KÜNYE
- Mercii
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2005/148
- Karar No
- 2005/135
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2005
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Ceza Genel Kurulu 2005/17HD-148 E., 2005/135 K.
BİR SENELİK ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN YENİDEN İŞLEMEYE BAŞLAYACAĞI
CEZA TERTİBİNE YER OLMADIĞINA DAİR KARARIN DURUŞMA AÇILIP YAPILACAK YARGILAMA SONUNDA VERİLEBİLECEĞİ
DAVA ZAMANAŞIMI SÜRESİ
MAL BEYANINDA BULUNMAMA SUÇU
ZAMANAŞIMI NEDENİYLE DÜŞÜRÜLMESİNE KARAR VERİLME
2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 337 ]
5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 223 ]
5320 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ... [ Madde 8 ]
2797 S. YARGITAY KANUNU [ Madde 28 ]
"İçtihat Metni"
Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık ..... ..... hakkında duruşma açılmadan tensiple birlikte ceza tertibine yer olmadığına ilişkin Üsküdar 1. İcra Ceza Mahkemesince 16.04.2004 gün ve 990-1339 sayı ile verilen kararın yakınan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 17. Hukuk Dairesince 28.02.2005 gün ve 14537-1702 sayı ile;
"Duruşma açılarak verilmesi gereken kararın duruşma açılmadan evrak üzerinde verilmesinin karara karşı temyiz yolunu kapatmadığı anlaşılmakla, yapılan temyiz incelemesinde;
Ceza tertibine yer olmadığına dair kararın duruşma açılıp yapılacak yargılama sonunda verilebileceği gözetilmeden, duruşma açılmadan evrak üzerinde yazılı şekilde karar verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 10.05.2005 gün ve 394-679 sayı ile; "Adil yargılanma, makul sürede yargılanmadır. (Anayasa m. 90/son, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6)
CMUK. 223/son maddesinin sanığın sorgusundan sarfınazar hükmü, duruşmadan da sarfınazar edilmesini gerektirmektedir. Çünkü, sanığın sorgusu yapılmayacak ve delil toplanmayacak ise, açılacak duruşmada yapılacak işlem ne olacaktır? CMUK. 253/son maddesi hükmü de varılan bu sonucu doğrulamaktadır. Kaldı ki, takiplerin akamete uğratılmasını önlemeyi amaçlayan icra suçlarının ve disipliner mahiyetteki cezalarının, genel suç ve ceza teorileri ve kuralları içinde ve aynı mahiyette kabul edilmeleri de mümkün değildir. Ayrıca, icra ve infaz safhasında gerçek görevleri icra ve infaz olan makamlarca yeni yargılama ve duruşmaların başlatılması, endişe edilir ki ileride daha başka icra ve infaz makamlarına lüzum gösterebilir.
Açıklanan sebeplerle bozma, anılan hükümlere, İİY.nın ilke ve amaçlarına uygun görülememiştir. Nitekim Yargıtay 16. Hukuk Dairesi de aynı mülahaza ile mahkememizin emsal kararları hakkında davayı esastan inceleyerek davanın ortadan kaldırılmasına karar vermiştir." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da yakınan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, 2797 sayılı Yargıtay Yasasının 28. maddesine 5219 sayılı Yasa ile eklenen fıkra gereğince tebliğname düzenlenmeden Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık hakkında mal beyanında bulunmamak suçundan ceza tertibine yer olmadığına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, bu kararın duruşma açılmadan verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
Ancak, incelenen dosya içeriğine göre;
Bozmadan sonra yapılan yargılamada her ne kadar duruşma açılmak suretiyle bozma kararının gereği yerine getirilmiş ve böylece bozma kararına eylemli biçimde uyulmuş ise de; İİY.nın 337. maddesinde düzenlenen mal beyanında bulunmama suçu, maddede yazılı cezanın üst sınırı itibariyle suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCY.nın 102/6. maddesi gereğince altı aylık dava zamanaşımı süresine tabidir. Aynı Yasanın 105/2. maddesi uyarınca bir yıl içinde mahkûmiyet kararı verilmesi zorunlu olup, 9.3.1939 gün ve 22/31 sayılı İBK.da da açıklandığı üzere, suç tarihinden itibaren işlemeye başlayacak bir senelik zamanaşımı süresinin başlangıç veya sonlarında verildiğine bakılmaksızın karar verilmekle zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlayacaktır.
Somut olayda suç tarihi 01.01.2004 olup, Yerel Mahkemece sanık hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilmiştir. Her türlü usuli işlemin zamanaşımını keseceği ve bir yıl içinde mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği nazara alındığında, suç tarihinden itibaren işlemeye başlayan dava zamanaşımı süresi inceleme tarihinden önce dolmuştur. O halde, sanık hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2005/148, K. 2005/135, 22 Kasım 2005 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama