KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6748 E., 2025/7417 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/561 E., 2025/1750 K.
Karar Metni
2.096 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Büyükelçiliğinde 2005 yılı Haziran ayında bahçıvan olarak çalışmaya başlayan müvekkili davacının aynı yıl Kasım ayında danışma bürosunda görevlendirildiğini, iş sözleşmesinin feshedildiği 04.04.2016 tarihine kadar bu görevi yanında bahçe işlerine bakmayı da sürdürdüğünü, son ücretinin net 1.400,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini, müvekkilinin işyerinde fazla çalışma yapmasına, dinî ve millî bayramlarda çalışmasına rağmen söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 45. İş Mahkemesinin 28.05.2024 tarihli kararı ile; davacının davalı nezdinde 01.08.2005-04.04.2016 tarihleri arasında 10... ay 3 gün çalışmasının bulunduğu, dosya kapsamında yer alan ve davalı tarafça düzenlenmiş olan belge de dikkate alındığında davacının ücretinin aylık net 1.400,00 USD olduğu, davacının iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacının kullandırılmayan 170 günlük yıllık izin süresi karşılığı ücret alacağına hak kazandığı,
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli kaldırma kararı sonrasında tanıkların yeniden dinlenmesi suretiyle yapılan yargılamada davacının 01.03.2006-31.12.2010 arası dönemde 2 tane güvenlik görevlisi çalıştığı, bu durumda birinci hafta 21,5 saat, ikinci hafta 15,5 saat fazla çalışma yaptığı.
2011 yılı ve sonrası dönem bakımından davalı işyerinde üçüncü güvenlik görevlisi çalışmaya başladığından ilk hafta 15,5 saat fazla çalışma; ikinci hafta 9,5 saat fazla çalışma yaptığı; davacı ve davalı tanık beyanlarına göre davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, davacının talebi, dinlenen tanık beyanları, davacının yaptığı işin niteliği ve tanıkların davacı ile birlikte çalıştıkları dönem dikkate alındığında davacının 2013 yılından itibaren ayda 2 defa hafta tatili gününde çalıştığı,
söz konusu çalışmalarının karşılığının davalı tarafça ödenmediği gerekçesiyle ve Bölge Adliye Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli kaldırma kararı öncesinde davalı lehine oluşmuş usuli kazanılmış haklar da dikkate alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 28.05.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2024 tarihli kararı ile.
Dairece verilen 04.05.2023 tarihli kaldırma kararı öncesinde ve sonrasında dinlenen tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu, dolayısıyla davacı tanıklarının kaldırma kararı öncesinde vermiş oldukları beyanlarına itibar edilerek, davacının hem danışmada görev aldığı hem de bahçe işleriyle uğraştığı kabul edilmek suretiyle 2011 yılına kadar haftanın 7 günü 07.00-16.00, 16.00-07.00 vardiyaları arasında günlük 9 saat çalıştığı, 1 saat ara dinlenmesinin tenzili ile günlük fiilî çalışmasının 8 saat, haftalık fiilî çalışma süresinin 56 saat (7x8) olduğu, haftalık fazla çalışma süresinin 3,5 saat (56-45-7,5) olduğu.
2011 yılından itibaren ise haftanın 7 günü 8 saatlik vardiyalarda çalıştığı, 1 saat ara dinlenmesinin tenzili ile 7 saat fiilî çalışması olduğu, haftalık fiilî çalışma süresinin 49 saat (7x7) olduğu, hafta tatilindeki çalışması mahsup edildiğinde fazla çalışmasının olmadığı.
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen alacakların Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi yerinde olmasına rağmen ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacakları yönünden "en yüksek faizi" ile birlikte ibaresi eklenmeden "devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış vadeli mevduata uygulanan faizi ile birlikte" denilerek hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne
karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ve özellikle davacı ile aynı işi yaptığı anlaşılan ...'nin beyanı ile söz konusu tanık beyanı ile örtüşen diğer tanıkların ifadeleri dikkate alındığında.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.05.2023 tarihli kaldırma kararı sonrasında kapsama alınan bilirkişi .... tarafndan hazırlanan 02.05.2024 tarihli rapordaki çalışma şeklinin dosya kapsamına uygun olduğu; yalnızca çalışma saatleri bakımından yanılgılı değerlendirme taşıdığı; zira tanık ...'nin beyanı dikkate alındığında davacının belirtilen şekillerdeki vardiyasında 07.00-16.00 saatleri arasında değil, 08.00-15.00 saatleri arasında çalıştığının kabulünün dosya kapsamına daha uygun düşeceği;
diğer yandan davacının çalışmasının ilk dönemlerinde yalnızca bahçıvanlık işi yaptığı dikkate alındığından bu dönem bakımından fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanamayacağı hususunun da dikkate alınması gerektiği; ayrıca işyerinde üçüncü danışma görevlisinin 2011 yılında çalışmaya başladığı anlaşıldığından 2011 yılına kadar her hafta tatilinde çalıştığı kabul edilip 2011 yılından sonra ayda iki hafta tatilinde çalışmaya devam edip iki hafta tatilinde dinlendiğinin kabulü ile hafta tatili ücreti alacağının hesaplanması gerekirken davacının 2013 yılına kadar her hafta tatilinde çalıştığı,
2013 yılından sonra ise ayda iki hafta tatilinde çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğu; ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı yönünden dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken faiz başlangıç tarihinin belirtilmemesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, kapsama alınan bilirkişi ek raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Çalışma saatlerinin hatalı belirlendiğini, fazla çalışma ücreti alacağının hatalı hesaplandığını, davacının bahçıvan olarak çalıştığı dönemde de fazla çalışma yaptığını, 2011 yılından sonra fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanmamasının hatalı olduğunu,
b. 24 saatlik çalışma bakımından davacının 14 saat çalıştığı kabul edilmiş iken hesaplanan fazla çalışma ücretinden yeniden %30 indirim uygulanmasının mülkiyet hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu,
c. Alacaklara hükmedilen faizin hatalı olduğunu,
d. Vekâlet ücreti ve yargılama giderinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Tamamlama harcının ve ıslah harcının eksik yatırıldığını,
b. Davacının kabul edilen aylık ücret miktarının fahiş olduğunu,
c. Bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu,
d. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını,
e. Alacaklara yürütülen faizin türü ve başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının hesaplanması, alacaklara yürütülen faizin oranı ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına yürütülen faizin başlangıç tarihinin belirlenmesi, yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflar arasında davacının fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanması bakımından uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dairemizin 20.01.2025 tarihli bozma kararında fazla çalışma ücreti alacağı bakımından tanık beyanları ve özellikle davacıyla aynı işi yaptığı anlaşılan ...'nin beyanı ve söz konusu tanık beyanı ile örtüşen diğer tanıkların ifadeleri dikkate alındığında.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.05.2023 tarihli kaldırma kararı sonrasında kapsama alınan, bilirkişi .... tarafından hazırlanan 02.05.2024 tarihli rapordaki çalışma şeklinin dosya kapsamına uygun olduğu; yalnızca çalışma saatleri bakımından yanılgılı değerlendirme taşıdığı, tanık ...'nin beyanı dikkate alındığında davacının belirtilen şekillerdeki vardiyasında 07.00-16.00 saatleri arasında değil, 08.00-15.00 saatleri arasında çalıştığının kabulünün dosya kapsamına daha uygun düşeceği;
ayrıca davacının çalışmasının ilk dönemlerinde yalnızca bahçıvanlık işi yaptığı dikkate alındığından bu dönem bakımından fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanamayacağı hususunun da dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası kapsama alınan, bilirkişi .... tarafından hazırlanan 26.04.2025 havale tarihli raporda, davacının bahçıvanlık işi yaptığı dönemin dışlanarak 01.03.2006 tarihinden sonraki çalışmaların dikkate alınması ve ayrıca davacı ile aynı işi yapan tanık ...'nin beyanı uyarınca davacının 08.00-15.00 saatlerinde çalıştığının kabulü yerinde olmuştur.
Ancak her ne kadar yukarıda yer verilen bozma kararında Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.05.2023 tarihli kaldırma kararı sonrasında kapsama alınan bilirkişi .... tarafndan hazırlanan 02.05.2024 tarihli rapordaki çalışma şeklinin dosya kapsamına uygun olduğu belirtilmiş ise de Dairemizce yeniden yapılan değerlendirmede, bozmanın bu bölümünün maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Zira söz konusu 02.05.2024 tarihli raporda işyerinde iki kişi dönüşümlü çalışmanın yapıldığı 2011 yılına kadarki süreçte çalışma döngüsü iki haftada bir olacak şekilde hesaplanmıştır. Çalışma saatinin 07.00-16.00 olarak kabul edildiği söz konusu hesaplamada, ilk hafta 21,5 saat fazla çalışma; ikinci hafta 15,5 saat fazla çalışma yaptığı, 3. hafta düzenin yeniden başladığı ifade edilmiştir.
Dairece yeniden yapılan değerlendirmede, gündüz iki kişi ve her gün biri nöbetçi olacak şekilde çalışmanın yapıldığı çalışma şeklinde çalışma şeklinin üç haftada bir döngüye uğradığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki aynı işi yapan tanık ...'nin beyanı da dikkate alındığında çalışma saatlerinin 08.00-15.00 olduğunun kabulü ile.
1. hafta: pazartesi 08.00-15.00, salı 08.00-08.00 (çarşamba sabahı), çarşamba 08.00-15.00, perşembe 08.00-15.00, cuma 08.00-08.00 (cumartesi sabahı), cumartesi 08.00-15.00, pazar 08.00-15.00. 2. Hafta: pazartesi 08.00-08.00 (salı sabahı), salı 08.00-15.00, çarşamba 08.00-15.00, perşembe 08.00-08.00 (cuma sabahı), cuma 08.00-15.00, cumartesi 08.00-15.00, pazar 08.00-08.00 (pzartesi sabahı).
3. hafta ise pazartesi 08.00-15.00, salı 08.00-15.00, çarşamba 08.00-08.00 (perşembe sabahı), perşembe 08.00-15.00, cuma 08.00-15.00, cumartesi 08.00-08.00 (pazar sabahı), pazar 08.00-15.00 saatleri arasında çalışma yaptığının kabulü gerekmekte olup davacının üç haftalık döngülerle aynı şekilde çalışmasının devam ettiği anlaşılmaktadır.
Buna göre 08.00-15.00 çalışma saatleri de dikkate alınarak yeniden yapılan hesaplamada davacının bir aylık süreç içerisinde ilk hafta toplam 8 saat, ikinci hafta toplam 15,5 saat, üçüncü hafta 8 saat fazla çalışma yaptığının kabulü gerekmektedir. Oysaki bozma kararında işaret edilen 02.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda çalışma döngüsü iki hafta kabul edildiğinden fazla çalışma süresi eksik hesaplanmıştır.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı ile 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi hâlinde dâhi usuli kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönülmesi mümkündür.
Bu sebeple 01.03.2006 tarihinden 2011 yılına kadar işyerinde iki güvenlik görevlisinin çalıştığı dönem bakımından fazla çalışma süresinin kabul edilen çalışma saatlerine göre ilk hafta toplam 8 saat, ikinci hafta toplam 15,5 saat, üçüncü hafta 8 saat olacak şekilde yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Diğer yandan, kabule göre de bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2011 yılına kadar fazla çalışmaya ilişkin yapılan hesabın hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Zira davacının, bozma kararında belirtildiği üzere, 02.05.2024 tarihli rapordaki iki haftalık çalışma döngüsü ile 08.00-15.00 saatleri esas alınarak çalıştığı kabul edilse dahi bir hafta 15,5 saat, ikinci hafta ise 8 saat fazla çalışma yaptığının kabulü gerekirken bozma sonrası kapsama alınan 26.04.2025 havale tarihli raporda davacının belirtilen çalışma saatleri ile haftalık 9 saat fazla çalışma yaptığının kabulü hatalı olmuştur.
İşyerinde 3 kişi olarak çalışılan 2011 yılından sonraki dönem bakımından ise bozma sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan raporda herhangi bir hesaplama yapılmadığı görülmektedir. Dairemiz bozma kararında bilirkişi .... tarafından hazırlanan 02.05.2024 tarihli rapordaki çalışma şeklinin dosya kapsamına uygun olduğu belirtilmiştir. Söz konusu raporda, 2011 yılı için seçenekli hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.05.2023 tarihli kaldırma kararında davacı tanığı ...'nin beyanı uyarınca 2011 yılından sonra 3 güvenlikçi olduğundan günlük 8'er saat çalışma olacak şekilde çalışıldığı gerekçesiyle bu dönem yönünden fazla çalışma ücretine hak kazanılmadığı değerlendirmesine yer verilmiş ise de davacı ile aynı işi yapan tanık ...'nin beyanı ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; işyerinde 2011 yılından sonra 3 güvenlikçi olarak çalışılan dönemde de iki günde bir 24 saat nöbet tutulmak suretiyle dönüşümlü şekilde çalışmanın devam ettiği anlaşılmaktadır.
Buna göre davacının 2011 yılından itibaren de iki gün 08.00-15.00, devam eden ertesi gün 08.00'den başlamak üzere 24 saat nöbet ve ardından yeniden 08.00-15.00 çalışma şeklinde çalıştığı kabulüne göre fazla çalışma ücreti alacağının yeniden değerlendirilmesi gerekir.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin 27.03.2025 tarihli ara kararı ile ek bilirkişi ücreti olarak davacıdan tahsil edilen 2.000,00 TL'nin bozma sonrası kurulan hükümde yargılama gideri arasında sayılmadığı anlaşılmaktadır. Yargılama sonucunda işçilik alacaklarının yeniden değerlendirilmesi neticesinde, tarafların haklılık durumuna göre belirlenecek yargılama giderleri arasında söz konusu miktarın da değerlendirilmesi gerektiği hususu ayrıca göz önünde bulundurulmalıdır.
4. Öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan miktar 50.894,75 USD olup Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki efektif satış kuru karşılığı dikkate alındığında hüküm altına alınan miktarın Türk lirası karşılığı 2.024.089,30 TL'dir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13/1 ve 13/2 hükümleri dikkate alındığında davacı lehine 282.649,82 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken 273.900,40 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
5. Karar tarihindeki AAÜT'nin 2/4. hükmüne göre "Temyiz başvurusu üzerine verilen bozma kararı sonrasında istinafta görülen duruşmalı işlerde, duruşma sayısına göre, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 18. sırasının (b) veya (c) bentlerine göre avukatlık ücretine hükmolunur."
Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün (F) bendinde ise istinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 32.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş olup davalı aleyhine herhangi bir vekâlet ücretine hükmedilmediği görülmektedir. Dairemizce verilen bozma kararı içeriği de dikkate alındığında duruşmalarda vekil ile temsil edilen davacı lehine de vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6748, K. 2025/7417, 6 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama