KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/7601 E., 2025/8000 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/1172 E., 2025/1478 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 49. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/562 E., 2025/46 K.
Karar Metni
567 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı ... AŞ (...) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... İşçileri Sendikasının üyesi olduğunu, davalıya ait işyerinde alt işverenler nezdinde çalıştığını, ... kararıyla yürürlüğe giren toplu iş sözleşmesi hükümlerinin davacı hakkında uygulanmadığını ve bir kısım alacaklarının ödenmediğini, davalı işverenin ödenmeyen alacaklardan asıl işveren sıfatıyla sorumlu olduğunu ileri sürerek ücret farkı, ikramiye ve sosyal yardım alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, alt işverene bırakılan hizmet alım işinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun (4734 sayılı Kanun) 62/1-(e) hükmüne göre değil aynı Kanun'un 3/(g) hükmü kapsamında ihale edildiğini, davalı Kurumun ihale makamı olduğunu, dava dışı şirket ve kişilerin işçisi olduğundan davanın husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, hizmet alım sözleşmesinin ilgili maddelerine göre işçilerin mali ve sosyal hakları ile özlük haklarından ihaleyi alan şirketlerin sorumlu olduğunu, davacıya ait sendika üyeliğinin müvekkiline bildirilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava dışı yüklenici firma işçisi olarak davalıya ait işyerinde çalıştığı, davalı ... tarafından hizmet alım ihalelerinin 4734 sayılı Kanun'un 3/(g) hükmü gereğince yapıldığı, davalı işverenin asıl işveren sıfatıyla davacının toplu iş sözleşmesinden doğan alacaklarından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi gereğince sorumlu olduğu,
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, alacakların hesaplanmasına esas sürelerin/dönemlerin ve ücret miktarlarının toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlendiği, talep edilen alacakların hesaplanmasında hata bulunmadığının anlaşıldığı, fazladan yatırılan harçların ve arabuluculuk ücretlerinin her zaman İlk Derece Mahkemesinden iadesinin talep edilebileceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Harç, masraflar ve vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını, 2. Davalı Teşekkülün ihale makamı olduğunu, davacının her türlü işçilik alacaklarından yüklenici şirketlerin sorumlu olduğunu, 3. Hizmet alım sözleşmesinin 4734 sayılı Kanun'un 3/(g) hükmü kapsamında yapıldığını, aynı Kanun'un 62/1-(e) hükmü kapsamında yapılmadığını, 4. Davacının talep ettiği alacaklarının toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresi ile sınırlı olarak hesaplanması gerektiğini, 5. İkramiye alacağının çalışma süresi ile sınırlı olarak yapılması gerektiğini, 6. Davacıya ait sendika üyeliğinin müvekkiline bildirilmediğini, 7. Hesaplamalarda maddi hataların yapıldığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı işçinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ve bu alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığı ile harç ve yargılama giderine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7601, K. 2025/8000, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama