İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2007/18 K.2007/64

Ceza Genel Kurulu 2007/5-18 E., 2007/64 K.

Esas2007/18Karar2007/64Tarih13 Mart 2007Okuma6 dk · 1.294 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2007/18
Karar No
2007/64
Karar tarihi
13 Mart 2007
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.294 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Ceza Genel Kurulu 2007/5-18 E., 2007/64 K.

"İçtihat Metni"

Sanık Enes D....'in reşit olmayan kimse ile cinsel ilişkide bulunma suçundan dolayı 765 sayılı TCY'nın 416/son, 80, 418, 55/3 maddeleri uyarınca 2 yıl 4 ay hapis, reşit olmayan kimseyi rızasıyla ve şehvet hissiyle alıkoyma suçundan ise 765 sayılı TCY'nın 430/2 ve 55/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezalarının içtimaına ilişkin olarak Manisa Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.07.2005 gün ve 295-125 sayılı hükümler sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 21.03.2006 gün ve 17593-2213 sayı ile;

"Sanık hakkında alıkoyma suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde; 5237 sayılı TCK'nun 26/2. maddesinin 'kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edilebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez' hükmü karşısında, mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyan sanığın, aynı yasanın 109. maddesi anlamında hukuka aykırı bir davranışından söz edilemeyeceği, rızanın fiili hukuka uygun hale getirdiği ve 7/1. madde dikkate alınarak sanığın alıkoyma suçundan beraati yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,

Sanık hakkında reşit olmayan mağdureyle rızası ile cinsi münasebette bulunma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince,

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkân verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği gözetilmemesi,

Kabule göre de;

Sanığın oluşumu kabul edilen eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 104. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeyerek 103/2. maddenin uyarlamaya esas alınması," isabetsizliğinden bozulmuştur.

Irza geçme suçuna ilişkin bozmaya uyulmasına, alıkoyma suçu yönünden bozmaya direnilmesini kararlaştıran Yerel Mahkeme 19.10.2006 gün ve 398-764 sayı ile;

"Toplanan mevcut delillere, sanıkların savunması, mağdure beyanı, mağdure hakkında düzenlenen rapor ve tüm delillere göre; sanık ile mağdurenin arkadaşlıklarının duygusallığa ulaşmasından sonra sanığın birden fazla kez mağdurenin ırzına geçtiği anlaşılmış olup, Yüksek Yargıtay 5. Ceza Dairesi ile Mahkeme arasında olayın sübutu ile ilgili olarak bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin bozma ilamında sanığa yüklenen alıkoyma fiilinin 5237 sayılı TCK.nun 22/6 maddesi hükmü ve mağdurenin suç tarihindeki rızası ile yaşı nazara alındığında suç teşkil etmediği belirtilmiş ise de;

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 335. maddesinde "ergin olmayan çocuğun ana ve babasının velayeti altında olduğunun",

Medeni Yasanın 11. maddesinde "erginliğin 18 yaşın doldurulması ile başladığının" ,

Aynı yasanın 14. maddesinde "ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığının",

Yasanın 16. maddesinde "ayırt etme gücüne sahip küçüklerin…

… kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada yasal temsilcilerinin iznine gerek bulunmadığı" hususlarının hüküm altına alındığı,

Medeni Yasanın 340. maddesinde "ana ve babanın çocuğun eğitilmesinden, bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişiminden ve korunmasından sorumlu olduğu", Yasanın 339/2 maddesinde "çocuğun ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlü olduğu", 339/4 maddesinde "çocuğun ana ve babasının rızası dışında evi terk edemeyeceği ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamayacağı" hususları ayrıca düzenlenmiştir.

5237 sayılı TCK'nun 109. maddesindeki hukuka aykırılık unsurlarının 15 yaşından büyük mağdurlar bakımından gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve bu kişilerin rızalarıyla alıkoyulmalarının hukuka aykırı olup olmayacağı hususunun yukarıda anılan Medeni Yasa hükümleri çerçevesinde belirlenmesi gerekmektedir.

765 sayılı Yasaya göre farklı bölümde düzenlense ve korunan hukuki yarar farklı olarak hüküm altına alınsa dahi, hürriyeti kısıtlama suçlarının, mağdurun fail veya faillerin hakimiyet sahalarına hukuka aykırı biçimde dahil olmaları veya dahil edilmeleri halinde oluşacağı açıktır. Bu durumda mağdurun park, cadde, kafeterya gibi umumi mahalde bulunması halinde suç oluşmayacaktır, ayrıca bu mahallerde bulunma hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan ayırt etme gücüne sahip küçüğün yasal temsilcisinin rızası haricinde dahi olsa buralarda alıkonulması suç teşkil etmeyecektir.

Ancak yukarıda belirtilen Medeni Yasa hükümleri gözetildiğinde mağdurun dış dünyaya erişme, gerektiğinde yardım isteme olanağının bulunmadığı ve sanıkların mutlak hakimiyet sahalarına dahil edildiği durumlarda, veli olan anne ve babanın yasal koruma ve nezaret görevlerini yerine getiremeyecekleri açık olduğundan bu durumda mağdurun rızası dahi olsa mevcut rıza hukuka uygunluk sebebi sayılamayacaktır.

Bu nedenle 15 yaşından büyük mağdurun rızaen alıkonulması halinde dahi suçun yasal unsurları bakımından oluşacağı kanaatine varılarak ve önceki hükümde alıkoyma suçu bakımından direnilerek sanığın lehine olan 765 sayılı TCK'nun 430/2 ve CMK.nun 326/son maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.

5252 yasanın 9 maddesi uyarınca anılan yukarıdaki kabul doğrultusunda kurulacak mahkûmiyet hükümleri bakımından sanığın yararına olan hükmün belirlenmesine yönelik olarak yapılan değerlendirmede;

Sanığın alıkoymaya ilişkin eylemi 5237 sayılı TCK'nun 109/1 maddesine mümas olup önceki sübut gerekçeleri doğrultusunda takdiren ve teşdiden 3 yıl hapis cezası ile, sanık atılı suçu cinsel amaçla işlemekle cezası yarı oranında arttırılmakla 4 yıl 6 ay hapis cezası ile tecziyesine karar vermek gerekeceği ve belirlenen cezanın lehine olmayacağı,

Sanığın ırza geçmeye yönelik fiili nedeniyle sanığın 765 sayılı Yasanın ilgili hükümleri uyarınca neticeten 2 yıl 14 ay hapis cezası ile tecziyesine karar vermek gerekeceği, bu uygulamanın da sanığın aleyhine olacağı anlaşılmıştır.

Mahkememizce daha önceki kararda sanık hakkında yaş küçüklüğü nedeniyle TCK'nun 55/3 maddesi gereğince cezasından indirim yapılmış ise de, sanığın eylemini 18 yaşını doldurduktan sonra da devam ettirdiğinin anlaşılması karşısında bu yönde indirim yapılmamış ancak 5320 sayılı yasanın 8/2 maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek belirlenen cezaları eski miktara indirilmiştir." gerekçesi ile,

Reşit olmayan kişiyi rızaen ve şehvet hissi ile alıkoyma suçundan dolayı sanığın 765 sayılı TCY'nın 430/2. maddesi uyarınca iki yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezasının 1412 sayılı CYUY'nın 326/son maddesi uyarınca, sadece sanık bakımından temyiz edilmiş bulunan önceki karardaki sonuç ceza miktarına indirilerek sanığın, 1 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,

Diğer eylemi yönünden ise bozmaya uyma suretiyle, reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan dolayı 5237 sayılı TCY'nın 104/1 ve 43. maddesi uyarınca 2 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezasının 1412 sayılı CYUY'nın 326/son maddesi uyarınca, sadece sanık bakımından temyiz edilmiş bulunan önceki karardaki sonuç ceza miktarına indirilerek sanığın 2 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, karar vermiştir.

Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "hükümlerin bozulması" görüşünü içeren 27.12.2006 gün ve 302765 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

İncelenen olayda;

Sanık Enes D....'in reşit olmayan kimseyi rızasıyla ve şehvet hissiyle alıkoyma ve rızaen ırza geçme suçlarından cezalandırılmasına ilişkin her iki hüküm de Özel Dairece bozulmuş, Yerel Mahkeme ırza geçme suçuna ilişkin bozmaya uymuş, alıkoyma suçuna yönelik bozmaya direnmiştir.

Yerel Mahkeme kararında alıkoyma suçunun işlendiği tarih 01.04.2002 olarak gösterilmiş, uygulamada suçun zincirleme biçimde işlenmediği fiilen kabul edilmiş, buna mukabil gerekçenin bir bölümünde, sanığın eylemini 18 yaşını doldurduktan sonra da sürdürdüğü ifade edilmiş, cezasından yaş küçüklüğü nedeniyle indirim yapılmadığı belirtilmiştir. Oysa, 16.03.1985 doğumlu olan sanığın, karar başlığında yazılı suç tarihinde henüz 18 yaşını bitirmediği anlaşılmaktadır. Öte yandan, sonraki tarihlerde de eylemini sürdürdüğünden söz edilmesine karşın, zincirleme suç nedeniyle cezada artırım da yapılmadığı belirlenmiştir.

Ayrıca, zorla alıkoyma suçundan kamu davası açılmasına, mahkemece rızaen alıkoyma suçundan hüküm kurulmasına karşın, rızanın ne şekilde gerçekleştiğinin de karar yerinde açıklanmadığı, bu suretle yasa yolu yargılaması sırasında nitelendirmenin sağlıklı biçimde denetlenmesinin engellendiği anlaşılmaktadır.

CYY'nın 230. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, ulaşılan kanaatin ve sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ne olduğunun açıklanması ve bunun nitelendirmesinin yapılması gerekmektedir.

Rızaen alıkoyma suçuna ilişkin direnme kararının gerekçesinde, bu suç tipinin unsurlarına ilişkin geniş ve ayrıntılı tartışmalar yapılıp bu suçtan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği belirtilmişse de, yargılamada ulaşılan kanaat belirtilmemiş, sanığın sabit görülen fiilinin ne olduğu, fiilin hangi tarihte, hangi koşullarda ve nerede gerçekleştiğinin açıklaması yapılmamıştır.

Belirtilen eksikliklerin, buyurucu yargılama kuralına aykırılık oluşturması karşısında, yasal ve yeterli gerekçeden yoksun bulunduğu anlaşılan direnme hükmünün öncelikle bu usul yanılgısı nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle;

1- Yerel Mahkemenin rızaen alıkoyma suçuna ilişkin direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle açıklanan usul yanılgısından dolayı BOZULMASINA,

2- Irza geçme suçundan bozmaya uyularak kurulan hükmün temyiz incelemesi için dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 13.03.2007 günü oybirliği ile sonucu itibariyle tebliğnamedeki bozma düşüncesine uygun olarak karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2007/18, K. 2007/64, 13 Mart 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2007/18
Karar No
2007/64
Tarih
13 Mart 2007

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2007/19 K.2007/2831
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2007/20 K.2007/4273
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2007/21 K.2007/4001
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2007/21 K.2007/75
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2007/22 K.2007/4005
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2007/23 K.2007/4048

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.