KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/939 E., 2025/6452 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2048 E., 2024/1361 K.
- Dava tarihi
- 11.01.2019
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 14. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/213 E., 2024/250 K.
Karar Metni
591 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2003-2010 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde mimar olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilip hakları ödenmeden Türkiye’ye gönderildiğini, son ücretinin (fix) 3.600,00 USD olduğunu, 3 öğün yemek, barınma ve ısınma gibi gereksinimlerinin de işverence karşılandığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yurt dışında aralıklı olarak birbirinden bağımsız iş sözleşmeleri uyarınca çalışmış olması sebebiyle her bir sözleşmesinden doğan uyuşmazlığın işin görüldüğü ülke hukukuna göre çözülmesi gerektiğini, davacının yurt dışı şantiyelerinde mimar olarak toplam üç projede belirli süreli iş sözleşmesiyle çalıştığını, çalışmasının belirli süreli projelerin bitimi nedeniyle sonlandığını, son olarak 10,09 USD saat ücreti ile çalıştığını, ücretin davacının banka hesabına eksiksiz yatırıldığını, hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 3 dönem çalışmasının bulunduğu, son iki dönem çalışmasına dair iş sözleşmesinin sunulduğu, son iki dönemde tarafların iş sözleşmesi ile bir hukuk seçimi anlaşması yaptıklarının açık olduğu, hukuk seçimi yapılmayan dönemde fiilen çalışmanın da işverene ait ...'daki işyerinde gerçekleştiği, mutad işyerinin ...'da bulunduğu, daha sıkı ilişkili hukukun olmadığı ve uyuşmazlığa Rus iş hukukunun uygulanması gerektiği, ... Federasyonu İş Kanunu'na göre dava tarihi itibarıyla davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kabulünün dosya kapsamına uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Türk hukukunun uygulanacağına güvenle açılan bu davada 5 yıl sonra davanın reddine karar verilmesinin açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu,
2. Davalı işverenin işbu uyuşmazlığın Türk iş hukuku hükümleri uygulanarak çözüme kavuşturulması hususunda seçimlik hakkını kullandığını,
3. Yargıtay tarafından içtihat değişikliğine gidilmesi olağan bir durum olmakla birlikte bu değişikliğin uygulanabilmesi için Yargıtay dergisinde veya başka yolla yayımı gerektiğini, bu değişikliğin eldeki uyuşmazlığa uygulanmasının hukukun ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) bütün ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini,
4. ... Federasyonu İş Kanunu'nda zamanaşımı ya da hak düşürücü süre kavramı bulunmadığı gibi Kanun'un 392. maddesinin Anayasa'ya da aykırı olduğundan uygulanmaması gerektiğini,
5. ... Federasyonu İş Kanunu'nun hatalı yorumlandığını,
6. Taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
7. Arabuluculuk masrafının davalı tarafa yükletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanması gereken hukukun tespiti, zamanaşımı ve yargılama gideri hususlarındadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/939, K. 2025/6452, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama