İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2011/82 K.2011/182

Ceza Genel Kurulu 2011/3-82 E. , 2011/182 K.

Esas2011/82Karar2011/182Tarih20 Eylül 2011Okuma7 dk · 1.381 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2011/82
Karar No
2011/182
Karar tarihi
20 Eylül 2011
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.381 kelime·7 dk okuma·2 bölüm

Ceza Genel Kurulu 2011/3-82 E. , 2011/182 K.

"İçtihat Metni" İtirazname: 2007/57899 Yargıtay Dairesi : 3. Ceza Dairesi Mahkemesi : ORTACA Asliye Ceza Günü : 21.12.2006 Sayısı : 33-555

6136 sayılı Yasaya aykırılık, silahla tehdit ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarından sanık N.İ..’ın, silahla tehdit suçundan 5237 sayılı TCY’nın 106/1-2. maddesi uyarınca 6 ay hapis, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan aynı Yasanın 170/1-c, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mahsuba ve hak yoksunluğuna, 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan ise beraatına ilişkin, Ortaca Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21.12.2006 gün ve 33-555 sayılı hüküm, sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 06.12.2010 gün ve 19013-19192 sayı ile onanmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 24.03.2011 gün ve 57899 sayı ile;

“...İtiraza konu uyuşmazlık, sanığa hükmedilen kişilerde korku, kaygı veya panik yaratacak şekilde silahla ateş etmek suçunda kullanılan silahın kuru sıkı mı, yoksa gerçek silah mı olduğunun tespit edilememesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 170/1-c madde ve fıkrasında tanımlanan içinde silah ögesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığından, müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık N.İ..’ın aşamalardaki savunmalarında ateş etmediğini, B. B..’ın ateş ettiğini, B..’ın elinden gaz tabancasını alıp arabanın içerisine koyduğunu söylemesi, B. B..’ın tüm beyanlarında N.’un elinden aldığı silahın kuru sıkı olduğunu, tanık S. S..’in polis ve Cumhuriyet savcılığında sanık N..’un tabanca ile ateş ettiğini, tanıklar A. A..ve R.

S..’nun aşamalarda; sanık N..’un ateş ettiği silahın gerçek mi yoksa kuru sıkı mı olduğu konusunda bilgilerinin olmadığını söylemeleri, suçta kullanılan tabancanın ele geçmemesi, olay yerinde boş kovan ya da mermi çekirdeğinin bulunmamış olması karşısında, sanık N.

İ..’ın olay sırasında havaya ateş ettiğinin kesin olduğu, ancak silahın gerçek mi, yoksa kuru sıkı mı olduğunun tespit edilememesi ve mahkemenin hükmün gerekçesindeki kabulünün de bu yönde olması nedeniyle şüpheli bir durumun söz konusu olduğu, ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi uyarınca sanığa hükmedilen kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek şekilde silahla ateş etmek suçunda kullanılan tabancanın kuru sıkı mı, yoksa gerçek silah mı olduğunun tespit edilememesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 170/1-c madde ve fıkrasında tanımlanan içinde silah ögesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığından,

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 06.12.2010 gün ve 2008/19013 E., 2010/19192 K. sayılı sanık N.İ.. ile ilgili kişilerde korku, kaygı veya panik yaratacak şekilde silahla ateş etmek suçundan verilen hükmün onanmasına ilişkin kararının kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmesi” gerektiği görüşüyle itiraz yasayoluna başvurmuştur.

Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kapsamına göre inceleme, sanık N. İ.. hakkında genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.

Sanığın genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 6136 sayılı Yasa kapsamına giren ateşli silah kullandığı yolunda yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan beraatına karar verilen sanık hakkında, silahla ateş etmek suretiyle genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyet kararı verilip verilmeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Sanık N. İ..’ın, olay gecesi yerleşim yeri içerisinde ve yol üzerinde meydana gelen tartışma ve kavga esnasında niteliği belirlenemeyen tabanca ile havaya ateş ettiği, olayda kullanılan tabanca ve boş kovanın ele geçirilemediği anlaşılmaktadır.

765 sayılı Türk Ceza Yasasının 264. maddesinde; “... Her kim korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde her ne amaç ve nedenle olursa olsun, meskûn bir yerde veya çevresinde veya özel veya resmi veya genel yapılara ya da her türlü taşıt araçlarına ya da halkın toplu olarak bulundukları diğer yerlere silahla ateş ederse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca iki yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve beşbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılır” şeklinde düzenlenen korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçu, 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın 170. maddesinde;

“1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;

…

c) Silâhla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan,

Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” biçiminde tanımlanmıştır.

5237 sayılı Yasanın “Tanımlar” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde de;

“Silah deyiminden;

1. Ateşli silâhlar,

2. Patlayıcı maddeler,

3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,

4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,

5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler” anlaşılması gerektiği belirtilmiş,

5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 2. maddesinde ise; “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz, suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz” şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 170. maddesinin gerekçesinde somut tehlike suçu olarak tanımlanan genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçunda korunan hukuki yarar; kişilerin hayatları, vücut bütünlükleri ve malvarlıkları bakımından bir tehlikeye maruz kalmadan huzur ve güven içerisinde yaşama haklarıdır. Anılan maddede yasaklanan ve ceza yaptırımına bağlanan eylemlerin işlenmesi durumunda kişilerin hayatları, vücut bütünlükleri veya malvarlıklarının zarar görme tehlikesi ortaya çıkmaktadır. Tehlikenin belirli kişi veya kişiler bakımından söz konusu olmasına gerek yoktur. Belirsiz sayıda kişinin, dolayısıyla toplumu oluşturan birçok kimsenin korunması amaçlanmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.09.2002 gün, 202–318. 12.06.2007 gün, 126–143. 26.06.2007 gün, 143–155. 29.05.2007 gün, 109–115. 03.07.2007 gün, 153–160, 154–161, 155–162 ve 156–163 ile 18.09.2007 gün, 206–179 sayılı kararları başta olmak üzere pek çok kararlarında.

5237 sayılı TCY’nın 170. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde düzenlenen silahla ateş etmek suretiyle genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçunun oluşabilmesi için eylemin, kişilerde korku, kaygı ve panik yaratabilecek tarzda gerçekleşmesi yeterli olmayıp, eylemde kullanılan silahın da aynı Yasanın 6. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde tanımlanan ateşli silahlardan olması,

diğer bir anlatımla fonksiyonu itibarıyla ateş etmeye elverişli gerçek bir silah olması gerektiği, kuru sıkı tabir edilen gaz tabancaları, özellikleri gereği bu suç açısından silah sayılamayacaklarından bu nitelikteki tabanca ile ateş edilmesinin 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 36. maddesinin 1. fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın yerleşim yeri içerisinde ve cadde üzerinde tabanca ile havaya ateş etmesi eylemi, yerel mahkemece 5237 sayılı TCY’nın 170. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında değerlendirilmiş, ancak suçta kullanılan tabancanın ve bu tabancaya ait boş kovanların ele geçirilememesi ve sanık savunmaları ile tanık beyanları karşısında, söz konusu tabancanın gerçek mi, yoksa kuru sıkı mı olduğu hususu kuşkuya yer vermeyecek şekilde kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamış olduğundan 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan beraatine hükmolunmuştur.

Amacı, maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden sağlamak olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinin birisi de “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından gözönünde tutulması gereken herhangi bir soruna ilişkin kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanacağı gibi, işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi bakımından da geçerlidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanamaz.

Sanığın aşamalarda tutarlılık gösteren savunmaları, şikâyetçi ve tanık beyanları ile dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, olayda kullanılan tabanca ve boş kovanın ele geçirilemediği hususu da göz önünde bulundurulduğunda sanığın eylemini ateşli silahların tüm fonksiyonlarına sahip gerçek bir silah ile gerçekleştirdiği hususu, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamıştır. Bununla birlikte 6136 sayılı Yasa kapsamındaki ateşli silahlarla benzer özellikleri taşıdıklarından hareketle, gaz ve ses fişeklerini patlatmada kullanılan ve kuru sıkı tabir edilen tabancalarla da genel güvenliği tehlikeye sokma suçunun işlenebileceğini kabule olanak bulunmamaktadır.

Bu itibarla, sanığın genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme hükmü ile bu hükmü onayan Özel Daire kararı isabetli olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 06.12.2010 gün ve 19013–19192 sayılı kararının sanık Nasuf İlhan’ın genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçu yönünden KALDIRILMASINA, 3- Ortaca Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2006 gün ve 33–555 sayılı kararının sanık Nasuf İlhan’ın genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçu yönünden BOZULMASINA, 4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2011 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/82, K. 2011/182, 20 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2011/82
Karar No
2011/182
Tarih
20 Eylül 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2011/83 K.2011/633
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/83 K.2011/671
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2011/83 K.2011/21567
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2011/83 K.2011/4479
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/84 K.2011/295
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2011/84 K.2011/826

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.