İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2012/1244 K.2012/1775

Ceza Genel Kurulu 2012/14-1244 E. , 2012/1775 K.

Esas2012/1244Karar2012/1775Tarih18 Eylül 2012Okuma5 dk · 1.090 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2012/1244
Karar No
2012/1775
Karar tarihi
18 Eylül 2012
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.090 kelime·5 dk okuma·2 bölüm

Ceza Genel Kurulu 2012/14-1244 E. , 2012/1775 K.

"İçtihat Metni" Tebliğname : 2012/153398 Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Mahkemesi : MANİSA 1. Ağır Ceza Günü : 10.05.2012 Sayısı : 118-147

Cinsel saldırı suçundan sanık A. Ü..’ın eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kaldığının kabulü ile 5237 sayılı TCY’nın 102/1, 102/3-c-d, 102/5 ve 43. maddeleri uyarınca 16 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.06.2011 gün ve 303-183 sayılı resen temyize tabi olan hükmün sanık müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 19.12.2011 gün ve 19243-5206 sayı ile;

“Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan dolayı 19.10.2009 günlü iddianameyle kamu davası açılmasından sonra usulen sorgusu yapılıp savunması alınmadan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının ihlal edilmesi,

Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca 06.12.2010 tarihinde tanzim olunan ve 'Kronik Post Travmatik Stres Bozukluğu' tespitiyle mağdurenin ruh sağlığında meydana geldiği bildirilen bozulmanın, 18.09.2009 tarihli ilk iddianamede anlatılan olaydan mı, 19.10.2009 tarihli iddianamede anlatılan ikinci olaydan mı yoksa her iki olayın birleşmesinden mi kaynaklandığı konusunda bir açıklık bulunmadığı ve bu nedenle bu hususlarda sadece dosyanın gönderilerek Adli Tıp Kurumundan ek mütalaa alınması gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması” isabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

1 nolu bozma nedenine uyan Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 10.05.2012 gün ve 118-147 sayı ile;

“Yargıtay bozma ilamında mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın birinci olaydan mı, ikinci olaydan mı yoksa her iki olayın birleşmesinden mi kaynaklandığı konusunda yeniden rapor alınması gerektiği belirtilmiş ise de; önceki kararımızda mağdurenin her iki olay sırasında da 18 yaşını ikmal ettiği kabul edilerek sanık hakkında TCK 102. maddesinden hüküm kurulduğu, bu itibarla ruh sağlığındaki bozulmanın ayrı ayrı hangi olaydan meydana gelmiş olmasının suçun vasfı ve verilecek ceza miktarına etki etmeyeceği, bu tür suçlarda mağdurenin ruh sağlığındaki bozulma teselsül etmeyeceğinden TCK 43. maddenin uygulanmasının mümkün olmadığı,

sonuç olarak mağdure yönünden ruh sağlığındaki bozulmanın hangi eylemden kaynaklandığı sorusuna aranacak cevabın sanığın hukuki durumunu değiştirmeyeceği gibi böyle bir tespitin de tıbben çok zor olduğu, dosya üzerinden ATK'nın böyle bir talep konusunda karar vermesinin sağlıklı da olamayacağı,

sonucu değiştirmeyecek bir tespit için mağdurenin tekrar ATK'na gönderilmesinin de mağdureyi tekrar mağdur etme ve belki olayı tekrar yaşayıp ruh sağlığının daha da olumsuz yönde etkilenmesine sebebiyet verme sonucunu doğurabileceği ve nihayet gereksiz zaman ve masraf kaybına yol açacağı hususları bir arada değerlendirilerek bozma ilamının bu bölümüne uyulmamasına ve bu yönde direnilmesi gerektiği” gerekçesiyle 2 nolu bozma nedenine karşı direnerek, ilk hükümdeki gibi karar vermiştir.

Resen temyize tabi olan bu hükmün sanık müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının “onama” istekli 27.06.2012 gün ve 153398 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ve yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden; sanık hakkında, katılana karşı 2007 yılı ve sonrasında gerçekleştirdiği iddia olunan nitelikli cinsel saldırı suçundan 18.05.2009 tarihli iddianame ile birinci kamu davasının açıldığı, 31.05.2009 tarihinde gerçekleştirdiği iddia olunan cinsel saldırı suçundan ise 19.10.2009 tarihli iddianame ile ikinci kamu davasının açıldığı, yerel mahkemece 19.10.2009 günlü ikinci iddianame ile açılan kamu davasının, ilk dava ile birleştirilmesine karar verilip yargılaması birlikte yapılarak, eylemler nedeniyle katılanın beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin rapor düzenlenmesinin talep edildiği,

Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca 06.12.2010 gün ve 131 sayılı raporla katılanın 31.05.2009 tarihinde gerçekleşen eylem nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun belirtildiği, yerel mahkemece sanığın iki ayrı iddianameye konu olan eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kaldığının kabulü ile 5237 sayılı TCY’nın 102/1, 102/3-c-d, 102/5 ve 43. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

5237 sayılı TCY’nın “Cinsel saldırı” başlıklı 102. maddesinin beşinci fıkrasının;

“Suçun sonucunda, mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, on yıldan az olmamak üzere, hapis cezasına hükmolunur” şeklindeki hükmü ile cinsel saldırı suçunun, neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali düzenlenmiştir.

Bu fıkra kapsamındaki cinsel saldırı suçlarında, görünüşte neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç halinin söz konusu olduğu ve gerek uygulamada gerekse öğretide kabul edildiği üzere ortada bağımsız bir suç bulunmayıp, meydana gelen ağır neticeden dolayı cezanın ağırlaştırıldığı kabul edilmektedir. Mağdurun ruh sağlığının bozulması halinde, bağımsız ve müstakil ceza belirlenmesini gerektiren bir suç hali bulunmayıp, suçun temel şekline nazaran cezanın TCY'nın 102/5. maddesi uyarınca daha ağır belirlenmesini gerektiren bir artırım nedeni söz konusudur.

Ayrıntısına Ceza Genel Kurulunun 20.11.2007 gün 142-240 sayılı kararında yer verildiği üzere, cinsel saldırı suçunun temel şeklinin zincirleme şekilde gerçekleştirildiği hallerde, mağdurun ruh sağlığının bozulması halinde, bu bozulmanın bir kez gerçekleştiği nazara alınarak, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç haline zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, Ceza Genel Kurulunun 12.03.1996 gün ve 24-34 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararı ile Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere, mahkumiyet hükmü, şikayetten vazgeçme üzerine verilen düşme kararı ve af yasasında olduğu gibi iddianamenin düzenlenmesi de hukuki kesinti oluşturmaktadır. Mütemadi (sürekli) suçlarda hukuki kesintiden sonra fiile devam edilmesi, müteselsil suçlarda ise fiilin tekrarlanması yeni ve müstakil bir suçu oluşturmaktadır. Yargıtayın duraksamasız ve kararlılık gösteren içtihatları da bu doğrultudadır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanık hakkında iki ayrı iddianame ile açılan kamu davalarının yerel mahkeme tarafından birleştirilerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanmış olması, cinsel saldırı suçunun temel şeklinin zincirleme şekilde gerçekleştirildiğinin kabul edildiği hallerde, mağdurun ruh sağlığının bozulmasının ancak bir kez gerçekleşebileceğine nazaran, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç haline zincirleme suç hükümlerinin uygulanması olanağının bulunmadığının kabul edilmiş olması, 18.05.2009 tarihli iddianame ile hukuki kesinti oluştuktan sonra sanığın 19.10.2009 tarihli iddianameye konu suçu işlediği,

dolayısıyla sanığın eylemleri iki ayrı suçu oluşturduğu halde, yerel mahkemenin zincirleme tek suç oluşturduğu yönündeki kabulünün karşı temyiz olmadığından, ancak eleştiri konusu yapılıp, bozma nedeni yapılamayacak olması karşısında; yerel mahkemece, mağdurun 31.05.2009 tarihinde gerçekleşen eylem nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunu belirten Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu raporu esas alınarak hüküm kurulması isabetli olup, eksik araştırma ile hüküm kurulması söz konusu değildir.

Bu itibarla, yerel mahkeme hükmündeki direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve hükmün esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. Ayrıca, 07.10.2009 tarihinden itibaren tutuklu olan, sanığın üzerine atılı nitelikli cinsel saldırı suçunun ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerden olması ve 5271 sayılı CYY'nın 102/2. maddesi uyarınca tutuklukta geçecek süre, uzatma da dahil olmak üzere en çok 5 yıl olup, tutuklanma tarihlerinden itibaren bu süre dolmamış bulunması nedeniyle sanığın tahliye isteminin bu aşamada reddi ile tutukluluk halinin devamına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2012 gün ve 118-147 sayılı hükmündeki direnme gerekçelerinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Tutuklu sanık A. Ü..'ın 5271 sayılı CYY'nın 102/2. maddesi uyarınca tahliye edilmesine YER OLMADIĞINA ve TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, 3- Dosyanın, hükmün esasının incelenmesi için Yargıtay 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2012 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1244, K. 2012/1775, 18 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2012/1244
Karar No
2012/1775
Tarih
18 Eylül 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/1245 K.2012/5599
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/1245 K.2012/7905
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/1245 K.2012/20198
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/1246 K.2012/5598
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/1248 K.2012/19105
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/1249 K.2012/7309

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.