KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6778 E., 2025/10279 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/1137 E., 2025/1427 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bursa 15. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/181 E., 2025/59 K.
- Mahkemesi
- Bursa 10. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/352 E., 2021/56 K.
Karar Metni
1.374 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava davalısı birleşen dava davacısı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı birleşen dava davalısı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 26.08.2013-26.09.2017 tarihleri arasında davalı bünyesinde tır şoförü olarak çalıştığını, işe başlamadan önce davalı Şirketin müvekkilinden 6 adet açık teminat senedi aldığını, bu senetlerin ilerleyen zamanlarda şoförlere karşı baskı aracı olarak ve işçilerin dava yolu ile elde edecekleri işçilik alacaklarına karşı kullanıldığını, davacı ve diğer uluslararası tır şoförlerine Avusturya geçiş belgesini (dozvola) kaçak gelmeleri konusunda Şirketin talimatı bulunduğunu, davacının Avusturya dozvalasını kaçak geçtikten sonra dozvalanın Şirkete verildiğini,
Şirketin de bu dozvalayı yeni sefere çıkacak şoföre vererek böylece Avusturya hükümetine dozvala parası ödemediğini, davalı Şirketin kaçak geçiş nedeni ile kesilen cezaları çalışanlarına ödeyeceğini belirttiğini, Şirketin talimatı ile Avusturya dozvalasını kaçak geçerken yakalanan davacıya 1.600,00 Euro para cezası kesildiğini, davalı Şirketin dozvala cezasını ödeyeceği yerde davacıdan tahsil etmeye çalışarak davacının sefer primlerinden 650,00 Euro kesinti yaptığını, kaçak geçiş nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından ücretlerin Kuruma tam olarak bildirilmemesi,
primlerin buna uygun yatırılmaması, garanti asgari ücretin eksik ödenmesi, yıllık izinlerin talebe rağmen kullandırılmaması, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışması karşılığı ücretlerin ödenmemesi, araçta mıknatıs sisteminin kullandırılması, sefer priminden dozvala cezası kesilmesi, sefer primlerinde kesinti yapılması,
Avusturya dozvalasını kaçak geçirmeye zorlanması nedenleriyle haklı olarak feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı, ücret, sefer primi, asgari geçim indirimi, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsiline, müvekkilinin davalıya 1.484,00 Euro borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı birleşen dava davacısı vekili dava dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin müvekkili Şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacıya katılmış olduğu Avusturya seferinde geçiş belgesini (dozvola) kullanmadan kaçak geçmesi nedeni ile 08.02.2017 tarihinde Suben mevkiinde 1.453,00 Euro + 147,00 Euro olmak üzere toplam 1.600,00 Euro para cezası kesildiğini, bu bedelin müvekkili Şirketin yurt dışı gümrük işlerini yapan .... isimli bir firmaya talimat verilmek sureti ile müvekkili tarafından ödendiğini,
davacı tarafından imzalanan "Tır Şoförü Görev Yetki ve Sorumluluk Talimatı" belgesinin 7. maddesinde "Şirketimizden ve kapıdan verilen geçiş evrakları (dozvola) dışındın hiçbir yerden geçiş evrakı almayın. başka yerlerde alınan evraklar sahte çıkarsa meydana gelecek tüm zarar şoföre aittir.", "Her ülkeye girdiğinizde dozvolayı düzgün doldurun.", "Avusturya'da otoban cihazı doğru dingile ayarlı olsun ve pil bitik olmasın.
Bu konulardaki zararlar şoföre aittir." şeklinde uyarı ve ikazların yer aldığını belirterek 1.484,00 Euro'nun karşılığı olan 6.692,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı birleşen dava davacısı vekili cevap dilekçesinde; davacının menfi tespit talebine konu ettiği senedin ne olduğu ve menfi tespit davasının ne için açıldığının taraflarınca anlaşılamadığını, müvekkilinin elinde bu şekilde bir senet bulunmadığını, davacının iş sözleşmesinin seferlere geç çıkması, amirleri tarafından kendisine verilen görev, talimat ve uyarılara riayet etmemesi ve bu davranışları alışkanlık hâline getirmesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davacı birleşen dava davalısı vekili cevap dilekçesinde; davalı işçiye Avusturya seferinde dozvalayı kaçak geçme talimatı verildiğini, davacı Şirketin bu talimatı müvekkili gibi diğer şoförlere de verdiğini, Avusturya geçiş dozvalası pahalı olduğu için geçiş yapan şoförün arkadaki şoföre dozvalayı verdiğini, bu şekilde Şirketin ikinci bir geçiş ücreti ödemediğini, müvekkilinin bu uygulamada bir çıkarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı uyarınca davacının ücretlerinin son dönemde eksik ve gecikmeli ödendiği, geniş anlamda ücret olan ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin de ödenmediği anlaşıldığından iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı sebeplerle feshedildiğinin anlaşıldığı, buna göre davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı ancak karşılığı ücretin ödendiğinin davalı işveren tarafından ödendiğinin ispatlanamadığı,
dava dilekçesinden, sefer prim kesintisi iddiasının 650,00 Euro'luk kısmının Avusturya dozvalasından davacının kaçak geçmesi nedeniyle davalı Şirkete uygulanan cezaya istinaden davacıdan kesilen prim olduğunun anlaşıldığı, dosya içerisinde mevcut bilgi ve belgelere göre Avusturya dozvalasından kaçak geçiş nedeniyle davalı Şirkete uygulanan cezanın 08.02.2017 tarihinde olması karşısında davacıdan sefer prim kesintisinin bu tarihten sonra yapılmış olması gerektiği, harcırahın ödendiğinin ispat külfetinin davalı işverene ait olduğu,
sunulan harcırah bordrolarından 15.03.2017-27.03.2017 tarihleri için 13 gün karşılığı ödendiği belirtilen 778,00 Euro bedelli harcırah bordrosunun davacı imzasını taşıdığının anlaşıldığı, söz konusu harcırah bordrosunun 650,00 Euro sefer prim kesinti iddiasını karşıladığı, davacıdan Avusturya dozvalasından kaçak geçişe istinaden 650,00 Euro sefer primi karşılığı 2.722,53 TL sefer primi alacağının ödendiğine dair belge sunulmadığının anlaşıldığı, talebin bu miktar yönünden kabulü gerektiği, davacının ....
Noterliğinin 28.09.2017 tarihli ve ... yevmiye No.lu ihtarnamesine konu olan 1.484,00 Euro borçlu olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
İlk Derece Mahkemesince iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile kıdem tazminatının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, davalı işveren tarafından sefer primi kesintisi yapılması gerekliliği veya davacıya ödendiğinin ispatlanamaması karşısında kabulün yerinde olduğu, asgari geçim indirimine uygulanan faiz türünün İlk Derece Mahkemesince hatalı belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince hüküm fıkrasının (9) numaralı bendinin resen tashihinin hatalı olduğu,
İlk Derece Mahkemesince alınacak harcın hesaplanmasında hata yapıldığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl dava davalısı birleşen dava davacısı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının iş sözleşmesinin müvekkili Şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, 2. Müvekkili Şirketin cezaya konu işlem ile ilgili herhangi bir onayı olmadığını, 3, Gerek asıl dava açısından gerekse birleşen dava açısından verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl dava yönünden iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, ücret, sefer primi, asgari geçim indirimi, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının bulunup bulunmadığı, asıl dava davalısına 1.484,00 Euro borçlu olup olmadığına; birleşen dava yönünden ise birleşen dava davacısının davalı işçiden 1.484 Euro'nun karşılığı olan 6.692,00 TL alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince verilen 21.01.2022 tarihli karar ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.04.2024 tarihli kararı ile birleşen dava davacısının istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddi gerektiği, asıl dava yönünden ise esasa etkili usuli eksiklikler bulunduğundan diğer istinaf talepleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği belirtilerek davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında, İlk Derece Mahkemesince sadece asıl dava dosyası yönünden yargılamanın yapılması, birleşen dava dosyasının, istinaf başvurusunun kesinlikten reddine karar verildiğinden kesinleştirilmesi ve yeniden kurulacak hükümde başlıkta yer verilmemesi gerektiği belirtilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.04.2024 tarihli kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava davalısı birleşen dava davacısı tarafından asıl dava ve birleşen dava yönünden temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.04.2024 tarihli kararında yer alan birleşen dava yönünden hüküm kurulmaması gerektiğine ilişkin hatalı değerlendirme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince, ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararda birleşen dava yönünden hüküm kurulmamış, bu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonunda verilen yeni hükümde de birleşen dava yönünden hüküm kurulmamıştır. Hâl böyle olmakla, temyize gelen asıl dava davalısı birleşen dava davacısının birleşen davaya ilişkin temyiz itirazları incelenememektedir.
Bölge Adliye Mahkemesince birleşen dava yönünden değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi ve asıl dava ve birleşen dava için hüküm kurulması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle bozma sebebine göre diğer temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6778, K. 2025/10279, 23 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama