KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/8344 E., 2025/9215 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/206 E., 2025/2197 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 12. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/618 E., 2024/941 K.
Karar Metni
1.066 kelime·5 dk okuma·10 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 101.445,73 TL olup belirtilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.08.2016-31.03.2023 tarihleri arasında çalıştığını, Ocak 2020 dönemine kadar Erzincan ilinde, Ocak 2020 - Nisan 2022 dönemi arasında evden, Nisan 2022 döneminden fesih tarihine kadar ... ilinde bulunan ofiste çalıştığını, Erzincan ilinde olan çalışmalarında 01/2020 dönemine kadar 07.30-20.00 saatleri arasında ve en az haftada 3 gün 22.00'ye kadar ve daha uzun sürelerde çalıştığını, hafta tatili günlerinde çalıştığını, 1 Ocak harici tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, evden çalışma döneminde ise 08.00-21.00 arası çalıştığını, cumartesi 08.30'da işbaşı yaptığını,
bu dönemde de 1 Ocak harici tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, davacının müdür pozisyonunda çalıştığını, işyeri uygulamasına göre her müdürün belirli periyotlar dolması hâlinde ....
Firmasının hisse senetlerine değişik oranlarda hak kazandığını, ancak kendisine bu durumun bildirilmediğini ve karşılığı ücretten faydalandırılmadığını iddia ederek fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hisse senedi alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 2019 yılı ve öncesinde 5 hafta cumartesi dâhil çalışma ve 6 hafta tam izin kullandırılması şeklinde denkleştirme düzeninde çalıştığını, fazla çalışmasını gerektirecek bir çalışma yapılmadığını, fazla çalışma, hafta tatili çalışması veya ulusal bayram ve genel tatil çalışması yapıldığı durumda bu çalışmalarının sisteme girilmesi hâlinde ödendiğini, 07.30-17.00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme olduğunu, evden çalışma olduğu dönemde fazla çalışma olmadığını, her müdüre hisse senedi uygulaması olmadığını ve bunun süreklilik arz eden bir durum olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 15.08.2016-31.03.2023 tarihleri arasında 99.528,52 TL brüt ücret ile çalıştığı, davacının hisse senedi karşılığı ücret alacağı talebinde bulunduğu, dosya içerisinde ....
Firmasının hisse senedi karşılığı ücret verileceğine dair bir delil bulunmadığı, tanıklarca, bu hisse senedinin yönetici inisiyatifine göre belirli müdürlere verildiği, bazı müdürlere verilmediği yönünde beyanda bulunulduğunun görüldüğü, bordro kayıtları incelendiğinde 2020 Şubat dönemi bordrosunda STIP adı altında brüt 90.368,35 TL tahakkuk yapılarak ödeme yapıldığı, 2021 Şubat dönemi bordrosunda STIP adı altında brüt 82.248,30 TL tahakkuk yapılarak ödeme yapıldığı, 2022 Mart dönemi bordrosunda STIP adı altında brüt 125.478,55 TL tahakkuk yapılarak ödeme yapıldığı,
2023 Mart dönemi bordrosunda STIP adı altında brüt 152.429,14 TL tahakkuk yapılarak ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin tanıkların sözünü ettiği yılda bir kez ödenen ikramiye olduğunun anlaşıldığı, tanığın beyanı, tanıklık süresi ve ödemeler birlikte değerlendirildiğinde davacının hisse senedi karşılığı ücret alacağının olmadığı kanaatine varıldığı, bilirkişi raporu doğrultusunda fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınarak bu alacaklara %30 oranında bir indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Ocak 2020-Nisan 2022 dönemi arasında evden çalışma hususunun davacının da kabulünde olduğu, tanıkların çalışmaya bağlı alacaklar yönünden beyanlarının hükme esas alınması için birlikte mesai yapmalarının zorunlu olduğu, ancak pandemi döneminde davacının evinden tek olarak çalıştığı uyuşmazlık dışı olup tanık beyanları ile sonuca gidilmesi mümkün olmadığından bu dönem için fazla çalışma hesabı yapılmaması gerekirken hesaplanmasının hatalı olduğu, bu doğrultuda resen hesaplama yapıldığı, ayrıca davacının genel olarak hafta tatillerini kullandığı,
davacı tanıklarının beyanlarından sadece kalkınma fonu oluşturulduğu dönemde yaklaşık 1 yıl haftanın 7 günü çalıştığı, davacı tanığı S.G'nin; "... haftanın 5 günü yaklaşık 45 saat çalışıyoruz. Çalıştığımız 6. gün cumartesi günüdür. Cumartesi günki çalışmalarımız biriktirme olarak yazılırdı. Bu da bir güne tekabül edecek şekilde denkleştirme olarak geçerdi. Sonrasında cumartesi günki çalışmalarımızı yıllık izine ekler bu şekilde kullanırdık. Müdürler haftada 7 gün çalışırlardı.
Biriktirme uygulaması müdürler için de geçerli idi." şeklindeki beyanı ile davacının hafta sonu çalışmasını bilebilecek durumda olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacının hafta tatili ücreti alacağı talebinin de reddi gerekirken kabulü hatalı olduğu, davacının kendisine hisse senedi verileceğini ispat edemediği, bu yöndeki ret kararının yerinde olduğu gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hisse senedi alacağı talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, b. 6100 sayılı Kanun'un 220. maddesinin sonuçlarının uygulanmadığını, c. Eşit işe eşit ücret prensibinin uygulanmadığını, d. Bölge Adliye Mahkemesince hafta tatili ve fazla çalışma ücreti alacakları yönünden verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacakları ile hisse senedi alacağının ispatı ve hesabına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/8344, K. 2025/9215, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama