KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6450 E., 2025/7761 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/584 E., 2024/611 K.
Karar Metni
1.241 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bünyesinde 21.07.2004-28.03.2011 tarihleri arasında sorumlu müdür olarak çalıştığını, ücretinin 2.500,00 TL olduğunu, müvekkilinin davalı Şirketlerde çalıştığı sürece hafta tatillerinde, resmî tatillerde ve dinî bayramlarda çalıştığını, yıllık izin kullanmadığını, ücretinin hiçbir zaman tam olarak ödenmediğini, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep olmaksızın feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, fazla çalışma, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen davaya ilişkin 25.02.2015 tarihli dava dilekçesinde; davalı Şirketler aleyhine açılan davada ... İş Mahkemesinin 2011/228 Esas, 2014/196 Karar sayılı kararı ile müvekkilinin 5.497,62 TL ihbar tazminatı almaya hak kazandığının hüküm altına alındığını, karardaki haklarını saklı tuttuklarını, bu nedenle bakiye ihbar tazminatı olan 5.397,62 TL için bu davayı açtıklarını, müvekkilinin 25.000,00 TL ücret alacağı bulunduğunu belirterek ihbar tazminatı ve ücret alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davalının işyerlerinde çalışmadığını savunarak davanın husumetten reddini istemiştir.
2. Davalı ... ... vekili cevaplarını ıslah ettikleri 18.10.2012 havale tarihli asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin bünyesinde sorumlu müdür olarak çalıştığını, davacının diğer kadın işçilere sarkıntılık yaptığı yönündeki şikâyetlerin yoğunlaşması üzerine davacı ile görüşüldüğünde iddiaların asılsız olduğunu beyan ettiğini, diğer işçilerle yapılan görüşmelerde davacının kadın işçilere sarkıntılık yaptığının söylendiğini, işyerinde bulunan güvenlik kameraları görüntüleri incelendiğinde davacının sarkıntılık yaptığının görüldüğünü, Şirket yetkilileri hakkında tehditlerde bulunduğunu,
kamera kayıtlarının kendisine gösterilmesi üzerine yaptıklarını ve söylediklerini ikrar ettiğini, bunun üzerine davacının artık çalışamayacağını söyleyerek işi bıraktığını, sorumlu müdür olarak çalıştığı için çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ... vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davalının işyerlerinde çalışmadığını savunarak davanın husumetten reddini istemiştir. 4. Davalı ... Şirketi vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; ... İş Mahkemesinin 2011/228 Esas sayılı dosyasında davacının ihbar tazminatına ve ücret alacağına ilişkin ıslah talebinde bulunmadığını, buna göre dosyada karar verildiğini, dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, davacının ihbar tazminatı ve ücret alacağı bakımından açtığı davanın derdest olduğunu, derdestlik itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Konya 2. İş Mahkemesinin 09.05.2014 tarihli kararı ile; davalı işverenler tarafından dosyaya ıslah yoluyla sunulan CD ve CD'deki görüntülerin eski tarihli olması ve davalı işverenin hak düşürücü süre içinde fesih hakkını kullanmaması karşısında bu görüntülerdeki hususların haklı fesih kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı işverenler tarafından ispatlanamadığı, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacıya ihbar önellerinin kullandırıldığı,
davacının çalıştığı dönemde yıllık izinlerini kullandığı ya da iş sözleşmesi sona erdikten sonra yıllık ücretli izin alacağının ödendiği hususu ile ücret alacağı ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiği hususlarının davalılarca ispatlanamadığı,
açıklanan nedenle sözü edilen taleplerin kabulü gerektiği, davacının işyerinde üst düzey çalışan olması ve çalışma saatlerini serbestçe belirleyecek konumda bulunması ve ücretinin de yüksek oranda tespit edilmesi karşısında fazla çalışma ücretine ilişkin talebin reddi gerektiği, davalı işverenlerin arasında organik bağ bulunduğunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 09.05.2014 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince 27.01.2015 tarihli karar ile, tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, Mahkemece davacının ücretinin 2.500,00 TL olduğunu kabul eden bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulduğu,
işçinin imzalı bordrolarda yer alan ücretinin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanlarının gözetilmesi ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceğinin araştırılması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmesi gerektiği, Mahkemece araştırma yapılmadan ücretin davacı iddiası gibi kabul edilmesinin hatalı olduğu,
Mahkemece davacının üst düzey yönetici olup olmadığının kesin olarak tespiti yapılmadan fazla çalışma ücreti alacağının reddine karar verilmesinin de doğru olmadığı, taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi konusunda da uyuşmazlık olduğu, davacının dosya içerisinde bulunan CD'deki görüntü kayıtlarındaki eylemlerinin haklı fesih nedeni olduğu,
Mahkeme tarafından davalıya CD kayıtlarındaki görüntüleri hangi tarihte incelediği açıklattırılmadan, tanıklara olayı işverenin öğrenme tarihine ilişkin bilgileri sormadan, davacının bu eylemlerinin ne şekilde ve ne zaman ortaya çıktığı araştırılmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu kıdem ve ihbar tazminatı talebi hakkında hüküm kurulmuş olmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 29.11.2023 tarihli kararı ile; ücretinin ödendiğinin ispat yükünün davalı işverene ait olduğu, davacının bozma dışında kalan 100,00 TL miktarı üzerinden ücret alacağı talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, davacının yıllık izinlerinin kullandırıldığının veya ücretinin ödendiğinin davalı işveren tarafından ispat edilemediği,
dinlenen tanık beyanlarına göre ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fazla çalışma ücreti taleplerinin bilirkişi raporunda hesaplanan tutardan %30 indirim yapılarak kabulü gerektiği, dinlenen tanıklar davacının çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini beyan etse de davacının ücreti asgari ücret olarak belirlendiğinden fazla çalışma ücreti talebinin kabul edilmesi gerektiği, CD kayıtları ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının kadın işçi ile olan görüntüleri nedeniyle davalı işveren tarafından görüntülerin izlenmesinden bir gün sonra davacının işten çıkartıldığı,
fesih süresinde ve haklı olduğundan davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne ve davacının asıl davada ihbar tazminatı talebinin reddedildiği için bakiye ihbar tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği, bakiye ücret talebinin ise alınan bilirkişi raporuna göre kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin 29.11.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece 23.09.2024 tarihli karar ile, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, bozma kararından önce hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının 21.07.2004-28.03.2011 tarihleri arasındaki dönem için hesaplandığı, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, bu hususun bozma kapsamı dışında bırakılması ile davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, bozma kararından sonra ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının 03.04.2007-28.03.2011 tarihleri arası dönem için hesaplanıp hüküm altına alınmasının, davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda değerlendirme yapıldığı belirtilerek asıl dava ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkilinin ücretinin asgari ücret kabul ederek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, 2. Müvekkilinin üst düzey yönetici konumunda bulunmadığını ve bu nedenle yasal sınırın üzerideki çalışmalarına ait ücretlerinin ödenmesi gerektiğini, 3. Müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı neden bildirilmeden feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını, 4. Müvekkilinin ücret alacağına hak kazandığını, 5. Yıllık izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının 2.500,00 TL ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ulusal bayram ve genel tatil ücreti bakımından usuli kazanılmış hak ilkesine uygun karar verilip verilmediğine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6450, K. 2025/7761, 13 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama