KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/7212 E., 2025/8880 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/3638 E., 2025/968 K.
- İlk derece mahkemesi
- Adana 15. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/36 E., 2021/38 K.
Karar Metni
1.118 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren nezdinde 2010-2018 yılları arasında süpervizör olarak çalıştığını, işveren tarafından hak ve alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedene dayalı olarak sonlandırdığını, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, özlük haklarının kendisine eksiksiz ödendiğini, hiçbir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 14.01.2010-15.10.2018 tarihleri arasında çalıştığı, davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği, davacının 15 yıl hizmet süresi ile 3.600 prim gün sayısını tamamladığı ve bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediği gerekçesi ile iş sözleşmesini feshettiği, davacının dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelere göre emeklilik hakkını kazandığı ve aldırılan bilirkişi raporunda görüleceği üzere bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediği anlaşıldığından feshin haklı nedene dayalı olarak yapıldığının tespit edildiği,
işveren tarafından ödenen kıdem tazminatının mahsup edildiği, davalı tarafından dosyaya davacının çalışma sürelerini gösterir belge ibraz edilmediğinden bu hususta davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek detayları bilirkişi raporunda belirtildiği üzere yapılan hesaplamaya göre davacının genel tatil ve hafta tatil ücreti alacaklarına hak kazandığı,
davalı tarafından bir kısım fazla çalışma ücretinin ödendiği ancak bu fazla çalışma ücretinin fiilî olarak yapılan çalışmaları karşılamadığı tanık beyanları ile tespit edildiğinden ödenen fazla çalışma ücreti mahsup edilerek davacının davalı işverenlikten bakiye fazla çalışma ücreti alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda işyerinde süpervizör olarak çalışan davacının iddiası, davacı ve davalı tanık beyanları, yapılan işin niteliği, ücret bordroları, banka kayıtları ve emsal ücret araştırması birlikte değerlendirildiğinde davacının son ücretinin aylık net 4.500,00 TL olarak kabul edilmesinin isabetli olduğu,
dosyaya sunulan ücret bordrolarında gösterilen ücretten fazla çalışma tahakkukları yapılan aylarda davacının tespit edilen ücreti tahakkuk edilen ücretten daha yüksek olduğundan ve davacıya yapılan fazla çalışma ücreti tahakkuklarının da bu ücret üzerinden ödendiği anlaşıldığından bu sebeple fazla çalışma tahakkuku olan ayların dışlanmayarak bu aylarda davacıya yapılan fazla çalışma ücretinin hesaplamadan mahsup edilmesinin yerinde olduğu, davacı hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatlamış olup ispat külfeti kendisinde olan işveren tarafından söz konusu alacakların ödendiğinin ispat edilemediği,
yapılan hesaplamaların ise dosya muhteviyatına uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesince fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarından %40, hafta tatili ücreti alacağından ise %60 oranında indirim uygulanmasının Yargıtay kararlarına göre hakkın özünü ortadan kaldıracak boyutta olduğu, davacının bu yönlü istinaf başvurusunun yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının kıdem tazminatı hakkı bulunmadığını, 2. İşyerinde fazla çalışma yapılmış ise karşılığının bordrolarda gösterilerek banka üzerinden ödendiği ve davacının fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını, 3. Tanıkların davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu, 4. Davacı tarafından iddia edilen ücretin usul ve kanuna uygun olarak ispatlanmadığını, 5. Davacının ücret, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının da bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; aylık ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile karşılığının ödenip ödenmediğine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Ücret bordrosundaki ücretin, davacının gerçek ücret miktarını yansıtmadığının anlaşılması hâlinde, bordroların imzalı ve imzasız oluşuna göre bir ayrım yapılması gerekmektedir. Bu hâlde imzalı bordroda yer alan fazla çalışma saati davacıyı bağlayacağından, davacı bordrodaki süreden daha fazla süre ile çalıştığını ancak yazılı bir delil ile ispat edebilir.
Davacının imzalı bordrodaki süreden daha fazla çalıştığını yazılı delil ile ispat etmesi hâlinde, bordroda ödendiği belirtilen fazla çalışma ücreti davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanan alacaklardan mahsup edilir. İmzalı bordrodaki fazla çalışma süresinden daha fazla çalışma yapıldığının yazılı kayıtlar ile ispat edilememesi durumunda, bordrodaki fazla çalışma saati ile bağlı kalınarak değerlendirme yapılır.
Yani bordrodaki fazla çalışma süresinin işçinin gerçek fazla çalışma süresini yansıttığı, ancak karşılığı olan ücretin gerçek fazla çalışma ücretini yansıtmadığı kabul edilir. Davacının bordrodaki fazla çalışma süresinin karşılığı olan fazla çalışma ücreti gerçek ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplanır. Bu hâlde de bordrodaki tahakkuk miktarı hesaplanan alacaktan mahsup edilir.
Ücret bordrosunun imzasız olması hâlinde ise davacının bordroda görünen fazla çalışma süresinden daha fazla çalıştığını tanık delili dâhil olmak üzere her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Bu durumda ispat edilen fazla çalışma ücretinin davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğinde tereddüt olmamalıdır. Ayrıca hesaplanan bu alacaklardan bordroda tahakkuk eden ve ödendiği banka kayıtları ile sabit olan miktarın mahsubu gerektiği de göz ardı edilmemelidir.
Belirtilen açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davacının ücreti ücret bordrolarında görünen ücretten farklı olarak fesih tarihinde net 4.500,00 TL tespit edilmiş olduğundan, dosya kapsamında yer alan ücret bordrolarındaki çıplak ücretin gerçek ücreti yansıtmadığı görülmektedir.
Bu durumda; imzalı ücret bordrolarında yer alan tahakkuklar gerçek ücret yerine düşük ücretten yapıldığından, imzalı bordrolarda yazılı olan fazla çalışma saati sayısıyla sınırlı olmak üzere ancak gerçek ücretten hesaplama yapılarak ve mevcut tahakkukların da mahsubu ile imzalı bordro bulunan aylar bakımından fazla çalışma ücreti yeniden hesaplanmalıdır.
Açıklanan yön gözetilmeden hatalı bilirkişi raporuna göre eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7212, K. 2025/8880, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama