KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6275 E., 2025/7096 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2025/29 E., 2025/184 K.
- Dava tarihi
- 01.06.2023
Karar Metni
1.030 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı ... İl Sağlık Müdürlüğü Meram Devlet Hastanesinde 11.02.2010 tarihinde alt işveren nezdinde çalışmaya başladığını, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) uyarınca davacının sürekli işçi kadrosuna geçişinin yapıldığını, müvekkilinin ...
İş Sendikası üyesi olduğunu ve işyerinde yürürlükte bulunan 10.08.2020 imza tarihli ve 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi ile 08.09.2021 imza tarihli ve 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük süreli toplu iş sözleşmelerinden yararlandığını, müvekkilinin davalı Kuruma yıllık izin hesabı için yapmış olduğu başvurusunda ilgili Kurum tarafından müvekkilinin 27.03.2017 tarihindeki önceki çalışmasının "Malzeme Dahil Yemek Pişirme ve Dağıtım Sonrası Hizmet Alımı" kapsamında gerçekleşmesi sebebiyle yıllık ücretli izin süresinin hesabında dikkate alınamayacağının belirtildiğini,
ancak yıllık ücretli izin süresi değerlendirilirken alt işverenler nezdinde geçmiş bulunan sürelerin dikkate alınması gerektiğinin, 696 sayılı KHK'nın 127. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. maddesinde açıkça belirtildiğini, Çalışma Genel Müdürlüğünün 58186755-E.
68846 sayılı "Sürekli işçilerin kıdem ve izin hakları" konulu yazısında da alt işverenler döneminde geçen tüm sürenin kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin süresinin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğinin belirtildiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 56. maddesindeki düzenlemede de aynı işyerinde çalışmaya devam eden işçilerin alt işveren değişse dahi aynı işyerinde çalışmaya devam ettikleri sürenin dikkate alınacağının ifade edildiğini,
08.09.2021 imza tarihli ve 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin "İzinler" başlıklı 30. maddesinin (a) bendinde yıllık ücretli izin sürelerinin artırılarak hizmet süreleri 10 yıldan fazla olan işçilerin 30 gün yıllık ücretli izne hak kazandığının kararlaştırıldığını, buna göre davacının yıllık ücretli izin süresinin işe giriş tarihinden (11.02.2010) 10 yıl hizmet süresini doldurduğu tarih olan 11.02.2020 tarihinden itibaren 1 yılda 30 gün olarak hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre, görev ve yetki itirazı ile zamanaşımı def'inde bulunduklarını, yıllık ücretli izin hususundaki uygulamanın 4857 sayılı Kanun'un 53 ve devamı hükümleri ile Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'ne uygun olduğunu, davalı İdare tarafından sürekli işçilerin hak etmiş oldukları izinlerin ilgili yıl içerisinde ivedilikle kullandırılması yönünde taşra teşkilatının talimatlandırıldığını, davacının yıllık ücretli izne ilişkin belgelerinin temini gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.12.2023 tarihli kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 11.02.2010-01.06.2023 tarihleri arasında 13... ay 21 gün çalıştığı, 696 sayılı KHK uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçişinin yapıldığı, sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin tüm özlük hakları ile kadroya geçirildiğinin 696 sayılı KHK'nın 127. maddesiyle 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde ve davalı Bakanlık görüş yazıları ile açıkça kabul edildiğinden 07.11.2020 tarihinde ...
İş Sendikası üyesi olduğu anlaşılan davacının dosya kapsamında bulunan denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda 11.02.2010-11.02.2015 tarihleri arası için 14 gün, 11.02.2015-11.02.2018 tarihleri arası için 20 gün, 11.02.2018-11.02.2020 tarihleri arası için 22 gün, 11.02.2020-11.02.2023 tarihleri arası için 30 gün yıllık ücretli izin hakkı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 15.12.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ...
Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 21.03.2024 tarihli kararı ile; davacı işçinin davalı Bakanlığın asıl işverenliğinde ve değişen alt işveren şirketler işçisi olarak 11.02.2010-02.04.2018 tarihleri arasında ve 02.04.2018 tarihinden itibaren ise sürekli işçi kadrosunda davalı Bakanlık işçisi olarak garson sıfatıyla çalıştığı, 02.04.2018 tarihi öncesinde davalı Bakanlık tarafından gerçekleştirilen hizmet alım sözleşmelerinin sonuca etkisinin bulunmadığı, bu durumda davacının hak ettiği yıllık ücretli izinlerin tespitine esas hizmet süresinin 11.02.2010 başlangıç tarihli kabul edilmesinde hata bulunmadığı,
davacının hak ettiği yıllık ücretli izin süresinin tespitinde işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınmasının yerinde olduğu, davacının işvereninin davalı Bakanlık olması ve daha önceki dönemlerde alt işveren durumundaki şirketler ile davalı arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmaması sebepleri ile davada taraf teşkilinin sağlandığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.03.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, dava dilekçesi içeriği dikkate alındığında taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının 11.02.2020 tarihinden itibaren 1 yılda 30 gün yıllık izin süresine hak kazandığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi hatalı olmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı uyarınca davacının davalıya ait işyerinde 11.02.2010-01.06.2023 tarihleri arasında 13... ay 21 gün çalıştığı, sürekli işçi kadrosuna geçişinden önce davalı nezdinde geçen çalışmalarının hizmet süresinden sayılması gerektiği hususu da dikkate alındığında işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi uyarınca davacının 11.02.2020 tarihinden itibaren bir yılda 30 gün yıllık ücretli izin hakkı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının 11.02.2010 tarihinden 26.03.2017 tarihine kadar İdare nezdinde "Malzemeli Yemek Pişirme, Dağıtım ve Sonrası Hizmet Alım Sözleşmesi" kapsamında, bu tarihten sonra ise 27.03.2017 tarihinden itibaren "Personel Alımına Dayalı Hizmet Alım Sözleşmesi" kapsamında çalıştığını, davacının yıllık ücretli izne esas hizmet süresinin 27.03.2017 tarihi esas alınarak belirlendiğini,
2. Davacının daha önceki dönemler ile ilgili herhangi bir hak ve alacağı olmadığına dair sürekli işçi kadrosuna geçirilirken sulh sözleşmesini imzalamış olması ve Kurumu ibra ettiğine ilişkin belgelerin dikkate alınması gerektiğini,
3. Davacının sendika üyeliği araştırılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hak kazandığı yıllık ücretli izin süresinin tespitinde esas alınacak kıdemin başlangıç tarihine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6275, K. 2025/7096, 29 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama