2.000.000,00-3.000.000,00 TL tutarında zarara uğradığı iddia edilmiş, oluştuğu iddia olunan zararın tutarı tam olarak açıklanmayarak müphem bırakılmıştır.
Kabul yönündeki karara dayanak tutulan Bucak Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/315 Esas, 2012/329 Karar sayılı dosyasında davacının davalı Şirketi 3.000.000,00 TL zarara uğrattığı yönünde bir gerekçe ve/veya hüküm yer almamaktadır. İlk Derece Mahkemesince aldırılan bilirkişi heyet raporunda ise "...Bankadan çekilen tutarlar ile kasaya alınan paralar arasında 3.462.855,67 TL'lik fark olduğu tespit edilmiştir.
Söz konusu farkların neden oluştuğu konusunda somut bir bilgi bulunamamıştır." şeklinde açıklamaya yer verildiği, diğer bir anlatımla raporun hüküm kurmaya elverişli somut ve net tespitler içermediği anlaşılmaktadır.
Şu hâlde yapılması gereken iş, Bucak Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/315 Esas, 2012/329 Karar sayılı ceza dosyasının muhteviyatı da gözetilerek davalı ...'ın varsa sorumluluğunun kapsam ve tutarının tam olarak belirlendiği, denetime elverişli ve net tespitler içeren yeni bir bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmesidir. Bu yön gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6237, K. 2025/5977, 3 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama