KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/7453 E., 2025/7455 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/303 E., 2025/126 K.
Karar Metni
1.697 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 29.10.2016 tarihinde ... ve ... kardeşlerin işini yapmaya başladığını, Şirketin o dönemdeki unvanının ... Turz. İnş. Hayv. Gıda Eml. Tic. İth. Ltd. Şti. (... Şirketi) olduğunu, Şirket yetkilisinin davalının kardeşi ... olduğunu, ... ve ...kardeşlerin 2017 yılı Mart ayından itibaren Karabağlar'da başkası adına ... Yapı Dekorasyon Ürünleri İnş. Turz. Gıda İth. İhr. San. ve Ltd. Şirketi (...
Şirketi) adında yeni şirket kurarak faaliyete devam ettiklerini, davacının bu Şirket üzerinden sigortalı gösterildiğini, yeni işyerinde işletmenin büyük iş yükünü çeken davacıya, yapılacak ödemelerde sıkıntı yaşanması sebebiyle davalı ve kardeşinin davacının projeleri yarım bırakacağı endişesine düşüp iş sözleşmesinin devamı ve davacının işyerinden ayrılmaması için teminat olarak senet imzalatmak istediklerini, davacının işverenlere güvendiği için her biri 20.000,00 Euro bedelli dört senedi imzaladığını,
ne var ki davacının 6 ay ödeme alamayınca işten ayrılmak istediğini ve senetlerin iadesini istediğinde de davalı tarafından senetlerin iade edilmediğini, davalı tarafından ... 26. İcra Müdürlüğünün 2018/...
Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında iş sözleşmesi dışında ticari ilişki olmayıp senet bedellerinin dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek keşidecisi ..., lehtarı ...olan 25.08.2017 keşide tarihli ve 25.10.2017 ödeme tarihli 20.000,00 Euro bedelli, 25.08.2017 keşide tarihli ve 25.11.2017 ödeme tarihli 20.000,00 Euro bedelli,
25.08.2017 keşide tarihli ve 25.12.2017 ödeme tarihli 20.000,00 Euro bedelli ve 25.08.2017 keşide tarihli ve 25.01.2018 ödeme tarihli 20.000,00 Euro bedelli bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının çalıştığını belirttiği Şirketlerin müvekkili ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, davacının borçtan kurtulmak ve haciz işlemlerini durdurmak amacıyla dava açtığını, davacının davalıya 80.000,00 Euro borcu olduğunu, var olan para borcuna istinaden bu senetleri düzenleyerek müvekkiline teslim ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli kararı ile; tüm dosya kapsamına göre davacının ... Şirketinde işçi olarak çalıştığı, ... Şirketinin ticaret sicil gazetesindeki kayıtları incelendiğinde Şirketin terkin edildiği, merkezin kayıtlı olduğu müdürlüğün ... Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğu, adresinin ".../..." olduğu, ...
Şirketinin ortağı bulunan ...'in 250.000,00 TL sermaye karşılığı, 2.500 adet payını hukuki ve mali yükümlülükleri ile ...'ye devrettiği, davalıya ait aile nüfus tablosunun incelenmesinde davalı ...'in kardeşinin ... olduğu; ... 26. İcra Müdürlüğünün 2018/...
Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde alacaklının ..., borçlunun dosya davacısı ... olduğu, icra takibine konu alacakların davaya konu 20.000,00 Euro bedelli 4 senet olduğu, icra takibinin devam ettiği, senetlerin incelenmesinde ödeyecek kişinin dosya davacısı olup alacaklının davalı ... olduğu, senetlerde senedin teminat senedi olarak verildiğinin belirtilmediği, davacının işçi olarak çalıştığı, ancak davacı tarafından verilen senetlerde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2023 tarihli kararı ile; toplanan tüm deliller itibarıyla dava konusu dört ayrı senedin tam olarak doldurulmak üzere her iki tarafın bilgisi ve rızası dâhilinde düzenlendiği ve davacı tarafça da imzalandığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafça, dava konusu senetlerin güvene dayalı olarak ve davacının işyerinden ayrılmamasının güvencesi olmak üzere verildiği iddia edilmiş ise de, bu konudaki iddiayı destekleyen başkaca herhangi bir delil bulunmadığı,
ayrıca dava konusu dört ayrı senet üzerinde, senetlerin teminat olarak verildiğine dair bir açıklama yada bir ibare bulunmadığı gibi, ayrı bir belge olarak bu yönde hazırlanmış bir yazılı kayıt da sunulmadığı, davacı tanığının senetlerin imzalandığı sırada tarafların yanında olmadığını belirttiği ve davacıdan duyuma dayalı beyan aktardığı, davacı tarafça davalı nezdinde geçen fiîli çalışmaların karşılığı bir kısım ücretlerin ödenmediğinin iddia edildiği,
ücretleri ödenmeyen bir işçinin dava konusu yüklü miktarda bedel içeren senetleri sırf alacağını alabilme düşüncesi ile imzalamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; somut olayda, davalının davacının işvereni veya işveren vekili olmadığının anlaşıldığı, bir senedin, iş sözleşmesi nedeniyle teminat senedi olduğu ileri sürüldüğünde yargılamanın sağlıklı biçimde sürdürülmesi için senet lehdarına dava açılması yeterli olmayıp husumetin işverene de yöneltilmesi gerektiği, iş sözleşmesi gereğince teminat olarak verildiği iddia edilen senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılan bir davada,
senet lehdarı ile işveren arasında şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunun kabulü gerektiği, dava dışı işveren davaya dâhil edilerek her iki tarafa karşı yargılama sürdürülerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği, somut uyuşmazlık bu ilke ve esaslara göre incelendiğinde; davanın, bir dönem davacının işvereni olan Şirkette hissedar olan lehdar gerçek kişiye yöneltildiği,
davacının menfi tespit isteminin dayanağı iş sözleşmesi olup, uyuşmazlık konusu senedin teminat amacıyla verildiği ileri sürüldüğüne göre senet lehdarı ile şekli anlamda dava arkadaşlığı bulunan işveren davaya dâhil edilmeksizin yargılama yapılarak sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu dört ayrı senedin tam olarak doldurulmak üzere her iki tarafın bilgisi ve rızası dâhilinde düzenlendiği ve davacı tarafça imzalandığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafça, dava konusu senetlerin güvene dayalı olarak ve davacının işyerinden ayrılmamasının güvencesi olmak üzere verildiği iddia edilmişse de, bu konudaki iddiayı destekleyen başkaca herhangi bir delil bulunmadığı,
ayrıca dava konusu dört ayrı senet üzerinde senetlerin teminat olarak verildiğine dair bir açıklama yada bir ibare bulunmadığı gibi, ayrı bir belge olarak bu yönde hazırlanmış bir yazılı kayıt da sunulmadığı, davacı tanığının da senetlerin imzalandığı sırada tarafların yanında olmadığını belirttiği ve görgüye dayalı bir bilgisi olmayıp, davacıdan duyuma dayalı beyan aktardığı,
davacı tarafça davalı nezdinde geçen fiîli çalışmaların karşılığı bir kısım ücretlerinin ödenmediği iddia edilmişse de ücretleri ödenmeyen bir işçinin dava konusu yüklü miktarda bedel içeren senetleri sırf alacağını alabilme düşüncesi ile imzalamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu iddianın kabulü durumunda ise ispat yükünün karşı tarafa geçmesi sonucunun ortaya çıkacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının davalı yanında işçi olarak çalıştığının tespit edildiğini, senedin durumunun işçi-işveren ilişkisi kapsamında incelenmesi gerektiğini, bu kapsamda hiç kimsenin çalışanına 80.000,00 Euro borç vermeyeceğini, ayrıca paranın nerde, nasıl, ne zaman ve hangi koşullarda verildiğinin davalı tarafından izah edilemediğini,
2. Senet bedeli bu tutarın davacı gibi maddi durumu iyi olmayan kimselere elden teslim edilmeyecek kadar fazla olduğunu, bu davalarda iddiayı, işçiler yazılı belge ile ispat edemeyeceğinden tanık beyanları, senetteki bedel, taraflar arasındaki uyuşmazlık gibi unsurların önemli olduğunu, somut olayda senetteki bedelin çok yüksek olduğunu ve bu tutarın ödenmediğini, işçi işveren arasındaki senet hususlarında bilhassa bu denli yüksek meblağlardaki tutarlar için Yargıtayın emsal kararlarda ispat yükünü işverene bıraktığını,
3. İşçiye sair zorlamalarla senet imzalatmanın işveren için oldukça kolay olduğunu, davalının ödemenin ne şekilde yapıldığını ve neye istinaden olduğunu beyan edemediğini, senedin karşılığını gösteremediğini, davanın kabulü ile davalı aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davaya konu olan senetlerin teminat senedi olup olmadığı, davacının dava konusu senetlerden dolayı davalılara borçlu olup olmadığının tespiti noktalarında toplanmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davacı dava dilekçesinde. 29.10.2016 tarihinde ... ve .... kardeşlerin işini yapmaya başladığını, Şirketin o dönemdeki ünvanının ... Şirketi olduğunu, Şirket yetkilisinin davalının kardeşi ... olduğunu, ... ve ... kardeşlerin 2017 yılında da ...'da başkası adına ...
Şirketi adında yeni Şirket kurarak faaliyete devam ettiklerini, davacının bu Şirket üzerinden sigortalı gösterildiğini, yeni işyerinde işletmenin iş yükünü çeken davacıya, yapılacak ödemelerde sıkıntı yaşanması sebebiyle davalı ve kardeşinin davacının projeleri yarım bırakacağı endişesine düşüp davacının işten ayrılmaması için teminat olarak senet imzalattıklarını, davacının işverene güvendiği için her biri 20.000,00 Euro bedelli dört senedi imzaladığını, davacının ödeme alamaması nedeniyle işten ayrılırken senetlerin iadesini istediğinde davalı yanca senetlerin iade edilmediğini,
taraflar arasında iş sözleşmesi dışında ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı ... ise davacının çalıştığını belirttiği Şirketlerin müvekkili ile bir ilgisi bulunmadığını, davacının borçtan kurtulmak amacıyla dava açtığını, davacının davalıya 80.000,00 Euro borcu olduğunu, var olan para borcuna istinaden bu senetleri düzenleyerek teslim ettiğini savunmuştur.
Dosya içeriğine göre davacının ilk önce dava dışı ... Şirketinde 03.05.2017 tarihinde işe girdiği, 22.06.2017 tarihinde bu Şirketten çıkışı yapılarak, ertesi gün dâhili davalı ... Şirketi nezdinde işe girişinin yapıldığı, 05.03.2018 tarihinde de ... Şirketinden ... ile çıkışının yapıldığı, çalışma süresince işyerinde yapı dekorasyoncusu olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında iş sözleşmesi devam ederken, 25.08.2017 keşide tarihli, lehtarı dava dışı ... Şirketi ile dâhili davalı Şirketin hissedarı olan ..., keşidecisi davacı olan dört adet 20.000,000 Euro bedelli, toplam 80.000,00 Euro tutarında senetler düzenlenmiştir. Davalı ...'nin söz konusu senetlere dayanarak kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatması üzerine davacı tarafından işbu menfi tespit davası açılmıştır.
İşçinin teminat senedi nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürmesi durumunda, işveren de senedin borca karşılık verildiğini savunuyorsa borcun kaynağını açıklamak, ispat etmek zorundadır. Aksi hâlde işçiden alınan teminat niteliğindeki senetler, işverenin alacağını veya zararını kanıtlamadığı sürece, geçersiz sayılmalıdır.
Somut olayda, davacı işçi takibe konu senetlerin teminat senedi olduğunu ileri sürmüş, davalı ... ise borca karşılık alındığını savunmuştur. Uyuşmazlık davacının iş ilişkisi sırasında imzalanan senetten dolayı borçlu olup olmadığı noktasında olup, işverence borcun dayanağının açıkça ortaya konulması gerekir.
Davalı işveren, davacının kendisine borcu olan miktarı davaya konu senetleri vermek suretiyle ödemeyi taahhüt ettiğini, senet bedellerini vadesinde ödeyememesi üzerine davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü icra takipleri başlatıldığını savunmuş ancak borcun nedenini açıklayamamıştır.
Davalı tarafça davacıdan alınan senedin davacının borçlarına karşılık alındığı beyan edilmiş ise de, davalı taraf borca ilişkin herhangi bir bilgi ve belge dosyaya ibraz etmemiş olup senedin borç karşılığı alındığını ispat edememiştir. İş sözleşmesi ile çalışan, başlıca geçim kaynağı ücret olan ve işyerinde yaklaşık 10 ay çalışan bir işçiye toplamda 80.000,00 Euro borç verilmesi hayatın olağan akışına da uygun düşmemektedir.
Yukarıda açıklanan hususlar, dinlenen davacı tanıklarının beyanları ve davalı ...'nin borcun dayanağına ilişkin yetersiz açıklamaları hep birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu senetlerin teminat amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. Mevcut olgu ve delillere göre, davacının teminat senedi niteliğindeki senetten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespiti ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Diğer yandan takip konusu alacağın varlığı noktasındaki uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerekmekte olup Mahkemece davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7453, K. 2025/7455, 6 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama