KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6911 E., 2025/6823 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/126 E., 2025/219 K.
- Dava tarihi
- 22.05.2019
Karar Metni
1.042 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2009 Mart-21.02.2016 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde doktor olarak çalıştığını, işten çıkarıldığını, İstanbul 25. İş Mahkemesinin 2016/132 Esas sayılı dosyasında açtığı işe iade davasının kabulüne dair verilen kararın kesinleşmesi sonrasında işe başlatılması için ihtarname gönderdiğini, davalı tarafından gönderilen işe davet ihtarında ihtarın tebliğ edildiği günün ertesi günü işe başlamasının istendiğini, 11.03.2019 tarihinde işe başlamak için ....Hastanesine gittiğini, ancak hastane personelinin davacının işe çağrıldığından haberi olmadığını, kendisine oda tahsis edilmediğini,
insan kaynakları tarafından kadrosunun ...Hastanesinde olduğu ifade edildiğinden bu defa ....
Hastanesine gittiğini, burada da davacıya muayene odası tahsis edilmediğini ve çalışanların haberinin olmadığını gördüklerini, ertesi gün gittiklerinde aynı durumla karşılaştıklarını, hasta kayıt sistemi dahi oluşturmadıklarını, davacının talebi nedeniyle farklı bir binada usulen bir oda tahsis edildiğini, internet sitesinde davacının bilgilerine yer verildiğini ancak davacının kadrosunda bulunan başka bir doktorun işe alındığını ve çalışmaya devam ettiğini gördüklerini, bu durumun davalının işe davet ihtarında samimi olmadığını gösterdiğini,
bu nedenle ihtarname ile haklarının ödenmesini talep etmesine rağmen ödemediklerini ileri sürerek boşta geçen süre ücreti, yıllık izin ücreti, kıdem, ihbar ile iş güvencesi tazminatı alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının ...Üniversitesinde öğretim üyesi olduğunu, tam gün yasası kapsamında ücretsiz izin alarak müvekkiline ait hastanede serbest olarak faaliyet gösterdiğini, mevzuat değişikliği sonrasında hastanedeki görevine döndüğünü, çalışma bitimlerinde ve hafta sonlarında serbest meslek makbuzu kesmek suretiyle gelir vergisi mükellefi olarak çalıştığını, ...Teşhis ve Tedavi Hiz. AŞ ve...
Sağlık Yatırımları AŞ ile davacı arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, ...ve ... Hastanelerinin ruhsat sahibinin ... Sağlık Yatırımları AŞ olduğunu, işe iade kararından sonra davacının işe davet edildiğini, ... Hastanesinde pediatrik gastroentoloji polikinliğinde oda tahsis edildiğini, talep ettiği tüm malzemelerin tamamlanıp muayene ekranının açıldığını, tahsis edilen odayı gördükten sonra çalışma saatini tamamlamadan ...
Hastanesinde işe başlayacağını söyleyerek ayrıldığını, ...Hastanesinde davacıya çocuk göğüs hastalıkları, çocuk endokrinolojisi, nefroloji uzmanlarının bulunduğu polikinlik bölümünde oda tahsis edildiğini, muayene ve randevu ekranının açıldığını, hasta kabulü için uygun ortam hazırlandığını, il sağlık müdürlüğünde kayıt işlemleri için gerekli evrakı iletmesinin istendiğini, hâlen çalışmakta olduğu hastaneden çıkışının yapılması gerekeceği konusunda bilgilendirildiğini, hasta yönlendirilmediği iddiasının doğru olmadığını,
hatta davacı işe gelmediği için kendisine yönlendirilen hastanın randevusunun iptal edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli kararı ile; davacı ve hatta davalı tanıklarının anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, davacının pazartesi günü ... ... ve salı günü Ataşehir ... Hastanelerine gittiği, yanında tanık olarak dinlenen kişilerin bulunduğu, her iki hastanede de çalışması için gerekli koşulların sağlanmadığı ve dolayısıyla işe davetin samimi olmadığı, davacının işe başlatılması için gönderilen ihtarnamenin samimi olmaması nedeniyle usulüne uygun davette bulunulmadığı kabul edildiğinden, boşta geçen süre ücreti ve iş güvencesi tazminatı talep edebileceği gerekçesiyle 20.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaba göre dava ve ıslah dilekçesindeki miktarlar dikkate alınarak davanın kabulüne karar karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 23.05.2023 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, işe başlatmama tarihindeki ücret miktarının ispatının işçiye ait olduğu, somut uyuşmazlıkta davacı vekilinin delil listesinde işyerinde çalışan emsal işçilerin 2016-2019 yıllarına ait bordrolarının davalı işverenden celbini talep ettiği buna rağmen Mahkemece davalı tarafa davacı ile aynı görevde çalışan emsal işçilerin ücretlerinin bildirilmesi yönünde müzekkere yazılmadığının anlaşıldığı,
dosyaya sunulan belge ve beyanlardan işe başlatmama tarihinde davalıya ait işyerinde, pediatri gastroenteroloji uzmanı olarak çalışan davacı ile aynı işi yapan ...S. ve Ç.A. isimli işçilerin çalıştığı tespit edildiğinden davalı işverenden adı geçen işçilere ait 2016 yılı ile 2019 yılının Mart ayı arasındaki döneme ait ücret bordrolarının sunulmasının istenilmesi,
sunulmadığı takdirde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220. maddesi uyarınca mevcut delil durumuna göre karar verileceği yönünde ihtar yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dosyada emsal ücret araştırması bulunmadığından bahisle fesih tarihindeki ücreti asgari ücrete nispetle belirleyen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak davalı tarafa adı geçen işçilerin bordroları ve ödenen ücrete dair belgelerin ibrazı için ihtaratlı müzekkere yazıldığı, işverenin cevabi yazısında ilgili kişilerin kurdukları şirketlere ait fatura hakedişiyle çalıştıklarının bildirildiği, Mahkemece faturaların sunulması talep edilmesine rağmen davalı tarafça fatura sunulmadığından davalı delil ibrazından kaçındığı için davacının dosyaya ibraz ettiği deliller uyarınca Mahkemenin ilk kararında belirlendiği gibi net 20.212,60 TL üzerinden ücret aldığı kabul edilerek yapılan hesaplamalara göre 20.11.2020 tarihli rapora itibar edilerek karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. ...Teşhis ve Tedavi Hizm. AŞ ile .... Sağlık Yatırımları AŞ'nin iki ayrı tüzel kişilik olup davacı ile hukuken ya da fiilen kurulmuş iş ilişkisi bulunmadığını, bu iki davalı yönünden davanın husumetten reddinin gerektiğini, 2. Davacının işe başlama iradesinde samimi olmadığını, davacı tanıklarının taraflı beyanlarına itibarla hüküm kurulduğunu, davalı tanıklarının beyanlarına Mahkemece itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, 3. Ücretin hatalı belirlendiğini, zamanaşımı def'inin değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kesinleşen işe iade davası sonrası başvurusuna rağmen işe başlatılmayan davacıya ödenmesi gereken alacak kalemlerinin ve bunlara hak kazanılması koşullarının belirlenmesi, işe iade kararı sonrası hüküm altına alınan alacakların hesabına esas alınması gereken ücretin tespitine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6911, K. 2025/6823, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama