İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2003/314 K.2004/13

Ceza Genel Kurulu 2003/2-314 E., 2004/13 K.

Esas2003/314Karar2004/13Tarih27 Ocak 2004Okuma8 dk · 1.517 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2003/314
Karar No
2004/13
Karar tarihi
27 Ocak 2004
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.517 kelime·8 dk okuma·3 bölüm

Ceza Genel Kurulu 2003/2-314 E., 2004/13 K.

İNFAZ YASASINDAKİ EKSİKLİK

TEMEL CEZADA EKSİKLİK İDDASI

647 S. CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) [ Madde 4 ]

765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 40 ]

765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 455 ]

2918 S. KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU [ Madde 118 ]

"İçtihat Metni"

Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme ve yaralanmaya neden olmak suçundan sanık V.... E......'in TCY.nın 455/2. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 1.520.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, 2918 sayılı Yasanın 118. maddesi uyarınca 2 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına ve hakkında TCY.nın 40. maddesinin uygulanmasına ilişkin Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15.3.2001 gün ve 642-107 sayılı hüküm, sanık vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 25.9.2002 gün ve 18819-15753 sayı ile; "TCK.nun 455/2. maddesinde öngörülen ağır para cezasının suç tarihi itibariyle 4.560.000 liradan aşağı ola-mayacağı gözetilmeden noksan ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış,

Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanık vekilinin 15.03.2001 havale tarihli dilekçesi ile 647 sayılı Kanunun 4. maddesinin uygulanmasını talep etmesine rağmen bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.

Yerel Mahkemece 17.12.2002 gün ve 1184-901 sayı ile; "Sanığın suç tarihinde işlediği trafik kaza-sından dolayı 8/8 kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporu ile saptanmış olup, yine olay sırasında sanığın alkollü olarak atılı suçu işlemiş olması kazanın oluş şekli, olayda bir kişinin ölümü ve birkaç kişinin de yaralanması gibi hususlar dikkate alınıp, önceki gerekçeli kararımızda da açıklandığı üzere takdir ve teşdid sebebi sayılıp sanığa tertip edilen cezanın şahsileştirilmesi cihetine gidilmemiştir.

Cezanın şahsileştirilmesi deyimi sanık hakkında düzenlenen nihai cezanın sanığın kişiliğine adapte edilmesi olup, bu anlamda TCY.nın 59, 647 sayılı Yasanın 4, 5 ve 6. maddelerini kapsamaktadır, ilk kararımızın 3. paragrafında "sanığın kişiliği, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri suçun oluşum şekli, sanıktaki tam kusur oranı ve aracı kullanırken alkollü olması gibi hususlar dikkate alındığında alt sınırdan ceza tertibinin sanığa uygun olmayacağı kabul ve takdir edilip bu husus teşdid sebebi olarak nitelendirilip, yine sanığın kusur oranı,

alkollü araç kullanışı gibi nedenler dikkate alınarak cezanın şahsileştirilmesi yönüne de bu sebeplerle gidilmeyip" denmek suretiyle sanık vekilinin 647 sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanması yönündeki talebine mahkememizce iştirak edilmediği gerekçe kısmında açıklanmış, dolayısıyla sanık vekilinin istemi olumsuz görülerek gerekçe kısmında reddi cihetine gidilmiştir.

Cezanın şahsileştirilmemesi gerektiği yönündeki açıklamanın sanık vekilinin talebini de kapsar şekilde değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Öte yandan yine Yüksek Dairenin bozma ilamının (1) nolu şıkkında para cezasının suç tarihi itiba-riyle 4.560.000 TL'den aşağıya uygulanamayacağı vurgulanmış ise de kanaatimizce bu hususda doğru değildir. Zira suçun işlendiği tarih olan 24.6.1999 tarihinde 3506 sayılı Yasa gereği birim ve katsayı sistemi uygulanmakta olup, buna göre 24.6.1999 tarihinde birim 76 olup, bunun tekabül et-tiği ağır para cezasının alt sınırı ise 1.520.000 TL'ye tekabül etmektedir. Mahkememizce de kurulan hükümde sanık hakkında 1.520.000 TL para cezasına hükmedilmiş olmakla, Dairenin para cezasının suç tarihi itibariyle 4.560.000 TL'den aşağıya olamayacağı görüşünün doğru olmadığı," gerekçeleri ile ilk hükümde direnilmiştir.

Bu hükmün de sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 15.12.2003 gün ve 30938 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü;

CEZA GENEL KURULU KARARI

İncelenen dosyada toplanan kanıtlara ve Yerel Mahkemenin kabulüne göre somut olayın;

24.6.1999 günü, saat 02.00'de, Osmanlı kavşağı istikametinden Atatürk bulvarını takiben Sıhhiye istikametine seyir halinde olan 34 GZF plakalı araç sürücüsü sanık V.... E......'in, 245 promil alkollü ve tam kusurlu olarak, Radyoevi karşısında direksiyon hakimiyetini kaybederek, orta refüjde bulunan ağaçlara ve karşı yönden kendi şeridinde seyir halindeki 06 A 7767 plakalı araca çarparak, araçta bulunan polis memuru Ş.... T....'ın ölümüne, Ş.... T....'nın 15 gün iş ve güçten kalacak şekil-de, H.... D....ise hayati tehlike geçirecek ve 25 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralanmalarına ne-den olunması şeklinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Yerel Mahkemece, sanığın kişiliği, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri, suçun oluşum şekli, sanıktaki tam kusur oranı ve aracı kullanırken alkollü olması gerekçeleri ile ceza alt sınırdan uzaklaşılarak 5 yıl hapis ve 1.520.000 lira ağır para cezası olarak tayin edilmiş, yine aynı gerekçeler ve sanığın kusur oranı alkollü araç kullanışı gibi nedenler dikkate alınarak cezanın şahsileştirilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Somut olayda, Özel Daire ve Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlıklar, 647 sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanması isteği hakkında ilk hükümde bir karar verilmiş olup olmadığı ve temel cezanın eksik olarak tayin edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır.

Ceza hukukunda bireyselleştirme, ceza yaptırımlarının beklenen amaçlar doğrultusunda suçlunun kişiliğine uydurulmasını öngören bir kavramdır. XIX. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren cezada, kefaret teşkil edici, azap ve ızdırap verici vasfın ikinci plana atılması ve suçlunun ıslahı ve toplumla uyumlu hale getirilmesi yönündeki gelişmelerin etkisiyle modern ceza hukukunda kabul edilen ve çağdaş anlamdaki ceza hukukçusu için vazgeçilmez bir kurum olan bireyselleştirme, tarihi gelişimi içerisinde üç organ tarafından gerçekleştirilmiş, böylece bireyselleştirmenin üç şekli ortaya çıkmış-tır.

Bunlardan birincisi, yasa koyucunun çeşitli suçlu kategorilerini saptayarak, ayrı ayrı yaptırımlar göstermesi şeklindeki, Yasama yoluyla bireyselleştirme, ikincisi, hakimin her olayda, yasanın çeşitli hükümlerini, takdiri indirim nedenleri, erteleme gibi hükümleri suçluya uygulaması yoluyla ger-çekleştirdiği, Yargısal bireyselleştirme, üçüncüsü ise, infaz mercilerince, cezanın suçlunun kişiliğini uydurulması suretiyle infaz edilmesi şeklindeki, idari bireyselleştirmedir. (Dönmezer, Genel Ceza Hukuku Dersleri, sh. 285 vd.)

Yargısal karalarda da, örneğin, 7.6.1976 gün ve 4/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.6.2000 gün ve 136-146 sayılı, 8.2.2000 gün ve 16-19 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi, erteleme, takdiri indirim nedenleri, cezanın sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören yargısal kişiselleştirme kurum-larıdır.

647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Yasanın 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, "ağır hapis hariç kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar, suçlunun kişiliğine, sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre mahkemece para cezasına veya aynı fıkrada öngörülen önlemlerden birine" çevrilebilecektir. Maddenin üçüncü fıkrasında ise, "Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hürriyeti bağlayıcı ceza uzun süreli de olsa fail hakkında bu maddenin ilk fıkrasının (1) numaralı bendi hükmü uygulanabilir." hükmü yer almaktadır.

647 sayılı Yasanın 4. maddesinin gerekçesinde, "Cezaların şahsileştirilmesi prensibinin yeni bir uygulama şekli olmak üzere, bu maddede sevk edilmiş olan hükümlerle; cezaların aynen tatbiki sonucu, cezaevlerinde hapsedilmek suretiyle hükümlülerin ıslahı yoluna gidilmesinden ibaret bulunan eski sistem terk edilerek,

onun yerine kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalarda suçluyu kendi denetim ve gözetimi altına koymak ve bu hususta hakimin takdir yetkisini de genişleterek gerekli gördüğü takdirde, bu kabil hürriyeti bağlayıcı cezalar yerine, sözü geçen maddede sayılan tedbirlerden birinin uygulanması öngörülmüş, böylece Modern Ceza Hukukunun kabul eylediği ceza ve emniyet tedbirlerinin yekdiğerini tamamlayıcı bir tarzda birbirine paralel olarak uygulanmasıyla, ulaşılmak istenen gayenin daha kolay ve çabuk gerçekleşeceği ve hükümlülerin bir daha suç işlemekten kaçınan ve ıslah edilmiş iyi bir vatandaş olarak,

tekrar toplum hayatına karışmalarının sağlanacağı mümkün görülmüştür.

Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar yerine; mahkeme suçlunun kişiliğine, suçun işlenmesindeki suret ve şekil özelliklerine, duruşmadan tahassul edilen kanaate göre bu maddenin birinci bendinde yer alan para cezasının (tayin olunan ölçüler içerisinde) veya diğer bendlerde gösterilen tedbirlerden birinin uygulanmasına karar verebilecektir" denilerek infazla ilgili eski sistemin terk edildiği açıklanmıştır. Yasa koyucu taksirli suçlarda özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi hususunda bir sınırlama da getirmemiş, sanık lehine hareketle ceza uzun süreli de olsa paraya çevrilebi-leceğini kabul etmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Yerel Mahkemece, "sanığın kişiliği, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri, suçun oluşum şekli, sanıktaki tam kusur oranı ve aracı kullanırken alkollü olması" aleyhe değerlendirilerek sanık hakkında temel cezanın asgari haddin üzerinde tayin edilmesine karar verilmiş, yine aynı gerekçelerle sanık hakkında cezanın kişiselleştirilmesi yönüne gidilmediği belirtilmiştir.

Cezanın kişiselleştirilmesi ibaresi, sadece temel cezanın tayin ve tespiti esnasında dikkate alınacak ölçütleri değil, yukarıda da açıklandığı üzere, TCY.nın 59. maddesindeki taktiri indirim nedenlerini, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddelerindeki para veya tedbire çevirme ile ertelemeyi de kapsadığından, mahkemece gösterilen gerekçe-nin 647. sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanması yönündeki istemi de kapsadığı, dosya içeriğine uygun, yasal ve yeterli olduğu anlaşılmakla, bu yöndeki direnme hükmü isabetlidir.

Sanık hakkında ağır para cezasının eksik tayinine ilişkin eleştiri nedenine gelince, TCY.nın 455 inci maddesinin 2 nci fıkrasında, dört seneden on seneye kadar hapis ve bin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası öngörülmüş olup, maddedeki para cezası TCY.na 3506 sayılı Yasa ile eklenen Ek 1/b-3 madde ile 60 misli arttırılarak 60.000 liraya yükseltilmiş, aynı Yasa ile eklenen Ek 2. maddesinde ise Ek 1. madde kapsamına giren para cezalarının 1988 yılı bütçesi ile belirlenen 84 memur maaş katsayısı sabit kabul edilerek müteakip yıllarda Bütçe Yasasındaki her 75 puanlık artış bir bi-rim kabul edilip arttırılacağı hükme bağlanmıştır.

Suçun işlendiği 24.6.1999 tarihinde memur maaş katsayısı 5820 olup, (5820-84=5736/75=76) Ek 1. madde ile saptanan 60.000 lira ağır para cezasının 76 birim arttırılması (76x60.000=4.560.000) suretiyle maddedeki para cezasının alt sınırının saptanması gerekmektedir.

Yerel Mahkemece bu yasal düzenlemeler dikkate alınmaksızın, maddedeki ağır para cezasının alt sınırı olan 4.560.000 liraya hükmedilmesi yerine, TCY'nın 19. maddesindeki alt sınır dikkate alınarak uygulama yapılmış ise de, temyiz edenin sıfatı nedeniyle bu husus ve katılanlar vekilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, eleştiriyi gerektirip bozma nedeni yapılmayacağından, eleştiri konuları dışında isabetli olan direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.

Bir kısım Kurul üyeleri, mahkemece gösterilen gerekçesinin 647 sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanması yönündeki istemi karşılamadığı gerekçesi ile hükmün bozulması yönünde karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; eleştiri dışında isabetli olan, Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA; dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 27.1.2004 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2003/314, K. 2004/13, 27 Ocak 2004 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İnfaz Yasasındaki Eksiklik
  4. Temel Cezada Eksiklik İddası
  5. Ceza Genel Kurulu Kararı
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2003/314
Karar No
2004/13
Tarih
27 Ocak 2004

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2003/315 K.2004/9
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2003/316 K.2004/12
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2003/318 K.2004/19
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2003/735 K.2004/7
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2003/900 K.2004/33
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2003/906 K.2004/32

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.